Big Bang

Sözlerimi çok kısa tutacağım
Kementler atacağım cümle kaygan akıl istihsâline
Bozmak pahasına tüm iyi niyetli tertiplerini iyi olmayı becerebilenlerin
Sözlerimi çok kısa tutacağım

Farkedeceğim taacüple örtünen tüm ayıpları
Yansıtarak Şeytanın yangınından aldığım ışığı sevaba
Kısılmış gözlerimde görmeye çalışanlar ruhumu
Yılgınlığa düşecek küfrümün tınmayan kayıtsızlığıyla
Düşlerinde gezeceğim iyi hesap yapabilen herkesin
Kimin yoksa dişe dokunur bir endişesi
Bir kez daha kanacak o doğru söyleyeceğim yalana
Gizli gizli sileceğim noktalarını tüm ف ‘lerin
Toz alıyordum diyeceğim gözü açılanlara
Bir aşırılığa mecbur etmek için tüm mutedil iyilikleri, kötülükleri
Kolay unutulan bir pişmanlık planlayacağım
Butonlar koyacağım eylemekten alıkoyan rengarenk butonlar
Aklı kalkacak kim varsa aklı sürünen fikirlerle dolu
Kolay kopan bağlar kuracağım
Anbean hayal kırıklıklarıyla sınayacağım tüm zayıf imanlıları
Suyun şeffaflığıyla sırlayarak tüm anlamları
Akıtacağım zevk seylablarını şelaleler gibi boşa
Bilginlere öğreteceğim olgunlaşmayı, erteleyerek geçmeyici zevkleri
Mühlet diyeceğim zamandan yapılmış ülkelere
Topraklarımı daima genişleteceğim
Koparacağım sözün o lime lime zincirini
Birleştiren imkansız yarıklarını ayrı oluşumuzun
Çağıracağım saklı ne varsa düş haznelerinde
İmdadına o yalnız meleğin, tanrısını kaybetmiş

Düreceğim defterini alacağı hiç bitmeyen gaddar veresiyecinin
Ve dirilteceğim güzelliği

Sözlerim çok kısa olacak
ve onları tutacağım

Kitabın Ortası’ndan

sozlerim+cok+k%C4%B1sa+olacak Big Bang

Misket

Bu işi nefsimi karıştırmadan halletmeliyim
Nefsimi cezayire sürdüm gitmiyor
Seni kendime istesem çok olur
Üstün kalsın böyle giyinik duralım
Bir çocuk vardı, misket oynardık, hep üterdim
Ben nefsime laf geçiremiyorum, çok acaip,
Bilmezsin geçtin mi bastığın yer tütüyor
Bir çocuk vardı büyümüş artık ütemiyorum
Misket olsan alır çantama koyarım
Akşam evde döner döner sayarım
Bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir bir
Sen beni çok kırıyorsun haberin yok
Nefsimin bir adı da izzet, kalender çocuk
Ne yapsan ağrına gidiyor, lafımı dinlemez
Ben o çocuğu yine üterim ya, ona da yazık
Ama işte burdayım ben bana da yazık
Bilmiyorum belki biraz sana da yazık

Hareket eden her şeyi sen sanıyorum
Misketim yok ben hala varsayıyorum

Kitabın Ortası’ndan

misket Misket

Yıllar Değerini Artırır İnsanların

Düşlerle yıpranmışım ben;
Havanın aşındırdığı mermer
Bir salyangoz kabuğu derelerde;
Ve bütün gün sabahtan akşama
Gözlerim bu kadının güzelliğine takılı

Sanki bir kitap açıp
Orada resmini bulmuşum
Bakanların gözlerine şölen
Ya da dinlemesini bilen kulaklar
Duyduğu için sevinen ve bilgeliğe
Aldırmayan bir güzelin;

Oysa oysa,
Bir düş mü bu benim gördüğüm, yoksa gerçek mi?
Ah keşke karşılaşsaydık
Gençliğimin ateşi sönmeden!
Oysa düşler içinde kocuyorum ben,
Havanın aşındırdığı mermer
Bir salyangoz kabuğu derelerde.

William Butler Yeats
Çeviri : Cevat Çapan

dusler+icinde+kocuyorum Yıllar Değerini Artırır İnsanların

İki Yıl Sonra

Kimse söylemedi mi sana o korkusuz,
Seven gözlerin daha uyanık olmalı diye?
Ya da hatırlatmadı mı kimse nasıl umarsız
Olduklarını yanarken pervanelerin?
Ben uyarabilirdim seni; ama gençsin sen
Ve başka başka diller konuşuyoruz ikimiz.

Ah, ne verilse almaya hazırsın sen
Ve bütün dünya dost senin gözünde.
Annen gibi sen de çekeceksin,
Sen de öyle incineceksin sonunda.
Ama ben yaşlıyım, sen gençsin
Ve barbarca bir dille konuşuyorum ben.

William Butler Yeats
Çeviri: Cevat Capan

ben+yasliyim+sen+genc İki Yıl Sonra

Penceremin Yanındaki Sığırcık Yuvası

Arılar yuva yapıyor sıvası dökülen
Duvarın çatlaklarında ve oraya
Çerçöp ve sinek getiriyor kuşların anaları.
Duvarımın sıvaları dökülüyor, bal arıları,
Gelin, sığırcığın boş yuvasında kendi yuvanızı yapın.

Her yandan kuşatılmışız ve kapılar kilitlenmiş
Kararsızlığımızın üstüne, bir yerde
Bir adam öldürülüyor, bir ev kundaklanıyor,
Ama açıkça anlaşılmıyor olup bitenler:
Gelin, sığırcığın boş yuvasında kendi yuvanızı yapın.

Taşlardan ya da odunlardan bir barikat,
On dört günü geçen bir iç savaş;
Dün gece o genç askerin ölüsünü
Kanlar içinde yolun ortasına yuvarladılar:
Gelin, sığırcığın boş yuvasında kendi yuvanızı yapın.

Boş düşlerle beslemişiz kalplerimizi,
Kalpler saldırganlaşmış bu yüzden;
İçimizdeki kin daha yoğun
Duyduğumuz sevgiden; Ey bal arıları
Gelin, sığırcığın boş yuvasında kendi yuvanızı yapın.

William Butler Yeats
Çeviri : Cevat Çapan

bos+d%C3%BCslerle Penceremin Yanındaki Sığırcık Yuvası

Sandalda

istanbul+siirleri Sandalda

Şu havaya bak reis şu suya bak
Deniz kadın gibiymiş hadi be
Marika’dan da güzel bu mübarek
Tövbeler olsun katil olur insan
Sağımız adalar solumuz dalyan
Ben kürekteydim Mehmet karşıda
Mavi beynime vurmuş
Mehmet dedim Mehmet yahu
Ateşle dinamiti fırlat gitsin
Yüze vursun karagözü izmariti istavriti

Hiç unutmam yine böyle bir gün
Ada’da Hıristos tepesinde
Deniz tabak gibi önümüzde
Sedef adası Medef adası Maden
Böyle şey görmedim ömrümde
Bir hışırtı insanı ürperten
Binlerce on binlerce leylek
İstanbul’a döndüler üstümüzden

Bir daha anladım denize karşı
Uzandım sandala yumdum gözlerimi
Yaşamak mademki bunca güzel
Dövüşülür uğrunda ölünür
Anladım ki hürriyet aşkı barış aşkı
Yaşama sevincinden ayrı değil
Günümüz bu inançla böyle taze
Mavilik bu yüzden pırıl pırıl

Oktay Rifat

Herşey Ayartabilir Beni

Herşey ayartabilir beni şu şiir uğraşından:
Gün olur bir kadının yüzü ya da daha kötüsü
Çektiği çile alıklarca yönetilen yurdumun;
Şimdi daha kolayı yok
Elimin alıştığı bu işten.Gençken
Metelik vermezdim türkülere,
Sazını çalmaz mıydı ozan? Kılıç kında beklercesine;
Razıyım, dileğim yerine gelsin de tek
Balıktan daha soğuk, daha dilsiz, daha sağır olmaya.

William Butler Yeats

Çeviren: Cevat Çapan

hersey+ayartabilir+beni Herşey Ayartabilir Beni

sirk hayvanlarının kaçışı

i
bir konu bulmaya çalıştım, boşu boşuna bir konu,
beş altı hafta boyunca her gün durmadan.
belki de kırgın bir ihtiyar olduğum için artık
olanla yetinmeliydi kalbim; gel gör ki,
kış demeden, yaz demeden, yaşlanıncaya değin
gösteriyi sürdürmüştü sirkteki hayvanlarım,
sırıkla yürüyen cambazlar, o yaldızlı araba,
aslanla kadın, tanrı bilir başka neler.

ii
ne yapabilirim bu eski konuları sıralamaktan başka?
önce o üç büyülü adaya, simgesel düşler peşinde
burnundan sürüklenen denizci oisin’in
o boşuna sevinci, boşuna savaşması, boşuna dinlenmesi
kırgın bir kalbin konuları bunlar ya da bence öyle,
eski şarkılara süs ya da saray oyunlarına;
ama neden bendeki bu kaygı, onu kışkırtan ben,
ben ki, onun masalsı nişanlısının peşine düşmüşken?
derken tam tersi bir gerçek çıktı ortaya,
prenses cathleen adını verdim ona;
o da merhametle çılgın ruhunu feda etti,
neyse ki gökler araya girdi onu kurtarmak için.
sandım ki sevdiğim kadın yok edecekti ruhunu,
öyle köle etmişti kendine onu bağnazlıkla kin.
ve bu düş canlanır canlanmaz içimde, düşün
kendisiydi aklımı başımdan alan, gönlümü çelen.

ve ekmeği çalınca soytarıyla kör,
zaptolunmaz denizle savaştı cuchulain;
kalbin gizleri bunlar, gene de her şey bir yana,
o düşün kendisiydi beni büyüleyen:
yalnızca kahramanın yaptıklarıydı
yaşanan ana dikkat çeken, belleği denetleyen.
oyuncularla boyalı dekorlara hayrandım ben,
onların simgesi oldukları şeylere değil.

iii
o usta işi imgeler eksiksiz oldukları için
ruhun saflığında ortaya çıkmışlardı,
ama onların kaynağı ne? bir yığın çöp,
boş şişe, kuru kemik,paslı demir,teneke
bir de kasada oturan o yaşlı sürtük.
artık merdivenin de devrildiğine göre,
kalbin köhne o eskici dükkanında
serilip yatmak gerek merdivenin dibine.

William Butler Yeats

çeviren: Cevat Çapan

sirk+hayvanlarinin+kacisi sirk hayvanlarının kaçışı

Ephemera

“ Bir kez olsun gözlerimden yorulmayan gözlerin
Hüzünle eğiliyor artık sarkmış göz kapaklarının altında,
Sevgimizin solmasından”

“Tükeniyor olsa da sevgimiz
gel bir kez daha duralım
gölün o ıssız kıyısında
uykuya daldığında tutku; o çaresiz yorgun çocuk,
o soylu saatte beraberce.

Ne kadar uzakta görünüyor yıldızlar
Ve ilk öpüşmemiz ne kadar uzak
Ve ah, yüreğim ne kadar yaşlı”

Dalgın gezindiler kuru yapraklar boyunca
Usulca dokunarak kadının ellerine:
“ Tutku, çok yıprattı yüreklerimizi.”

Ağaçlar çevreledi onları ve sarı yapraklar
dökülmüştü karanlığa solgun ağanlar gibi ve
o an yaşlı ve aksak bir tavşan sıçradı patikaya,
Sonbahar üzerindeydi adamın: ve bir kez daha
durdular gölün o ıssız kıyısında.
Ölü yaprakları sürüklediğini görmüştü kadının
Döndüğünde
Sessizce topladığını onları, gözleri
Göğüsleri ve saçları gibi nemli.

“Ah hüznü bırak
Yorgunuz bizi bekleyen başka aşklar için,
Sevmek ve nefret etmek için kaygısız saatler boyu
Ölümsüzlük uzanır önümüzde, ruhlarımız
Sevgilerdir ve bir sürekli ayrılış.”

William Butler Yeats

huznu+birak Ephemera

Dualardan Bir Dua

bilerek kimseyi aldatmadım, sanırım,
elimden geldiğince yani
yapmamaya çalıştım bunu, Allah’ım;
ama emin değilim, doğrusu,
sizin de buyurduğunuz gibi;

emin değilim, evet kendimi iyi,
yapıp ettiklerimi, yazdıklarımı güzel
göstermek istediğim olmuştur, illâki,
başka türlü de olamazdı,
öyle değil mi ama, öyle değil mi?

çünkü şiir yazıyorum, ne de olsa,
ve kendimi ben şair yapmadım,
bunu en iyi siz biliyorsunuz,
kendimi şair buldum,
yoksul ve şair, daha çıkarken yola.

iyi şairlerse, çok iyi biliyorum,
aldatmayı başardıklarında başkalarını,
mutlaka aldatmış olurlar önce,
zamanlarının en safı,
en kolay kananı olarak kendilerini.

öyleyse, beni bana aldattırma, Allah’ım!
ama şiiri elimden almadan yap bunu;
şiiri, melekleri, uçan şeyleri hayatlarından
sinek ilacıyla kovan kullarına
muhtaç etme, rüsva eyleme beni!

Amin!

19 Ocak 2013
Süssüz Dualar Kitabı

Cahit Koytak

dualardan+bir+dua Dualardan Bir Dua