Ölüm ve Genç Kız

(Genç kız konuşur)

Geç git! Ah, geç git
Git ey vahşi iskelet!
Daha gencim ben, git dostum!
Ve bana dokunma.

(Ölüm cevap verir)

Elini ver, ey güzel ve zarif varlık,
Ben dostunum ve cezalandırmak için gelmedim.
Cesur ol! Ben vahşi değilim,
Rahatça kucağımda uyumalısın.

Matthias Claudius

%C3%B6l%C3%BCm+ve+gen%C3%A7+k%C4%B1z Ölüm ve Genç Kız

Pişmanlık şarkısı

Yalnız , sana karşı günah işledim ;
Önünde ettim , ne kötülük ettimse.
Öfkeni hak eden suçları görüyorsun ;
Gör Tanrım , nasıl acı çektiğimi de.

Senden gizleyemem iç çekişlerimi ve dualarımı
Ağlayacaksam huzurunda dökerim göz yaşlarımı.
Ah Tanrım , daha ne kadar acı çekeceğim söyle?
Daha ne kadar yalnız bırakacaksın beni böyle?

Günahlarıma göre değerlendirme beni Tanrım ;
Hatalarıma göre de.
Aradığım sensin , Bırak yüzünü bulayım ;
Hoşgörülü Tanrım , merhametli Tanrım!

Erkenden ver bana iyiliğini ,
Merhametli Tanrım!
Adının hakkı için yardım et bana ;
Tanrı’msın , koşansın imdadıma.

İzin ver , bir kez daha yürüyeyim yolunda.
Öğret bana kutsal yasanı!
Öğret ki , kendimi dilediğince düzelteyim ;
Tanrım’sın , bense senin hizmetçin.

Tanrım , yardım et bana ; koruyucumsun ;
Doğru yola döndür beni!
O görür , benim göz yaşlarımı ve duyar dualarımı ;
Alır ruhumu , kanatlarının altına.

Christian Fürchtegott Gellert

Christian+F%C3%BCrchtegott+Gellert Pişmanlık şarkısı

Ölüme Dair

Ömrüm tükeniyor hızla ;
Her geçen saat , daha da yaklaştırıyor
Beni mezarıma.
Öyleyse , ne için yaşıyorum hala?
Ölümü düşün , ey insan!
Erteleme artık ; çünkü yapacağın bir o kaldı!

Christian Fürchtegott Gellert
ecel+serbeti Ölüme Dair

Ey, Güzel Koku!

Ey , büyülü zamanlardan kalma güzel koku ,
Büyüle beni yine , çel aklımı;
Tatlı yelin içinde uçuşurken ,
Bir sürü uçuk kaçık ayartı!

Neşeli bir istek çağırıyor beni ,
Epeydir unuttuğum hazlara.
Ey , büyülü zamanlardan kalma güzel koku ,
Büyüle beni yine , çel aklımı;

Tövbe ettim huysuzluğa ve somurtkanlığa ,
Işıklı penceremden dört gözle bakıyorum;
Uçsuz bucaksız , sevgili dünyaya.
Ve hayaller kuruyorum , beni götürecek o güzel manzaralara;
Ey , büyülü zamanlardan kalma güzel koku!

Otto Erich Hartleben

koku Ey, Güzel Koku!

Ay Sarhoşu

Gözlerden içtiğimiz şarap ,
Ay akıyor üstümüze geceleyin dalga dalga;
Kabarıp taşıyor ,
Sessiz ufuktan.

Sayısız özlemler , korkunç tatlı ürpertiler
Yüzüyor o selin içinde.
Gözlerden içtiğimiz şarap ,
Ay akıyor üstümüze geceleyin dalga dalga.

Şair , adanmışlığın kölesi;
Kutsal likörle sarhoş.
Kendinden geçmiş cennete dönüyor yüzünü ,
Sendeleyerek emip , höpürdetiyor onu;
Gözlerden içtiğimiz şarap.

Otto Erich Hartleben

ay+sarhosu Ay Sarhoşu

Kaygısızca Uykuya Dalıyoruz Aşkın Kollarında

Kaygısızca uykuya dalıyoruz aşkın kollarında;
Açık pencereden , nefeslerimizdeki huzuru dinliyor
Ve mehtaplı geceye taşıyor yaz rüzgarı.
Bahçeden , gönül yordamıyla bularak yolunu ,
Aşk yatağımıza kadar geliyor güllerin kokusu;
Harika düşler getiriyor bize ,
Arzularla yüklü , sarhoşluk düşleri.

Otto Erich Hartleben

sarhosluk+d%C3%BCsleri Kaygısızca Uykuya Dalıyoruz Aşkın Kollarında

Düello ve Ölüm

Tüm arzularımı yaşadım ben
Hayallerime de soğudum artık
Sadece acılarım kaldı içimde
Meyveleri kalbimdeki boşluğun…

Puşkin

blogger-image-2047710410 Düello ve Ölüm

Uzaklarda

Burada dinleneceğim, ağaçların altında!
Bayılıyorum küçük kuşları dinlemeye,
Nasıl dokunuyor kalbime şarkılarınız böyle;
Ne biliyorsunuz aşkımızla ilgili,
Bunca uzak bir yerde.

Burada dinleneceğim, derenin kıyısında!
Hoş kokulu çiçekler açmış dört yanımda;
Küçük çiçekler, kim gönderdi sizi buraya?
Çok uzaklardaki sevgilimin;
Aşkının, içten bir kanıtı mısınız yoksa?

Johann Ludwig Uhland (1787 – 1862)

blogger-image--1286574560 Uzaklarda

Gidiş ve Ayrılık

Öyleyse, artık sakınmalıyım senden;
Senden, kalbimin zevkinden, neşesinden.
Seni göğsüme bastırmıştım ya,
Öpmüştün sen de beni, ayrılırken.

Ah aşkım, sakınmak mı denir buna;
Böyle sarılarak, öpüşerek ayrılmaya?
Ah aşkım, ayrılık mı denir buna;
Tutunmuşken birbirimize, böyle sıkı sıkıya?

Johann Ludwig Uhland

ayr%C4%B1l%C4%B1k+m%C4%B1+denir+buna Gidiş ve Ayrılık

Sabah Erkenden

Sabah erkenden,
İki ya da üç gibi;
Çıktım evden,
Ortalık dingindi.

Yol sessizce uzar gider,
Suskundur ağaçlar;
Ötücü kuşlar,
Dallarında uyurlar.

Bir pencere mi bu ,
Usulca kapanan ardımdan?
Coşkulu yüreğim mi bu,
Göğsümde delicesine çarpan?

Nasıl oluyor da sadece,
Solgun bir mavi görüyorum her yerde
Kırmızlar, yeşiller,
Ya diğer renkler nerede?

Onun mavi gözler,
Öpüyor küçük mavi bulutları.
Ve sapsarı saçları,
Sarıp sarmalıyor bütün dünyayı

Gece bana verdiklerini ,
Uzun süre unutmayacağı;
Açıp kollarımı neşeyle,
Yaşamı kucaklayacağım!

Ağaçta bir ardıç kuşu,
Uyanıyor ansızın;
Gün sessizce doğuyor,
Düşlerinden aşkın.

Detlev Von Liliencron (1844 – 1909)

liliencron Sabah Erkenden