Çok Üşümek

Bir Kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın
Urban içinde Üşüyüp Üşüyüp kaldığımızın

Bir Kalır yanık yağlar yataklarda o oteller
Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer

O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler

Bir Kalır uzun duvarlar ve onların dipleri
Bir Kalır Yılgın Adamların hep “Evet” dedikleri

Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız
Üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız

Tükenir dağınık diriliği kaşıntımızın bir gün
Bir Kalır uzun kitaplarda anısı çok Üşüdüğümüzün …

Turgut Uyar

cok+usumek Çok Üşümek

Yalnızlığı Denemek

Sonra yalnızlığı denemek oluyor herşey..

Üç beş sandalye yetiyor hüznü ağırlamaya..
Akşamları getirdiğim yorgunluk beni anlatmıyor..
Durmadan okşuyorum tüylerini gecenin..
Çiçekler büyük bir yokluğa bakıyor..
Gitsem..
Gitsem bir solgunluğa gidiyorum;
yüzümde kelebekler ve tebessümler ölüyor…

Gonca Özmen

yalnizligi+denemek Yalnızlığı Denemek

Bana Beklet

Bana beklet yontusunu ayıklarının
Bana beklet saksında o mahçup çiçeği

Ben ki beyaz bir sayfanın sıkıntısındayım
Yüzümde suskun ev tenhaları
Yüzümde geçkin bir elmanın kurtları

Ah hanginize baksam bir bahçe dağınıklığı
Geçsem içinizden geçsem
Kaderimdeki faytonun ağır aksaklığı

Bana beklet bu yara bilincini
Ve üşürüm ürpertisini ölümlü olmanın

Ben ki kuşlann göç zamanıyım
Büyüttüğünüz kötülük yılanı
Hüzünle uyandığınız yatakta

Ah bilmemenin geniş huzuru
Korkuyu getirdi rüzgâr
Öylece koydu aramıza

Bitir sessizi ve yeniden başla

Gonca Özmen

bana+beklet Bana Beklet

Sanki Yokum

Beni böyle uzun sev
Gölü delirt
Tutuştur suyun kanını

Gitmeni yalanlayan kuşlar bul

Bir küflü yorgunluk
Zamansız bir deniz kaldı
Gecenin avuçlarında

Hem varım sanki yokum

Beni böyle ıslak sev
Gizimi dağıt

Kuşlar demiştik kuşlar

Kal öyle
Öyle rüzgarlı

Ahşap bir kapı
Açılıyorum sana

Gonca Özmen

beni+boyle+uzun+sev Sanki Yokum

Sus

Sus
Kaldır at şu yıpranmış sözcükleri
Ellerimde ellerinle büyüsün düşündüklerin
İlk yaratıldığın güne dön

Sus
Ne bulduk iki yüzlülüğünde seslerin
Sus büyüsün bu derinlik
Büyüsün öğreneceklerin

Sus
Bu gürültü yıkacak evreni günün biri
Sus tükeniyoruz soluk soluğa
Buğu gibi

Sennur Sezer

sus+tukeniyoruz+bugu+gibi Sus

Sesimi Arıyorum

Bir ses arıyorum
Yeni bir şiire başlamak için
Bir doğum çığlığı gibi kaçınılmaz
Çocuğun ilk ağlayışınca güzel
Bir ses.
Çünkü yüreklerimiz
Acılarla şişe şişe nasırlaştı
Kızgın demirlere değen ellerimiz
Su toplayıp kabarır, nasırlaşır
Ateşe ve demire dayanır
Yüreklerimiz acıyla dövüle dövüle
Çelikleşti.
Yalnız orda, ta dipte küçük bir çekirdek
Gözyaşı gibi titriyor mavisiyle havanın.
Kız çocuklarının perçemleriyle oğlanların afacanlığı
Kaynatıveriyor o damlayı.

Bir ses arıyorum
Yeni bir şarkı için
Çocukların ilk sözcüğü gibi umutla,
Sevinçle duyulacak bir ses,
Çünkü umutsuzluk yasaktır
Don vuran ağaç sürgün verecek,
Kaya çatlayacak, tohum yeşerecektir.
Ama susmaktan sesimi yitirdim
Nasırlaştı dilim.

Elim ateşten korkmuyor,
Ülkemin bütün kadınları gibi tırnaklarım küt
Ateşten sıcak bir tencereyi yanmadan alabilirim
Köz basarım yüreğime.
Yüreğim nasırlarıyla umudu koruyor,
Bir küçük ışıltıyla baharı bekleyen
Çekirdek ateşten korkmuyor.

Sennur Sezer

sesimi+ariyorum Sesimi Arıyorum

Yarıda Kalan Mısralar

I
Beyaz kumsalında beyaz denizin
Kaç akşam gömdüm de yaslı gönlümle
Bir fecir görmedim, değişmeksizin,
Başlasın ve bitsin bir tebessümle!

Ömür defterimde duruyor, yer yer,
Gözyaşı dökülmüş gibi silikler.
Her yılım bitmemiş bir şi’re benzer,
Her günüm yarıda kalan bir cümle.

II
Almış aydınlığı günler yüzünden,
Geceler saçından, siyah olmayı..
Gün beni ayırır diye hüzünden
Geceler bilmiyor sabah olmayı!

Yüzünü görmeden geçse yıllarım
Geceyi saçmış gibi okşarım,
Göynü çocuklukta kalan ben varım,
Aşkım öğrenmedi günah olmayı..

Faruk Nafiz Çamlıbel

Yarida+Kalan+Misralar Yarıda Kalan Mısralar

Sislenen

Gittikçe puslanıyor görüntü
sislenen bir aynaya dönüyor
yakın geçmiş de olsa artık
zor seçebiliyoruz birşeyleri
bulutlar çöküyor anılarımıza

Ama unutmuş değiliz yaşananı
buğulu bir düş gibi de olsa
duyumsuyoruz o kekre tadı
ve her anımsayışta irkiltiyor
o soluksuz bırakan küf kokusu

Soluk renklere bürünse de
suyun ve göğün görüntüsü
yaşanan duyurulacaktır mutlaka
anlatacaktır bir çocuğa bunları
göğsü paramparça edilen biri

Ahmet Telli
gittikce+puslan%C4%B1yor Sislenen

Zaman Kekemeydi

Gün bitti, elindeki güller de soldu
anımsanacak neler kaldı bugünden
paylaşılmış olan nelerdi sımsıcak
belki bir türkü söyleriz geceye karşı
saçlarını tarazlayan bir şafak olur

Zaman kekemeydi ve tarihe sızan
soytarılar gördük genç ömrümüzde
ölüm peşimize düşende bir göçebeydik
suretimiz ağardı kurulan darağaçlarına
bütün sığınaklar uçurumlara açılırdı

Rüzgâr suyu soğutsun su terli bedenlerimizi
ve aşkı düşünelim biz, destan yalnızlıkları
konuşursak akşam olur ve yine yağmur yağar
gidersek gülüşler azalır buralarda
kim bulur kayıp adresteki dostları

Bir karanlığa bakıyorum bir de zamana
ay büyüyüp bir gül oluyor ellerinde senin
ve ancak yeni bir yorumu oluyor aşkın
saçlarından sızan bu karanlık yağmur
ayın çağıltısıyla tutuşuyor begonyalar

Saçlarındı diye düşünüyorum ömrümüzü
çözdükçe savrulan rüzgârdı saçların
ve ikide bir aklıma düşüyor aynı soru
-Aşkı bilmiyorsam nasıl değiştiririm
kendimi, seni ve bütün dünyayı..

Ahmet Telli
zaman+kekemeydi Zaman Kekemeydi

Sözde Sararır

Olur, aramam seni ve kimseyi
Anıları pas tadında bırakırım
Konuşacak ne kaldıysa kalsın
Susmaktır birşeylere saygılı kılan
Ayrılık da bir olanaktır bilirsin
İnce bir sis, bir hüzün örtüsü
Dumanlı bir ıslık yakışır şimdi
Dudaklarıma, bırakıp giderim
Söz / de sararır biterken bir aşk
Kediye iyi bak çiçekleri sula
Diyorsam da aldırma sözlerime
Alışkanlık işte başka birşey değil
Söz / de sararır biterken bir aşk

Ahmet Telli
sozde+sararir Sözde Sararır