Yağmurda

Yağmurda parkta oturulmuyor,
İstasyon çok hüzünlü;
Acaba nasıl geçirmeliyim,
Bu koskoca günü?

Kitaplar koltuğumda ıslandı,
Sigaram söndü sudan,
Belki methiyeler yazdığım için,
Çok iyilik gördük bulutlardan.

Dudaklarımda dostlardan şiirler,
Şimdi haykırarak da okusam kimse duymaz;
Şehir acınacak halde,
Boşalmış bütün caddeler.

Hayatımı sürükleyen ayaklarım,
Suları kabul ederek neredeyse;
ağaçlar benimle alay etmeye başladı,
Sokakta kalmadı kimse…

Şükran Kurdakul

yalnz_adam Yağmurda

Aşk Fesleğen Kokar

Başımı döndürünce denizden yana
soluğu yanağıma değer usulca
Çözülür bağrımdaki kar
yüreğim alabildiğine ferahlar

Yakasında oyalı mendil
sessizce dolaşır imge sokağında
aşk fesleğen kokar
eser açık denizde efil efil
yelkenine rüzgar olur ayrılık
söner hayat dudağında
Eski bir anın ucunu yakar yalnızlık
şiire sığınır bir avuç su
Bir şarkıyı başından sonuna kadar
bilmediği için ağaç kurusu
incinir kayıplar kavşağında

Resmi gizil bahçede saklı
zamanın eğri imbiğinden akar
aşk fesleğen kokar
tadanın bulutlara karışır aklı

Babür Pınar

2012_08_national-geographic-traveler-photo-contest-2012-in-focus-the-atlantic-518559-475-311+(1) Aşk Fesleğen Kokar

Kara Sevda

Zemheri vaktidir dışarıda ayaz var
çok üşümüş olmalısın yüzün kar
yorulduğun eski tüfek kalkışından belli
Sevişmenin tam ortasında yıkılmış sırça köşk
kırık camlar sana kalmış bakışından belli

Umarsız halkın beklediği Mesih kuruntudur
Sen bir elma ağacısın bereketli
gölgene çocuk sevinci getirir bahar yeli
meyve zamanı ertelenmez gelir aşk
inadına beklersin hep tek başına vakur

Neden bazı kadınlar en çok begonyayı sever
omuzlarında uzakların avuntusu keder
Anlaşılmıyor güz kırgını bahçeye söylediğin
sözün sınırı soluğun hükmü kadar
belli ki eylülden beri yaralı gençliğin

Aşk ateşi ısıtır sanıyorsan
aklından geçmeyen ihtimalle yanılırsın
Cehennem ateşiyle aşk gönlü kavurur belki
ama açık denizde bir sandal gibi
yalnız ve savunmasız kılar bedeni

Neden bazı kadınlar fesleğen koklayınca ağlar
kırıldığın cam kalbin atışından belli
Dikensiz gülün ömrü ne kadar
konuşmanın ortasında düşmüşsün yalnızlığa
cümlen üşümüş soluk alışından belli
bir devrimin ortasında çıkmışsın ıssızlığa

Her kitabınca bildiğin fikir
“mutlu son”la biten filmlerdeki gerçek değil
Özgürlüğünden uzakta kanıyorsan
çiçeklerin en incitenidir
umut yolcusuna sunulan karanfil

Deli olma gelgitlerden korumaz seni
zindanlarda denenmiş dövüşkenliğin
Açık denizlerde aşk korsanlığın eski masal
hançeri örter atlas yüzlü gömleğin
Gülün cazibesine karşı yamanlığın eski masal
bırak sözcüklerle oynamayı hayat seyrinde akar

Zemheri vaktidir dışarıda ayaz var
dalar yüreğine zehir gibi
kara sevda ömre zarar

Babür Pınar
62857-7e42b3-438-640 Kara Sevda

Kadınlara Dair

Dipsiz kuyuya düşen çığlık
büyütür umarsızlığı
Her evde bir yalnızlık

Saçını hayata süpürge eden kadın
siler kitabından rengarengi
büyür sinesinde yangın
Bu yüzden akşam gelen erk
tanımsız taşıdığı kara kimliği
arka odaların
yargısız infazına terk ederek
düşlere kaçar erken
saldırgan boşaltır içini yatağa
iç depremde sarsılır güven

İnsanı insana bağlayan zincir
bin yıllık esarete kefil
akrebin sırrı kendine zehir
İnkarı mümkün değil
korkunun kol gezdiği evde
söze yalnız girilir
Erk mührünü elinden düşürmeyen
efendi de köledir boyun eğen de köle

‘Kadının adı yok” baba şeceresinden
“bey” şeceresine geçerken iktidarın
dizginsiz kör şehveti erir
derin koynunda suların
bu yüzden kış gitmez penceresinden
zamansız çözülür bulut
Hep bir yanında hüsran biriktirir
kuytularda büyüyen umut

Kimliğinde silikse kadının adı
dilde ‘miş’li geçmiş hal
söndürür sevdanın şimdiki halini
İğdiş edilmiş ketum
kalır öznel ve toplumsal
Hayat ağacının
kesik dalları hırçın
insana dar eder evreni

Ağır dökülür hüzün saatinde kum

Babür Pınar
hey-2v7udlw7-310670-475-646 Kadınlara Dair

Olvido

Hoyrattır bu akşamüstüler daima.
Gün saltanatıyle gitti mi bir defa
Yalnızlığımızla doldurup her yeri
Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,

Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan
Lavanta çiçeği kokan kederleri;
Hoyrattır bu akşamüstüler daima.

Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
Unutuşun o tunç kapısını zorlar
Ve ruh, atılan oklarla delik deşik;
İşte, doğduğun eski evdesin birden,

Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven,
Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
Ve cümle yitikler,mağluplar,mahzunlar…

Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir.
Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir;
İnsan yağmur kokan bir sabaha karşı
Hatırlar bir gün bir camı açtığını
Duran bir bulutu,bir kuş uçtuğunu,
Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı…
Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir.

Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla
Halay çeken kızlar misali kolkola
Ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri,
İhtiyar ağaçlı,kuytu bahçelerden
Ayışığı gibi sürüklenip giden;
Geceye bırakıp yorgun erkekleri
Salınan etekler fısıltıyla, nazla.

Ebedi aşığın dönüşünü bekler
Yalan yeminlerin tanığı çiçekler
Artık olmayacak baharlar içinde.
Ey ömrün en güzel türküsü aldanış!
Aldan, gelmiş olsa bile ümitsiz kış;
Her garipsi ayak izi kar içinde
Dönmeyen aşığın serptiği çiçekler.

Ya sen! ey sen! esen dallar arasından
Bir parıltı gibi görünüp kaybolan
Ne istersin benden akşam saatinde?
Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,
Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;
Hatıraların bu yanma vaktinde
Sensin hep,sen, esen dallar arasından

Ey unutuş! kapat artık pencereni,
Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;
Çıkmaz artık sular altından o dünya.
Bir duman yükselir gibidir kederden
Macerası çoktan bitmiş o şeylerden.
Amansız gecenle yayıl dört yanıma
Ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni.

Ahmet Muhip Dıranas

0f60ecc343f53d77 Olvido

Zaman O’na yıl yazmamış…

Zaman O’na yıl yazmamış,silmilş
Ne zerafet, ne eda eksilmiş
Demek, Zaman sandığım kadar zalim
Ve güzelden anlamaz değilmiş

Hüsrev Hatemi

869a176c02b2b694838d4c40d17761c9 Zaman O'na yıl yazmamış...

Yıkıntı Ve Çöküntüyü Yaşamak

Başta,sevinç getirir kısa süre
Ortada ve sonda yıkıntıyı yaşamanın
Adı, Aşk’tır
Hatta geriye sarıp da kaseti,
Bir ömür dolduran coşku ve haseti
Ve yaman bir çöküntüyü yaşamanın
Adı, Aşktır

Hüsrev Hatemi

bulenttufekci_134536980188 Yıkıntı Ve Çöküntüyü Yaşamak

Uzlet Köşesi

Yıllar birikir ardımızda, yürek,
Yıpranır ve soluk daralır
Güneşli geniş bulvarlardan,
Isıtan dost tebessümlerden
Uzlet köşemize ne kalır?
Hele elden gidince teselliler
Teslim oluruz teessüflere…
Mazinin seyrüsefer memurları,
Sühulet gösterirdi seyyahlara
Keder ki bir siyâhi seyyahtı, onu sen,
Onu sen hoş tutmadın ey yüreğim!

Güller dökülür bülbül ölür, sevgi gider
Çimen çocukları yeşerir sonra,
Onlar da çekilir birer birer,
Neydi ey yürek ne sandın ki?
Hüzün kalır mıydı gitmişken sevgi.

Bir gün “Devletle efendim” diyerek,
Hüznü ve Sevgi’yi uğurlayan kimdi?
Ey yüreğim ne kadar da değiştin,
Seni tanıyamıyorum inan ki…
Dört yönden uğultusu olayların,
Yine düğümlendi dün ve yarın;

Taş döşeli bahçede ağaçların,
Altında kızıl ve sarı yığın,
Belirdi, demek ki sonbahardır…
Gün ardı karanlık güz ardı kardır
Hele elden gidince teselliler,
Yalnızlık köşemize ne kalır?
Teslim oluruz teessüflere.
Neydi ey yürek sen ne beklerdin ki?
Hüzün kalır mıydı gitmişken Sevgi…

Hüsrev Hatemi

210241_478786542131479_1958823496_o+(1) Uzlet Köşesi

Kırgınlık Şiiri

Kırgınlık
Sanki başka bir his
Hiç ama hiç
Yaşamamış gibiyim.
Kırgınlık
Beyoğlunda bir ara sokakta
Yapıldığı yıllarda muhteşem
Şimdi küf ve soğan kokan
Bir bina gibi
Kime ne sitem etsem veya yakınsam
Bütünü sana gibi
Bir yol tutturup kendiliğinden
Hepsi sana yöneliyor
Bedenim
Toprak üstünde kaldıkça
Benden ne selam ne sitem
Ne de yakınma
Bekleme, yollara bakınma
Son gün Yeraltına gidişte,
Ben ve yüreğim Tanrı’ya
Döneceğiz ve kırgınlığım
Yani o soğan kokulu apartman
Sana döndürülecek unutma

Hüsrev Hatemi

2012_07_this-is-my-wonderland-452433-475-673 Kırgınlık Şiiri

Non Dolet

Keder bir fener gibi döner geceleri,
Ve bezgin seher gelir ardından
Her tanışmayı bir ayrılma say;
Her doğum bir ölüm habercisi
Kavuştuğumuzda ayrılmıştık bu kesindi,
Her güne ayrılığın korkusu sindi
Gerçeği bilmeyen yüreğimiz,
Hep yeni tanışmalara gereksindi…
Her kavuşmayı bir ayrılma say
Karanlık umutsuzluktan geçene,
Tek mum ışığı çırağan görünür,
Oysa iyi bilinir ki dönüş yolunda
Asla çırağan yoktur…
Çok sayıda şâm-ı gariban yaşanır,
Nice yaman acılar çekilir ve bir gün,
Sızılar acıların yerini alır,
Yürek kederli bir sevinçle anlar
Acının yok olduğunu artık.
Her kavuşmayı bir ayrılma say;
Keder bir fener gibi döner geceleri,
Döner geceler keder bir fener gibi,
Ve bezgin seher gelir ardından…
Her kavuşmayı bir ayrılma say;

Hüsrev Hatemi

224782_479567565386710_1782708607_n Non Dolet