Sana Aşık Olduğum Günler

Tohumun çiçek açtığı günlerdi
Ask küsmemişti insana
Yıldızlar sohbet ederdi çocuklarla
Güneş ay elele ayni anda dolanırdı gökyüzünde
Sen geçerdin kapımın önünden
Sevişirdim ayak izlerinin tozuyla
O zamanlar sevgilinin varlığı yeterdi aşka

Günaydın derdin dükkanlarını açan esnafa
Sesinin değdiği her insana aşkla bakardım
Sohbet ederdim ekmek parası derdine düşenlerle
Sana dair bir izin sevdasıyla

Sana aşık olduğum günlerdi/ ki aşkım büyüdü durmadan
Bombalar atılmazdı çocuklar üstüne
İki düşman ordu
Birlikte ağlardı ölülerinin ardından
Dostça mertçe yas tutulurdu öldürülenler için
Sen geçerdin rüyalarımın derininden
Arzuyla titrerdi düşlerim
O zamanlar hayaller yeterdi sevişmelere

Seni sevdiğim zamanlarda dünya cennet bahçesiydi
Çiçek açardı tas sokaklar
Sevdanı konuşur
Sevdanı dillendirirdim
Çocuklara masallar anlatırdım
Aşkınla saklambaç oynar
Aşkınla sobelendirdik
Seni anlatırdım
Bin çocuk başı ruhuma uzanır uyurdu
Bin çocuk rüyasına sızardı senin güzelliğin

Gülerek doğardı çocuklar o zamanlar
Gülerek giderdi insanlar sonsuzluğun kapısına
Sen vardın çünkü
Seni severdim ben durmadan
Sairler sadece aşkı yazardı
Ayrılığı, hüznü bilmeden
Çaresiz aşkı, çaresiz seni yazarlardı

Daha kimseler bilmezdi kıyameti
Aşkın inancı vardı sadece ibadet edilen
Sana aşık olduğum günlerde
Korku nedir bilmezdi yürekler
Aşktan inanç imbik edilirdi
İnançtan ask doğardı sadece

Sana aşık olduğum günlerde/ ki hiç bitmedi aşkım
Kimse askın ömrünü biçmezdi yıllarla
Kimse gitmeleri konuşmazdı
Gidilen her yerde aşk yaşanırdı çünkü

Sana aşık olduğum günlerde hiç şiir de yazmazdım
Varlığından bozulan bu dünya yolculuğunda gülüm
Ben yokluğunun şairiyim sadece

Ah bitse günler
Seni yasamaya doğsam yeniden
Yeniden otursak bir kuyruklu yıldızın kenarına
Sallasak ayaklarımızı evrenin okyanusuna
Seyretsek dünyayı o ışıklı göklerden

Gassan Satar

yoklu%C4%9Funun+%C5%9Fairiyim Sana Aşık Olduğum Günler

Birden

Sessiz gece. Sessiz. Ve sen vazgeçtin
beklemekten. Nerdeyse dingindi her yer.
Birden, orada olmayan kişinin o canlı
dokunuşunu duydun yüzünde. Gelecek.
Sonra kendi kendine çarpan pancurların sesi.
İşte rüzgâr da çıktı. Ve biraz ötede,
kendi sesinde boğuluyordu deniz.

Yannis Ritsos
yannis+ritsos Birden

Son İstek

Şiire, aşka ve ölüme inanıyorum, diyor,
işte bu yüzden ölümsüzlüğe de inanıyorum.
Bir dize yazıyorum, dünyayı yazıyorum; ben varım; dünya var.
Bir ırmak akıyor serçe parmağının ucundan.
Yedi kere bu ırmak gökyüzünün mavisi. Yeniden
ilk gerçek oluyor bu arılık, bu benim son dileğim.

Yannis Ritsos
Çeviren : Cevat Çapan

%C5%9Eiire+a%C5%9Fka+ve+%C3%B6l%C3%BCme+inan%C4%B1yorum Son İstek

Nerdeyse Eksiksiz

Biliyorsun, ölüm diye bir şey yok, diyor adam kadına.
Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın.
İki gömleğin de ütülendi, çekmecede,
sadece küçücük bir gül benim özlediğim.

Yannis Ritsos
Çeviren : Cevat Çapan

Yannis+RITSOS Nerdeyse Eksiksiz

Yeniden Doğuş

Yıllardır kimse bakmamış bu bahçeye. Ama işte
bu yıl – mayısta mı, haziranda mı? – kendiliğinden
                       açmaya başlamış çiçekler,
parmaklıklara kadar coşmuş – binlerce gül,
karanfil, binlerce sardunya, kokulu burçak –
mor, turuncu, yeşil, kırmızı, sarı,
renk renk, dal dal ; öyle çok, öyle güzel ki,
                       süzgeçli kovasıyla
yeniden geliyor kadın – güzelleşmiş, dingin,
anlatılmaz bir güvenlik içinde. Ve bahçe örtüyor
                       kadını
omuzlarına kadar, sarıp içine alıyor büsbütün,
havaya kaldırıyor kollarında. Sonra biz geliyoruz,
                       tam öğle üzeri,
bahçeyle kovalı kadın göğe yükseliyor
ve başımızı kaldırdığımızda, birkaç damla su damlıyor
kovanın süzgecinden usulca yanaklarımıza, çenelerimize
                       ve dudaklarımıza.


Yannis Ritsos
Çeviri : Cevat Çapan 

Yannis+Ritsos Yeniden Doğuş


Değiş Tokuş

Pulluğu tarlaya götürdüler,
tarlayı eve getirdiler
-sonu gelmez bir değiş tokuş belirledi her şeyin anlamını.

Kadın kırlangıçla yer değiştirdi,
gidip çatıdaki yuvasına oturdu kırlangıcın ve şakıdı.

Kırlangıç kadının gergefinin başına geçti,
yıldızlar, kuşlar, çiçekler, kayıklar ve balıklar işledi.

Bilseydin ağzının ne kadar güzel olduğunu,
seni görmeyeyim diye beni gözlerimden öperdin.

Yannis Ritsos
Çeviren: Cevat Çapan

guvercin+gerdanligi Değiş Tokuş

Hayatım Sana Olan Aşkımdan Başka Bir Şey Değil

Gözlerin sorguluyor beni
Hüzünlü ve sessiz
Düşüncelerime sızmaya çalışarak,
Tıpkı ayın okyanusun derinliklerini görmek istemesi gibi…

Hiç bir şey saklamadan..hayatımı..apaaçık önüne serdim
Bu yüzden çözemiyorsun beni.

Eğer…hayatım
Sıradan,renkli bir taş olsaydı
Onu yüz parçaya bölebilir ve
Boynunda taşıman için sana bir kolya yapabilirdim ondan
Eğer… o
Yuvarlak,kokulu,sıradan,küçük bir çiçek olsaydı
Onu…hemen
Sapından koparabilir ve
Saçlarına iliştirebilirdim.

Sen…hüküm sürdüğün krallığın sınırlarından habersizsin.

Eğer…hayatım
Yalnızca bir zevk anı olsaydı
Huzurlu bir gülümseyişte belirebilir ve
Sen …onu…anında çözebilirdin.
Eğer…o
Yalnızca bir keder yumağı olsaydı
Berrak gözyaşlarıyla sırrını sessizce açığa vurabilirdi.

Ama…
Benim hayatım…sana olan aşkımdan başka bir şey değil

Ey benim en sevdiğim!

Zevkim ve cezam sınırsız
Yoksulluğum ve zenginliğim sonsuz…

Kalbim…Kendi hayatın gibi
Hemen yanıbaşında duruyor

Ama…Sen…Hiçbir zaman
Bütünüyle anlayamıyacaksın onu.

Rabindranath TAGORE

Rabindranath+Tagore Hayatım Sana Olan Aşkımdan Başka Bir Şey Değil

Olduğun gibi gel!

Olduğun gibi gel! ..Daha da güzelleşmek için uğraşma!
Saçının örgüleri çözülmüşse
Ayrımı düzgün değilse
Korsenin kurdeleleri iyice bağlanmamışsa, aldırma!
Olduğun gibi gel!..Daha da güzelleşmek için uğraşma!

Çimenlerin üzerinden koşar adımlarla gel!
Dudağının boyası çiğ taneleriyle silinmişse
Ayaklarında halhalların gevşemişse
Kolyenin incileri koparak yere düştüyse,aldırma!
Çimenlerin üzerinden koşar adımlarla gel!

Gökyüzünü kara bulutlar kapladı, görmüyor musun?
Irmağın karşı kıyısından turnalar havalandı ve
anında,rüzgar gibi,arka arkaya
Geniş fundalıklar üzerinden geçip gidiyorlar
Ürkmüş koyun sürüleri ağıllarına koşuyor
Gökyüzünü kara bulutlar kaplıyor, görmüyor musun?

Aynanın önündeki feneri yakma boşuna
Alev yine titreyecek ve rüzgar onu yine söndürecek
Gözlerin sürmesiz olsun, ne farkeder?
Gözlerin gökyüzündeki bulutlardan daha siyah, bilmiyor musun?
Aynanın önündeki feneri yakma boşuna.

Olduğun gibi gel! ..Daha da güzelleşmek için uğraşma!
Çiçeklerden tacını örememişsen, ne önemi var?
Bileziğinin kopçası kapanmıyorsa, bırak kalsın.
Gökyüzü bulutlarla kaplandı…Vakit geç oldu
Olduğun gibi gel!.. Daha da güzelleşmek için uğraşma!

Rabindranath Tagore

oldugun+gibi+gel Olduğun gibi gel!

Kıyıda

Sonsuz dünyaların kıyısında buluşur çocuklar.
Uçsuz gök hiç çırpınmaz başlarının üstünde, tedirgin
su gürültüyle çarpar. Sonsuz dünyaların kıyısında çığlıklarla,
oyunlarla buluşur çocuklar.

Kumdan kurarlar evlerini, boş kabuklarla oynarlar.
Kayıklarını kurumuş yapraklardan örüp geniş mavilikte
yüzdürürler gülümseyerek. Oyunlarını, dünyaların kıyısında
oynar çocuklar.

Yüzmeyi bilmezler, ağ atmayı da. İnci çıkarmaya dalar
inci avcıları, tüccarlar gemilerinde gider -çakılları toplayıp
dağıtırken çocuklar. Aramazlar gizli hazineleri, ağ atmayı bilmezler.

Kahkahalarla kabarır deniz, kıyının gülümseyişi solgunca
parıldar. Ölüme karşı koyan dalgalar, çocuklara anlamsız türküler
söyler, bebeğinin beşiğini sallayan anne nasıl söylerse. Deniz,
çocuklarla oynar, kıyının gülümseyişi solgunca parıldar.

Sonsuz dünyaların kıyısında buluşur çocuklar. Rüzgâr,
yolu olmayan gökyüzünde gezinir, gemiler batar izi bulunmayan
sularda. Sonsuz dünyaların kıyısında, o büyük buluşmaya koşar
çocuklar.

*

Çalışacaksan eğer, testini dolduracaksan gel, gel benim
gölüme.
Su, ayaklarına sarılıp gizini mırıldanacak sana.
Gelen yağmurun gölgesi var kumda; bulutlar, kaşlarının
üstüne düşen uzun saçların gibi inmiş ağaçların mavi çizgilerine.
Biliyorum adımlarının ezgisini, kalbimde atıyorlar.
Gel, gel benim gölüme testini dolduracaksan.
Dinleneceksen eğer, kaygısız oturacaksın, testini bırakacaksan
sulara gel, gel benim gölüme.
Çimenli bayır yemyeşil, sayısız kır çiçeği var.
Düşüncelerin, yuvalarından uçan kuşlar gibi çıkacak koyu
gözlerinden.
Peçen, ayaklarına düşecek.
Gel, gel benim gölüme kaygısız oturacaksan.

Oyununu bırakacaksan eğer, suda yıkanacaksan, gel, gel
benim gölüme.
Bırak, kıyıda kalsın mavi şalın, mavi su örter seni, saklar
seni.
Boynunu öpmek için ayakuçlarında dikilir dalgalar,
kulaklarına fısıldar.
Gel, gel benim gölüme suda yıkanacaksan.

Çıldırtacaksan eğer, ölümüne atılacaksan, gel, gel benim
gölüme.
Serindir gölüm, derindir de.
Düşsüz uykular kadar karanlıktır.
Gecelerle gündüzler birdir derinliklerinde, şarkılar
sessizliktir.
Gel, gel benim gölüme dalacaksan.

Rabindranath Tagore
Çeviren: Ülkü TAMER

g%C3%B6l%C3%BCme+gel Kıyıda

Boşuna Tutku

Boşuna, bu gözyaşları.
Boşuna, bu doymak bilmeyen ateşli tutku.

Güneş batmak üzere.
Orman karanlık, gökyüzü aydınlık.
Gündüzün yerini alıyor akşam,
yavaş adımlar ve kederli gözlerle.
Ayrılmakta olan güne ağıt yakıyor
çok hafif bir esinti.

Elleri ellerimde, istekle
gözlerinin içine bakıp
onu arıyorum,
nerede olduğunu merak ediyorum,
nerede bulacağımı,
içinde gizli olan ruhu.

Karanlık gökyüzünde,
yalnız yıldızlarda titreyen
göklerin o sonsuz ve aydınlık gizemi gibi,
ruhunun ışıldayan gizemi,
titriyor,
gözlerinin koyu karanlığında.
Ben de onlara bakıyorum dikkatle,
tüm aklım ve yüreğimle,
tutkunun mantıksız denizine dalıyorum.
Öğrenmeye çalışıyorum,
onu nerede bulabileceğimi:
gözlerinin içinde,
gülümseyişinde,
tatlı tatlı akan sözlerinde,
ya da yüzündeki dinginliğin
gerisinde.

Yazık, gözyaşlarım,
yazık, yükseklerdeki umutlarım,-
o neşeli gizem benim için değil.
Ne kadar atılgan bir tutku,
ona bütünüyle sahip olmak.
elimdekilerle mutlu olmalıyım:
bir gülücük, bir sözcük,
bir bakış,
bir aşk anıştırması.

Böylesine yoksul olan ben,
ne verebilirim ona karşılığında?
Sonsuz bir aşk var mı içimde,
sonsuz gereksinimlerini karşılayacak,
yaşamın?
Başarabilecek miyim,
kendim olmayı?
Alıp hayat arkadaşımı yanıma,
bulabilecek miyim yolumu,
sonu gelmeyen günler ve geceler boyunca,
sayısız dünyaları bir arada tutan,
sonsuz gökyüzünün içinden,
onlarca samanyolunun ve ışık hatlarının
derin aydınlığı ve karanlığından
ve güneşin doğup battığı
aşılmaz dağların üzerinden?
Bu kadar ürkek, yorgun ve güçsüz,
aç, üzgün, susamış, kör ve yitik olan ben,derinden yaralanmış kalbimle,
nasıl arzulayabilirim,
bütünüyle sana sahip olmayı?

Kimse bize ait değil.
İnsan açlığı doymuyor insanlarla.
Dikkatle
ve gizlilik içinde,
dünya ve onun tanrısı için açan,
birer nilüfer onlar.

Günler ve geceler boyunca,
sevinçte ve üzüntüde,
zenginlik ve yoksullukta,
yaşamda ve ölümde
ve mevsimlerin sayısız döngüsünde,
çiçek açıyorlar kokuları duyulsun diye,
güzellikleri ve tatlılıkları görülsün diye.
Kesimemeli hiçbiri,
tutkunun bıçağı ile.

Sevmek için varız,
ve güçlü bir aşk beslemek için.
Sevdiğimizi sahiplenmek için değil:
İnsan tutkusundan üstündür insan ruhu.

Derinlere gömülmüş tüm sesler bu dingin gecede,
Ateşli tutkunu bir kenara at gözyaşları içinde.
Evine dön yavaş adımlarla.

Kasım, 1887

Rabindranath Tagore
evine+gel Boşuna Tutku