Aşk

Aniden. Birdenbire, beklenmedik olandan…
Beklemeyene: Dilegelen bir dünya.
Vahiy gibi, en çok ona benziyor.
Baharın karnını öptüğüm rüya.

O yüzden “ayak”landım, yukarı ağdım.
Sana vardığımda ağlamam bundan…

Adını andığımda sıcak akıyor bütün nehirler
Dünyayı dolduran sözü olduran o.
Ve ben ne desem şimdi, benden değiller.
Hâlâ soruyor musun bana, aşk ne demek:
O en “bir” ve “tam” olana yürümek.

Durup durup geçmesin içinden ağlamak
Dur, neden ağlıyorsun ca’nım,
yetmez mi ikimize bir sağanak…

Birhan KESKİN

16379772-md Aşk

Ayrılık

kaç gecenin çölüdür bu ayrılık
kaç şiirin dölüdür üstüme
örttüğün bu ince sessizlik
kalbim alış artık, kır kendini
kendi duvarında, sesini
kendi duvarına haykır.

tesadüfen birbirine rastlamış
başka başka aşklarsızın siz artık
geceyle gündüz gibi birbirine
ayrılmış. O ki rüzgar, bir zaman
senin çölünde kumlar uçurmuş,
o ki gece ve esmer, görmüyor
sahrayı, sesi içinde karışmış.

her ayrılıkta kendine saplanan bir hançer
kendi sabrını deneyen taş,
kendi uykusuzluğunda yatak oldun.
kül koy şimdi yanına korunun
seni kavuran onu da yakmasın.
aşkla besle kendini, gül yetiştir,
sardunya çoğalt.
ki, sen aşktan ve ayrılıktan
başka ne anlıyorsun.

Birhan KESKİN

8382965-md Ayrılık

Dönemeç

Yol ayrımına geldik
ya ayrılmalıyız ya seninle gelmeliyim
Kararsızım
Şüphelerimin karanlığında
Aşk ışığını yaktım
Ve yüzünde gördüm
Seçmem gereken yolu

Aıg HIGO

tumblr_m7lt6uwMYA1rywysso1_500 Dönemeç

Aç Kollarını

       “Tutunamıyorum Tanrım affet,
         Kadınların saçları dökülüyor.”

Bir şehrin ölümünü görüyorum
Upuzun elbisesini giyinmiş ışıklar.
Büyük reklam panolarında masallar
Upuzun bir rüyaya dalıyorum.

Ah Dünya!
Uzak bir resim gibi karşımda karanlık,
Sisli bir şehir.
Yüzler…
Ve yüzlerde gölgeler
Bana bakan bir genç kız;
Kim bilir hangi çılgın ihtirası saklıyor gülüşünde?

Şeytan!
İki adım ötesinde
Eteklerini kaldırıyor kadının
Karşımda ışıksız bir şehir…

Çok değil…
Daha uzaklarda
Başka bir şehir…
Oda biliyor beni
Bu yüzden burada oturmuşum

Alçak bir baş ağrısı arasında
Tozlu hatıra katmanları
Işıklar kaldırıyor bulutları.

Gökyüzünde bir kuş Cebrail
Kutsanmış bir tebessüm bırakıyor omuzlarıma
Kutsa beni Nova!
Bunu sende istiyorsun.

Sabah, öğle ve akşam
Şehirde ap-ayrı zaman
Dudakların kapanık bir ah!
Şimdi şehirlere veda…

Dağ, dağ ardımda
Bıraktım evimi
Ve sevgilimi uzaklarda
Kadere teslim ettim
Şimdi belirsiz bir hayal gibi ırakta,
Seni sevdiğim için…
Evet seni sevdiğim için
Sana geliyorum şehir!
Sana, sen olduğun için geliyorum.
Aç kollarını
Ve merhaba de bana…

Karachi – 16.06.2005

Mustafa Burak Sezer
IMG_0059 Aç Kollarını

Beni Yanlışsız Sakla

Saate baktım yirmibeş yaşındayım
Geç kalmadım tanrım yeniden inanmaya
Aşka geç kalmadım

Ardında yıkık şehirler ve leylaklar bırakan
Bir cümle dudaklarımı geçip beni ihlâl etti
Saate baktım müthiş bir yenilme vaktindeyim
Sevgilim
Ben nerede yağmur yağarsa orada şemsiye kırmanın kitabıyım
Ve en güzel cümlen sensin

Saate baktım buzlar ve çiçekler arasındayım
Gömleğim asyaya düşerken
Beni yanlışsız sakla bu son görünüşüm

Mevlana İdris Zengin

16367722-md Beni Yanlışsız Sakla

Güneş Çiçeği

Atı Gülşah’la kalbinin rabıtası hiç kopmayan Duran’ın, tarlalar arasından geçerken
güneş çiçeklerini seyretmesi, onların aşık oldukları
Güneş’ten bir an olsun yüz çevirmeyişlerine imrenmesidir. Bu odur:

Dönmesin kalbim Tanrım, dönmesin kalbim
Dönsün başım
Dönsün başım
Dönsün daima güneş
sarhoşu başım

Bir gündöndü tarlası uğultusuyla
Bal
sarısı, at rüyası, arı tefsiriyle
Serin ikindi esintisiyle
Kırpıştırıp iri kirpiklerini
Yüzünde aşk aydınlığıyla
Dönsün, şifadır
Unutuşun yarasına ve kaybedişin

Kalbim sabit kalsın diye
Dönsün dursun durmadan
O gözleri gece güzelin,
Gölgesi ay sevgilinin
Yörüngesinde

Bulutları köpürterek yüzen
Altın bir gemidendir
Leventleri ışın mızraklar yağdıran
Ateşli öpüşlerle uyandıran
Bayıltan ve uyandıran
O sevgilinin.

Şaban Abak

16373929-lg Güneş Çiçeği

Kılıcım, Çekicim, İnce Gül Dalım

Çekici parmağına indirdiğim gün
Sevdakâr bir çırak olduğum anlaşıldı
Gülümsedi ustam.

Parmağımın ucundan acıyı emerek büyüdüm ben
Gül desenli kılıçlar işledim merhametli
Aşkı övme savaşlarına girdim bismillah
İlk hamlede en güzel yerimden yaralandım
Çok iyi savaştım ve yenildim.

Keçenin dört ucunu da salıvermiştim suya.
Güzele yakınlaştım, ilmim arttı
Sırları çözüldü yeşil çöllerin
Çözüldü dağların bilge duruşu
Yaşamayı sürdürdüm bitmemiş destanımı
Şehirlere yürüdüm meydana girer gibi
Denizler karşılamaya geldi anlımı
Parmağımı kaldırdım göğe doğru
Mazlumlar
Parmağımdaki çekiç izinden tanıdı beni

Şehrin diplerinden koşuşup biriktiler
Kılıcımla boylarını ölçmek için çocuklar
Gördüler ki göğüs hizasına geliyor gül deseni

Yaralarımdan düşen kabuk gibisin dünya
Dönüşün çocukların başını döndürüyor
Binicisine tutkun yaşlı kısrağım benim
Keçenin dört ucunu da salmışım işte suya
Sarı ayın saçları dağılıyor uykuya
Aya yağmur mu değmiş, maviye dağılıyor
Göğsümde düğümlenen sır sözümü aşıyor
Çekiç bir kere daha iniyor parmağıma

Şaban Abak

6833226-lg Kılıcım, Çekicim, İnce Gül Dalım

İç Nefes

o bir çay istemişti, trenin içinde
biz tren yolcusuyduk, çölün içinde
ben yalnız kalmıştım, senin içinde
oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni!

aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin

o bir dile sığınmıştı, sözü içinde
yolu yoluma çıkmıştı, çölü içinde
ben eski kalmıştım, senin içinde
oysa kaç çocuğun yerine övmüştüm seni!

düşü geçtik, kendine bakabilirsin

o bir bende kırılmıştı, hayli içimde
ıssız otağ kurulmuştu, canım içinde
oysa kaç bahçe yerine açmıştım seni!

kimi geçtik, kimseye sorabilirsin

Haydar Ergülen

a-new-day İç Nefes

Hayata Cevap

Bahar geldiğinde ben yaşlanmıştım
Kaybolan bir müzikle yıkanıyordum yorulunca
Ne varsa unutmuştum
Göklere yerlere ve sözlere ait ne varsa
Baharın geldiğini anladığımda
Tek bir çiçeği olsun koparamayacağımı da anlamıştım
Ustasızdım ve korkularımı yenemeyecek kadar yaşlıydım

Yolun başından başlamak için
Yolun başına kadar yürümek gerekti
Yaşlıydım

Gördüm
Aşktan öte cevap yokmuş hayata
Bütün zamanlar için
Yüzümü toprağa
Yüzümü denizlere yüzümü çiçeklere koyup
Allah`ım dedim, Allah`ım
Başka bir şey demedim başka bir şey yapmadım
Bilmem geçti mi bahar
Kimin ülkesinde uyanacağım

Mevlana İdris Zengin

istanbul-sairleri-1 Hayata Cevap

Envanter

Çok az şey saklamışım yaşamımda;
ne bir fotoğraf var ilk aşklardan
ne bir mektup,
dostlardan beş on tane;
şunları yazmış Stockholm’den
Demir Özlü 1983’te :
“rahmetli Çiğiltepe’nin oğlunu gördüm
geçenlerde Helsinki’de,
sürüyorum geçmişin izlerini”
Hangi izlerin peşinden gittim ben
içimde bir mahşer beklentisi ?

Çok az şey biriktirmişim yaşamımda ;
hiçbir andaç yok babamdan,
verdigi mineli çakmağı
unutmuşum bir Amerikan Bar’da ;
ah umursamaz gençlik!
Sımsıkı tutsaydım şimdi
avucum ısınır mıydı acaba ?

Yığınla not var ama masamın gözlerinde :
şöyle “Üç Kör” başlıklısı: -Homeros,
Milton, Borges-. İçgörü üzerine bir şiir
yazacaktım belki de. İşte bir başkası :
“Yolculuk” : -Odysseia, Moby Dick,
Karanlığın Yüreği-
Belli : Çıkış ve Varış ya da
Baslangıç ve Son takılmış kafama.
Demek ki yetişemiyor insan
ne yapsa kendi tasarısına.

Kitaplardaki kenar notlarında kalacak
benim ardımda bıraktığım iz,
anonim bir kimlik olacağım ;
bir sahaf dükkânında yıllar sonra
satılmış kitaplarımı karıştıran okur
bilemeyecek
satırların altını benim çizdiğimi,
geçmişe ve geleceğe karışa karışa.

İthaf sayfalarını da yırtmalıyım yavaş yavaş;
yığınla düş kırıklığı, yanılış;
yüzünü görmediklerim var,
yazdıklarını sevmediklerim.
Küskün ölenler oldu bana,
kimlere küskün öleceğim
ben acaba?

Ahmet Oktay

tumblr_m7dixfAR6x1rywysso1_500 Envanter