Son Ağaç

Suskunluğumu acemiliğime bağışla
bir yaşama ustası değilim daha
ne cinnetten döndü yüzüm ne cennetten
bekliyorum kovulduğum kapıların ardında.

Ucuz ölümler sermedim kanıma
soldurmadım süzgün suda balkıyan güneşi
tedirginim, ıslanıyor varlığımdan akasyalar
yürüsem, çoğalıyor dalında yasak meyvalar
dursam, çoğalıyor.

Sürüyor dört mevsime ihanetim
kutsal and’a, kutsal kitaba
sürüyor yüreğimi varsıl kılan yeminim
sensiz tenha kalan hayata.

Sussun sussun ruhumda aforizmalar
zırhsızım, kılıcım yok sözlerini karşılamaya
yırttım, okutmuyor yüzünü sahte mushaflar.

Bir son ağaç yalnızlığı bu, iyi bil
uçurumun son çiçekleri açsın şimdi bağrında
ama unutma, sakın unutma
gülün rahlesinde diz kırmadım daha
tohumun tekkesinde zikretmedim
kekemeliğimi acemiliğime bağışla.

Yusuf Özkan Özburun

tumblr_m7kqhtX7uw1rywysso1_500 Son Ağaç

Ağlamaklı Olacak Herşey

Gideceksin ağlamaklı olacak her şey
Ağlamaklı olacak gökyüzü
Ve ağlamaklı olacak yurdum
Kağıtlarım kalemlerim ve masam
Sandalyem sigaram
Ve içimde yeni açan tomurcuk güllerim

Ölüm güzeldir ama böylesi yakışmaz bize
Böyle acı böyle dayanılması zor böylesine genç
Yakışmayacak bu güzel yüreğime
İçtenliğime doğallığıma insanlığıma

Kalbim çok hızlı atıyor ve sık sık nefesim kesiliyor
Ellerim titriyor ve düşüncelerim bulanıklaşıyor
Vücudum bütün doğal dengesini yitirecek
Yine her şey ağlamaklı olacak
Hayatın ta gerçeğisin en gerçeği ve en acısı
Ve ben payıma düşeni alacağım
Acı olacak ama alacağım

Biliyor musun?
İlk zamanlar gideceğin hiç aklıma gelmiyordu
Şimdi anlamaya çalışıyorum
Yüreğim isyanlarda
Galiba kararımı verdin
Dönüşün yok mu?

Yüreğimden kalkacak gemilerden
Haberin bile olmayacak
Olsun istemem
Sen incinme üzülme
Sonra acılar kalkacak
Bir bir yüreğimin semalarında
Yıldızlar kayacak her nefes alışımda
Göğsümün ortalarında ta derinlerinden

Korkmadan yaşayacağım
Ne soğuk duvarların dimdik karşımda durması
Ne söylediklerinin gözlerimden
Yüreğimden beynimden beni vurması
Ne kaçışların sonlarındaki uçurumlar
Korkutacak beni

Yaşayacağım bu şehir kılığına girmiş
Canavarın kollarında
Sorgulardaki cevapsız gecelerde
Bir bebek gibi büyüteceğim yüreğimi
Aşka hiç zamanım olmayacak
Olamayacak

Sevgimi hep kendime ideallerime vereceğim
Aşık olmanın tadına vardı bir kez yüreğim

Merak etmek özlemek beklemek
Sevmek kıskanmak
Seninle yeniden gençleşen bakışlarımı
Gidersen yaşlandıracağım
Korkmadan yaşayacağım
Ne dinlediğim masallar ne ninniler
Ne de müzikler uyutmayacak beni
Uyutamayacak

Uykusuzluğum özgürlüğümle kafa kafaya
Sokak çocuklarıyla arkadaş şimdi
Seni seviyorum
Bir devrimcinin tutsak kalma korkusundan
Daha çok korkuyorum seni kaybetmekten
Islak battaniyeye sarıp
Büyüttüğüm aşksın soğuk hücremde

Aşk benim için yoktu önceden
Aşk benim için sensin şimdi
Şimdi seni seviyorum
Ve dört duvara yollara sığmayan yüreğim
Seni kaybetmekten ilk defa bu denli korkuyor
Bu denli acıyor bu denli yanıyor

Yine de korkacağım
Seni unutmayacak unutamayacak olan
Ellerimden gözlerimden parmak uçlarımdan
Beynimden ruhumdan benden

Kadri Çelik
321961_480459785297488_1764221871_o Ağlamaklı Olacak Herşey

Lepra

Topu uzak arsaya kaçmış
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Ağzımdaki şekere benzer
Dualar ederim

Tatlı, yapışkan
Çabuk biten
Diş çürüten

Hafriyat çamurundan telsiz yapan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Kirlenen ellerimle bile
Seni özleyebilirim

Küçük, uzak
Özensiz

Bulduğu her parayla bakkala koşan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Aldığım en büyük hazzı
Seninle paylaşabilirim

İç içe ve yüksek
Hızlı ve gergin
Kolay gelen, eşsiz

Çayını açık içen
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Büyüklere görünmeden
Bi sigara yakabilirim

Seninle ya da sensiz
Öksürüklerle
Düzensiz

Okumaya erken başlayan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Bu zeki gözlerimle
Seni öpebilirim

Titrek ve ışıltılı
Dalgın ve unutkan
Bedelsiz

Basamakları atlayarak çıkan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Dengemi kaybedersem
Sana düşebilirim

Sağlıksız ve korkulu
Çekingen, kırık dolu
Sahipsiz

Kelimeleri yutarak konuşan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Ağzımı tamamlayabilirsen
Çok teşekkür ederim

Müşir Fuat

2012_08_picc-130608845-535319-450-333 Lepra

Bir Kadını Beklemek

Bir kadının bana gelecek olması, bir rüzgarı geçerek
Bir şarkıyı geçerek, saçlarının uçuşunda
Bir kadının bana gelecek olması, bir ömür geçecek

Aşkın buruk tadında, buluşması iki yalnızlığın
Bir akşamı geçecek

Belki de dağılan sesleri hüznün ve akşamın
belki de
Bir kadını geçecek

Bir kadını bekliyorum
Eteklerini ve saçlarını uçurarak gelecek…

Ataol Behramoğlu

IMG_0550 Bir Kadını Beklemek

Bir Kuşun Resmini Yapmak İçin

Önce bir kafes resmi yaparsın
Kapısı açık bir kafes
Sonra kuş için
Bir şey çizersin içine
Sevimli bir şey
Yalın bir şey
Güzel bir şey
Yararlı bir şey
Sonra götürür bir ağaca
Asarsın bu resmi
Bir bahçede
Bir koruda
Ya da bir ormanda
Saklanır beklersin ağacın arkasında
Ses çıkarmaz
Kımıldamazsın
Kuş bazen çabuk gelir
Ama uzun yıllar bekleyebilir de
Karar vermezden önce
Yılmayacaksın
Bekleyeceksin
Yıllarca bekleyeceksin gerekirse
Resmin başarısıyla hiç ilişiği yoktur çünkü
Kuşun çabuk ya da yavaş gelmesinin
Geleceği olup da geldi mi kuş
Çıt çıkarma yok
Kafese girmesini beklersin
Girdi mi kafese fırçanla
Usulcacık kapısını kaparsın
Sonra kuşun bir tüyüne dokunayım demeden
Bütün kafes tellerini teker teker silersin
Yerine bir ağaç resmi yaparsın
Dallarının en güzeline kondurursun kuşu
Tabii ne yapraklarının yeşilini unutacaksın
Ne yellerin serinliğini
Ne de yaz sıcağındaki böcek seslerini
Otlar arasında.
Sonra beklersin ötsün diye kuş
Ötmezse kötü
Resim kötü demektir
Öterse iyi olduğunun resmidir
İmzanı atabilirsin artık
Bir tüy koparırsın usulca
Kuşun kanadından
Ve yazarsın adını resmin bir köşesine.

Jacques Prevert

IMG_0784 Bir Kuşun Resmini Yapmak İçin

Ey sevgili…

Sür’un sedasına an kala sırtımızda kirli bohçamızla karşına çıkmaya utanıyorken… ah o erken ayrılık yok mu?

Peşinden koşamadım sevgili, bir akşam üzeriydi…
ayaklarım kavrulmuştu…
gidişinle kumlar nâr olmuştu
ve seni uzaklara götürmekten utanırdı yollar…
gözlerimizden düşen o billur hüzün daha toprağa varmadan meleklerin nurunda kayboluyordu….

Sevgili

Bir fecir vakti sana olan bütün özlemlerimi alarak ve Gaza’nın çocukları gibi koşarak ölüme… Sana geleceğim.
…gözlerimin bakarken utançtan eridiği yüzünün nuru düşecek semaya…

Sevgili

Bugün kuşlara imreniyorum …
kuşları kıskanıyorum sevgili…
kanat çırptıklarında nefesin gibi kokan güller üzerinde.
Ayaklarının değdiği coğraflarda bir çakıl taşı olmayı
Safa’dan Merve’ye esen bir rüzğar… çınlayan bir dua olmayı diledim sevgili…

Dev/asa,
elinde Musa’nın, Yarılır…. merhamet olur deniz!
Ve Zünnun karanlıklarda korunur… tesbih eder bir Yunus’un karnında El-Berr’i.
İstersen sadık ul kavl öldürür fücûru.
Bir yalan yolda gerçeği arıyor sefiller

İN_san…
Bırak adımlarını sapsın şu düş bahçesinden,
güllere sor,
dikene sor,
bana sor…
aşk dediğin ne ki?

Bir seher vakti
yolunu gözlemekten başka

EN SEVGİLİMİN.

Kadir Ünal

IMG_1005 Ey sevgili...

Hurûfî

terkedilmiş evlerin,kendine sarılan yalnızlığı
neyse,o dur kucaklaşmaları şehirlerarası terminallerin
çünkü insan içine doğru genişler
lime lime soyar derisini
hallacdan mansura geçer
orada
aşk ve ölüm ve su ve ateş ve toprak
ve rüzğar savurunca saçlarını bir kızın simsiyah
yükleyip eşyasını mensura
artık kimse tutamaz hurûfî,gider
bu betondan tanrı kentin aşkı kovan dükkanlarından
bu çirkef bu geniş bu iltihap
içine doğru çünkü insan
terkedilmiş bir evdir
kendine sarılan yalnızlığından

Köksal Özyürek

575848_442652909089833_1732831489_n Hurûfî

Ben Karnında Annemin

Ateşe bak demek geçiyor nedense şimdi sana içimden
erik ağaçları gene aldandı ve kar düştü üstlerine
ben bu bahar da yetişemedim soğuk tutmalıydı diplerini
ateşe bakarak delirebiliriz dalıp renklerine kuru odunların
ateşe bak bu yeter sen orda bakarken beni burada oğul etmeye.

Ben karnında annemin sen bir mermerle bir
bir anne birdir bir mermerle, bilmezse karnındaki nedir
o dengi olmayandan olan sen birsin o dengi olmayan için
arılar ayrılınca da kovanından baba bilmemişse babalığını
oğul bir babadan değil baba bir oğuldan bilinir
ve çok bilinir ve kahırla söylenir ki babalar bir soğan erkeği çok kere
anneler üstünde soğan doğranılan bir kara mermer bile değildir
doğan doğuranda aramamalı kendini bu yüzden, aramalı
o dengi olmayanda ve buluncaya kadar; nasip bu ya
bir mimik’te, bir mermerin içinde.

Benim gördüklerimi görüyor musun?
görüyorsun biliyorum da soruyorum gene de
ben bu mavi suyun içinde sen orda o beyaz mermerin içinde;
rengimiz, ateşin renkleri içinden
kuru odunların turuncusu gibi olmayacak hep, beraberce bilelim
su kabağından çantanı asıncaya kadar omzuna
ayaklarında sevdiğim yürüyüşün olmayacak
ya sabır ikimize de.

Ateşe bak, beni delirtecek olan seni büyütecek
üşüyen bakar ateşe, pervane bakar, kuşlar, gergedanlar
ağır gelen yükü için sahibine tüküren lamalar bile bakar, ateşe bak
gözü yüzünde olduğu için yüzüyle bakar çokları
sen gözünle bakıyorsun, yüzün ellerin yok
utanıp kızaran tenin var şimdilik;
o mermerin içinde o kızarıklıktan bildimdi ya seni
ya sabır şimdi bana.

Ve şimdi ya sabır sana
ateşe bakarak büyümeyi beklemek güçtür çünkü biliyorsun
ateşe bakarak delirmeyi beklemekten.

Celâl Fedai

deep_deep_sea_by_sugarock99-d1oznfh Ben Karnında Annemin

Elveda

beni Allah’ın konuşmazlığına kapadılar
çocuktum
çıldırdım

babamı bir şirket aldı, annemi nevroz
kardeşimi ise ordu
tek başıma kaldım, alıp götürdüler
beni kapitalizmin kıçına kapadılar
asgari ücretli kimsesizlik çarpı çaresizlik
hiç de eşit değildi aşk bölü ölümle
gece vardiyalarında baş aşağı çarmıha gerildim

şimdi
çıldırmış şairlerden sana doğru koşarken
orospuluğun erkekleri bilir mi?
senin aşktan anladığın
benim yağmurdan anladığım
sen ıslanırken
ben yandım

beni yazmadığım
bir intihar mektubunun içine kapadılar
orda kırık dökük adamlarla şarap içtim
yırtık yüzlü çocuklarla tiner çektim
ve peri kalpli fahişelerle yattım, yatınca

beni kalbimin dışına kapadılar
ben sevginin kim olduğunu biliyordum
o artık benim kim olduğumu bilmiyor
küçüktüm
üşüdüm

beni güzel olan her şeyin dışına kapadılar

çocuktum
küstüm
gidiyorum

Jan Ender Can

konchilis___sna_by_Eliara Elveda

Kriz Zamanında Naat

Krizya prizmasından seyrediyorum mor Gabriel’i
Menekşeler bu prizmada kırılıyor
Kızıl zihinde kırık her şey kırık
Herkes hummalı ve zamanlar garip
ama böyle olması gerekiyor diyor Siyah Kalem
“çünkü ancak yıkılan evde haine vardır”

Ego kırılacak
Beden kırılacak
Kalp kırılacak
Her şey kış ışığı gibi kırılacaktır ki
Yeni bir başlangıç olsun

Postnişinler öğleden sonrası oturmalarında
Üzerlerine yağacak 120 elmas yağmurunu bekliyorlar

Ameliyat masası üzerinde
Garp sürgünü, Şark sürgünü
Türkiye’nin kızıl kalbi açık
Çünkü kalp ince saydam
Bir cisimdir bunu anlayamadılar

Bak her şey kırılıyor sen
mai bakışın için, Logos,
son lötüs ağacının ötesinde
iç çekerken melek

Sat bir kalp kırılıyor
Senin sözün için
Gece kuğuyla yolculuk eden O’na
O’nunla vakit geçiren O’na
Bir kedi kırılıyor ağzında
Senin yakut mührün
arketipik ahmet
“Mim’siz Ahmed’sin sen”

Swahili dilinde kırılıyorum
Arkalarını döner dönmez
Satıyorlar beni
Lahor’da kırık bir sitar gibi

Hastayım, hırkanı at üzerime
Ya Muhammed

Lale Müldür

contrast_by_aripi-d5d1ago Kriz Zamanında Naat