Bırakıp Gittin Beni

bırakıp gittin beni bütün kapılarda
bütün çöllerde tek başıma kodun
şafakta arayıp öğle vakti yitirdiğim
vardığım hiç bir yerde değildin
sensiz bir odanın sahrasını nasıl anlatsam
hiçbir şeyin seni andırmadığı bir pazar kalabalığını
denizde dalgakırandan da boşluğunu bir günün
seslenip de senden cevap alamadığım sessizliği

bırakıp gittin beni kalarak olduğun yerde hareketsiz
her yerde bırakıp gittin beni gözlerinle
düşlerin yüreğiyle bırakıp gittin beni
yarım kalmış bir cümle gibi bırakıp gittin
düşen hep ben oldum en küçük kımıldanışında senden

başını çevirdiğin için ağladığımı görmedin hiç
bana bakıp görmediğin için
ben yokken içini çektiğin için

ayağına düşen gölgene acıdın mı hiç sen

Louis Aragon
birakip+gittin+beni Bırakıp Gittin Beni

Kalpler Daralıyor İnsanlar Büyüdükçe

Masaya bıraktığım düşüncelerimden kaçışan uzaklar,
Daha bir sınırsız şimdi, daha bir sakin.
Kanatlarına sinmiş,
Eski zamanlardan kalma
Derlenmiş toparlanmış bir fısıltının sesi.

Renk renk, mis kokulu uzaklar;
Bağrına basar
Bir gün yıktığın, bir gün altında kaldığın
Sınırsız sevgimin mevsimsiz sessizliğini…
Yüreğinin yakınlarındaydı,
Duymalıydın
Sözünü sakınmaz çağırışlarını rüzgarın.

Zamanın kıyılarındayız şimdi
Ve tek başımıza
Renk renk, mis kokulu uzaklar
Bağrına basar
Tersine dönmüş düşlerimi.

Dağların keyfi yerinde,
Şarabın alevi uzaklarda göğü boyuyor.
Kalpler daralıyor insanlar büyüdükçe
Uzaklarda umut var,
Umut var dağların güneşte kurutulmuş özünde.

Sonra yavaş yavaş gece dokununca tenime,
Yıldızlar bulaşıyor gözlerime.
Uzaklarda umut var,
Umut var yıldızların ışık huzmelerinde.

Fatoş Balı

kalpler+daraliyor+insanlar+buyudukce Kalpler Daralıyor İnsanlar Büyüdükçe

Düşman

Üç beş yerine parlak güneşler vuran
Karanlık bir fırtına oldu gençliğim;
Bitik bahçemde yıldırımla yağmurdan
Tek tük pembe yemiştir bütün derdiğim.

Vardım düşüncelerin güzüne demek,
Suyun yer yer mezarlar gibi oyduğu
Sele gitmiş toprakta düzlemem gerek
Kürekler, tırmıklarla her bir oyuğu.

Gelişir mi bilinmez bir güç bulurda
Düşündüğün o yeni çiçekler burada,
Kumsal gibi yıkanmış yerde kim bilir?

-Ey acı! Ey acı! Varlığı yer zaman,
Yitirdiğimiz kanla büyür, serpilir
Bağrımızı kemiren o sinsi düşman!

Charles Baudelaire
Çeviri : Sait Maden

charles+baudelaire+dusman Düşman
Düşman

Gençliğim bir karanlık fırtına oldu,
Birkaç yerinde parlak güneşler açan;
Öyle harap çıktım ki bu fırtınadan,
Bahçemde kızarmış tek tük meyve kaldı.

İşte fikirlerin güzüne ulaştım,
Suyun mezarlar gibi çukur açtığı
sel basmış toprakları durmayıp gayrı,
Kürekler, tırmıklarla onarman lazım.

Boyatacak mı ki sırrî gıdayı bulup
hayal ettiğin yeni çiçekler acap
Bir kumsal gibi yıkanmış bu topraklardan

-Ey acı! ey acı! Zaman ömrü yiyor,
Ve kalbimizi kemiren sinsi düşman
Kaybettiğimiz kanla gelişip büyüyor!

Charles Baudelaire
Çeviri: Ahmet Muhip Dıranas

Düşman

Tükendi gençliğim karanlıklarda,
Çılgın fırtınalarda ve yağmurlarda;
Güneş bazan açtı, kapandı derhal
Bahtımın yazgısı karanlıklarda;
Öyle harap ettiler ki gönül bahçemi
Dallar hep kırıldı, yapraklar yerde
Kuytularda birkaç meyvesi kaldı…

İşte ulaştım güz aylarına
Fikirler sararmış yapraklar gibi;
Kullanmalı artık her bir aleti
Küreği, tırmığı ve ötekileri,
Düzeltip onarmak için yeniden
Bahçemdeki bütün harap yerleri
Suların basıp da oyup açtığı
Kocaman çukurları mezarlar gibi…

Hayal ettiğim yeni çiçekler,
Acaba bulurlar mı kimbilir,
Ardıç kuşlarının bulduğu gibi
Güç alabilecekleri her bir gıdayı,
Gizemli gıdayı, özlü gıdayı
Bu sulak topraklarda. Bu hoş havada.

Ey acı! Ey acı! Yiyip bitiriyor hayatı zaman,
Ve yüreğimizi kemiren düşman
Bu anlaşılmaz, bu garip düşman
Büyüyüp güçleniyor kanlarımızla
Durmadan kaybettiğimiz kanlarımızla.

Charles Baudelaire
Çeviri : Şevket Seydialioğlu

Yalnızın Şarabı

Seven kadının o garip bakışı var ya,
Sere serpe yıkansın diye güzelliği
Dalgalı ayın titrek göle gönderdiği
Beyaz ışın gibi bize doğru kayar ya;

Bir kumarbazın sonuncu para kesesi;
Çapkıca bir öpücüğü sıska Adeline’in;
Tıpkı uzak sesi gibi insan derdinin,
Sinirlendirici, tatlı bir müzik sesi,

Bütün bunlar değmez, derin şişe, senin
Dindar ozanın susamış yüreği için
Bağrında tuttuğun etkili balsılara;

Umut, gençlik, yaşam boşaltısın içlere,
– Ve onur, hazine bütün dilencilere,
Ki bizi yengin ve eş kılar Tanrılara!

Charles Baudelaire
seven+kadinin+garip+bakisi Yalnızın Şarabı

Yalnızlıklar 1

Neresinden bakılırsa bakılsın,
her cümlede bir çift göz vardır
ve her noktada bir insan.

O insan ki, bakar bize ve ötemize;
ve o insan ki, giyindiği zamanın gerisinden sorar
hep kaygılanır, duraksar ve sessizdir.

Ve geldim demenin bir sessizliği varsa,
öpüşelim demenin,
sen hâlâ gitmiyor musun demenin
ya da ölmek istemenin bir sessizliği varsa,
kelimeleri de vardır sessizliğin
duruşun kelimeleri vardır;
bakışın kelimeleri vardır;
bakışın, uzanışın,
gülüşün…

Ama, yalnızlığın kelimeleri yoktur.
O, bütün kelimelerden oluşmuş bir kelimedir.

Hasan Ali Toptaş

yalnizligin+kelimeleri+yoktur Yalnızlıklar 1

kar kesti yolu

kar kesti yolu
sen yoktun
oturdum karşına dizüstü
seyrettim yüzünü
gözlerim kapalı

gemiler geçmiyor uçaklar uçmuyor
sen yoktun
karşında duvara dayanmıştım
konuştum konuştum konuştum
ağzımı açmadım

sen yoktun
ellerimle dokundum sana
ellerim yüzümdeydi.

Nazım Hikmet

kar+kesti+yolu kar kesti yolu

Lodos

Uzaklarda çok uzaklarda
kurbağalar
Bataklıkların bilinen sesi
Bir duruyor bir başlıyor
Yer altından gelir gibi

Işıklar oluyor kör kandil
Öyle zayıf en uzak yıldızlar utanıyor
Alıp dikmek istiyoruz başucumuza
Işıklar büyür mü birleşince
Sevgiler gibi

Bir yerlerde bir yara durup durup kanıyor
Durup durup hatırlıyoruz
Daha dün ölmüş oğlumuzu
-Mavi gözleriyle nasıl olmuştu da-
Ya da bize dün gibi geliyor
Kar-altı aydınlık mıdır
Kardelenler başverir son kışta
Bembeyaz umut çiçekleri talim yerlerinin
Birbirinden uzak nice toprakta

Bir lodostu besbelli
Kimbilir ne zaman çıkmıştı yola
Koşa koşa geliyordu simsiyah
Dalgalarla. Uzaktı
Simsiyah bir uğultuydu henüz
Ama gelecekti hepimiz biliyorduk
Gelecekti ıslatmağa köpüklerle
Bembeyaz köpüklerle
Yürümeyi unutmuş ayaklarımızı.

Mehmet H. Doğan

bir+yara+durup+durup+kaniyor Lodos

Karıma Mektup

Bir tanem!
Son mektubunda:
"Başım sızlıyor
yüreğim sersem!"
diyorsun.

"Seni asarlarsa
seni kaybedersem;"
diyorsun;
"yaşayamam!"

Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda
ölüm acısı.

Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgili;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nâzım'a!

Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...

Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.

Nazım Hikmet
karima+mektup Karıma Mektup

Işığım Söndü

-madencinin son mektubu-

Karıcığım hoşçakal, ışığım azalıyor,
Yanımda ölü arkadaşlarım.
Artık kömür kokulu ekmekler getiremeyeceğim sanırım.
Buraya kadarmış çocuklarım, hoşçakalın,
Hakkınızı helal edin; anacığım, babacığım.
Işığım azalıyor, hoşçakalın..

Üstüme değil içime çöken ocağın sessizliğinde
Tek tek seslerinizi duyuyorum, yüzlerinizi görüyorum,
Işığım azalıyor, soluğum azalıyor, biliyorum,
Yavaş yavaş dünyanın kara kalbine gömülüyorum.

Işığım söndü, işte gidiyorum..,
Ah, en çok da şimdi, bir bilseniz
Nasıl da bulutları, ağaçları, gökyüzünü özlüyorum.
Işığım söndü.. Hoşçakalın, arkadaşlarım çoktan gitti,
Artık ben de gidiyorum…

Şerif Erginbay

isigim_sondu Işığım Söndü

Mektup

Mermerle bir yazılmışsa tarihi
Gönderilmeyen mektuplar da gider
-anla nereden geldiğini hüznün-

Bütün ömrüm
ölü bir dilde başlar,
ölü bir dilde biter,
mektuplar gibidir ömrüm.

Adım orda kaldı,
bütün adlarım:
m e r m e r!

Gönderilmeyen mektuplar da gider.

Şerif Erginbay

gonderilmeyen+mektuplar+da+gider Mektup