Melâl Perisi

Bağrıma bir gece çöktü ağlama,
Bir garip hayâlet girdi rüyâma,
Dedi: “Sen âşıksın artık akşama:
Çünkü ben gönlüne keder getirdim.

“Duyurmadan geçer sevginin günü,
Neşe bu cihânın dönmez sürgünü,
Al armağanımı ve yar göğsünü:
Yarası kapanmaz hançer getirdim.

Beni gördün, artık çıkmam aklından,
Titreyerek kaçar sana yaklaşan,
Al kanlar fışkırır elini sıksan:
Her yanı dikenli güller getirdim.

Bahâra erişip düşme emele,
Derdini yavaşça geceye söyle,
Başını eğip de şarkımı dinle:
Hicrân illerinden haber getirdim.

Nurullah Ataç

yarasi+kapanmaz+hancer+getirdim Melâl Perisi

Aşk gibidir şiir

Aşk gibidir şiir de: Söyleriz, söyleriz, çok şeyler söyledik gibi gelir bize, bir de bakarız ki bir şey söyleyememişiz, hep çevre de dolaşmış da öze değememişiz.

Nurullah Ataç

ask+gibidir+siir Aşk gibidir şiir

Tül-Hayâl

İçli bir şarkıya dönüşür zaman;
Hüzünlü nağmeden vazgeçemezsin.
Göğsündeki yara dağlandığı an,
Âh etmek istersin, inleyemezsin!

Yıldızlar dökülür ak saçlarına,
Mehtaplar imrenir gözuçlarına,
Başını alır da avuçlarına,
Ağlamak istersin, sabredemezsin!

Kulağında çalar eski şarkılar,
Devirler değişir, hikâye başlar,
Tül-hayâl içinde zaman yavaşlar,
Kalbindeki sırrı gizleyemezsin!

Kadehlerle içsen tek uzvun sızmaz,
O mahşer gecene düşlerin sığmaz,
Kulağına gelen kadim incesaz,
Seni sende çözer, hissedemezsin!

Gözünden süzülür en kanlı sırlar,
Yaşadığın ana sığar asırlar;
Yağmurlara bıraktığın kahırlar,
Bir gece kabrine yağar mı dersin?

Nazir Akalın

kalbindeki+sirri+gizleyemezsin Tül-Hayâl

Aynalar

Gençliğimi kaybettim birtakım odalarda;
Kaybolan gençliğimi aradığım aynalarda
Ölüler dolaşıyor böğürlerinde elleri,
Aynı şeyi arayan akraba hayalleri.

Yalnız bir taze kadın yaşlılığı arıyor;
Yaşlılığım, yaşlılığım! Diye yalvarıyor.
Sırları dökülüyor baktığı aynaların;
Söndürüp yürüyor bir bir aynaları kadın

Ahmet Muhip Dıranas
sirlari+dokuluyor+aynalarin Aynalar

Limon Çiçeği

Melankolik bir kıyımda
mil çektiler kalbime
aşkım
senin gölgende
hain
tefeci diye
gönlümü karış karış parselleyen cinnetler
gecemi sular gibi sular gibi içtiler
şehri kaplayan gölgemi
karanlıklara gömüp
güneşi
kadere kefen diye
boydan boya biçtiler

ve
ah limon çiçeği
meçhul bir kapı aralığından
nazir akalın diye
hüzne künye biçtiler

işte o gün bu gündür
gözlerimde çıldıran
bu yorgun isyan
kiliseye havraya camiye gitmez
sessiz iç geçirişlerle
kıyısında bir nehrin
cuma cumartesi pazar
üç kez intihar

ah limon çiçeği
yalvar bir yere yalvar
üşümesin üşümesin ne olur
cansinemin kalbinde musalla taşım
dizlerde künyeme şu mil çeken yıllarım
her dikenli çalıdan
gül koparır
şiirlerde ağlarım

Nazir Akalın

siirlerde+aglarim Limon Çiçeği

çiğdemler gazeli

                            sızılı bir gecenin yüreğime düşürdüğü
                                                   Çiğdem taneleri için..

Iska geçecek genç bir ölümü yeşerten nefesin,
adını soluyan her heceyi, her çiğdemi.

Bütün yabanlıklarını giyinip de gelecek
sızılı şiirime el veren her geceyi, her gülü.

Ağlayan meleğimdin düşlerimde tüm incelikleri büyüten
mürekkep kokulu kitabım, küflü aynamsın bunu bil.

İnceliklerimin ağrıyan yerisin, dumanlı bir mavilikte,
adını soluyorum her nefeste, öksüz kalıyor tüm isimler.

Islak dudaklarında geceyi avuçladığım kadınımsın
Düşlerim, gündüşlerimsin bulutlar kadar üzgün kalbime inen.

Uğuldayan gölgeni gördüm de sustum.
Ah, kumral gök mavisi adam, sızlayan körpe yanım.

Sen kırık bir yaz hikâyesi olmalısın Çiğdem,
tülden bir gecesin, yaralarımı saran..

Suyu gördüm, bildim kalbinde büyüttüğün gizi,
suyu gördün ey güzel nun; suyu gördün ve büyüdün.

Meleklerini çağırıyorum tanrım, meleklerini
bana sızılı bir ölüm bağışlayacak meleklerini..

Ahmet Bozkurt

bildim+kalbinde+buyuttugun+gizi çiğdemler gazeli

Yalnızlığa Veda

Gidiyorum işte
Hayalde gör, düşte gör.

Yalnızlığın da ucuna geldim,
sırtımda kederin hançeri,
saplanmadan hep tehditle yürütür beni.
Bilmem neden ve nasıl çıktım bu yola,
vardır elbet başlangıcı bu halin;
ben de bir harmandan savruldum sonunda,
konmasız uçtum peşinden kadın denilen hayalin.

Hayatmış ama asıl beni kandıran cilve.
Yine de bir şey verdi diyemem bana bu derin tasavvur
ve yeryüzü meridyenlerle kestiğim özlü çamur
kerpici iliğimde kurur, ağrısı yüzüme vurur.

Ah ne vedadır ne vebadır ne vebaldir bu!
Gitmek değil, artık dağılmak benimkisi
tozuyan aklım ve hafızamla.
Bitsin artık bu şiirler, bu kitap, bu içe dönük cihannüma
Hayalse katili bir insanın
cesedi vurmaz hiçbir kıyıya.

Adnan Özer
insanin+cesedi+vurmaz+hicbir+kiyiya Yalnızlığa Veda

Akdua

ölülerin ak ayaklarında açar zambaklar
(zambaklar) yer kurtlarının tezgâhında dokunur
senin – kötüler kötüsü – yüreğin bunları bilmez

ölülerin ak soluklarıyla büyür zambaklar
(zambaklar) mahşerin ak bildirisidir okunur
senin -yetimler yetimi- aklın bunları almaz

şairlerin ölüm çiçeğidir zambaklar
(zambaklar) çocukların karbeyaz uykusudur
senin -mutrıplar mutrıbı- gönlün bunları çalmaz

zambaklar gün gelir şairlerin başucuna sokulur

Adnan Özer
akdua Akdua

Çıngırağın Ölümü

( Ç ı n g ı r a ğ ı n Ö l ü m ü 1 )

bir sesevinde doğdum
inanırım çanların ölümüne
fırtına dinince kıyacağım kendime

sen çizince ben oldum
inanırım kumlu ellerine
sen yitince kıyacağım kendime

bakır damlasından soğudum
inanırım zehirli yüreğine
şart olsun kıyacağım kendime

( Ç ı n g ı r a ğ ı n Ö l ü m ü 2 )

I
zaman batıyor Margarita
su doluyol saatlara
bir kurtçuk geçiyor
beynimdeki kumdan

ses göçüyor Margarita
çanlar ölüyor sesevlerinde
dili kurtlanıp çürüyor
ölüm giriyor yalnız
açık kapıdan

II
ses ölünce
kimse kimseyi çağıramaz
ikimizin gizli sevdası
bir incinin yüreğinde
bulunamaz

zaman yanınca
ölüm de bırakır arkadan vurmayı
gelip evlerimize yerleşir
giyer geceliklerimizi
kan kabuklu bedenine
yataklarımızda yatar

herkes göçünce
ölüm yalnızlığını yaşar
son kez duy tenimi
ve kokla beni
ben yitince
belki yeni bir tufan kopar

( Ç ı n g ı r a ğ ı n Ö l ü m ü 3 )

adımlarım
bir yere götürmüyor artık beni
çiziyorum kıl üstüne
küçük çıngırağın ayak izlerini

gözlerim
sönüyorlar bir bahçede
katran güle sarılıyor
uzun uzun öpüşüyorlar
birleşiyor
cennet ve cehennem
tanıyarak bedenlerini
dil ve damak gibi

adımlarım
bir yere götürmüyor artık beni
yağmur saralı bir dilenci
devriliyor ardımsıra
yürüdüğüm her sokak
duvarlaştırıyor kendini

ellerim
eriyorlar bir bahçede
kopuyor küpelerin halkası
kemerlerin tokası
yalnızlık delik ağlarıyla
avlanıyor içimi

adımlarım
bir yere götürmüyor artık beni
küçük bir çıngırağım
çalıyorum kendi kendimi

Adnan Özer
adimlarim+bir+yere+goturmuyor+artik Çıngırağın Ölümü

Eğilip Suyunu İçtiğimiz Çeşme

Hani büyük korkular başlayınca insanda,
Sıkılır yüreği, ölecek gibi olur;
Ne dost sevgisi, ne yar sevgisi,
Ne varsa hepsini bırakıp gitmek ister
Nereye, kime, niçin? Demeden.
Ölüme benzer, ölüme yakın,
Bir şeyler duyar içinde açıklayamaz,
Yumuşak, yavaş, ılık
Nerdeyse uzatsa elini dokunacak,
Belli, besbelli kumaş gibi,
Yorumlanamayan, birikmiş, toplu,
O bildiğimiz düşüncele benzeyen

Birçok sorulardan örülmüş;
Kırmızı mı, mavi mi, yeşil mi?
Ne idüğü belirsiz gibi görünen
Her şeye yakın, aşk içinde
Yaşama gibi, macera kıvamında,
Sevilen, tapılan, yanıp yakınılan
Nerdeyse yanıbaşında, selam verecek
O, omzuna dokunup geçen,
Akşamları çileden çıkaran
Her şeyi büyük azgınlığına alıştıran
Bizim bildiğimiz, bizim duyduğumuz,
Yayan yapıldak peşinde koştuğumuz,
Bozlağa, uzunhavaya, mayaya benzer,
Bir Anadolu türküsü, yanık, hazin
Eğilip suyunu içtiğimiz çeşme…

Mehmed Kemal
omzuna+dokunup+gecen Eğilip Suyunu İçtiğimiz Çeşme