YAĞMUR DAMLASI

La goutte de plule

Az önce denize düşen bir
Yağmur damlasını arıyorum.
Acele acele aşağı indiğinde,
Daha parlaktı diğerlerinden.
Çünkü tüm damlalar İçinde,
Biraz sonra, o güzelim tuzlu
Suda, sonsuza dek kaybolup
Gideceğini bir tek o biliyordu.
Denizde aramam bu yüzden,
Kudurmuş dalgalar arasında.
Bir tek benim tanık olduğum
O hoş, o nazik habra, kafamda
Yeniden canlansın istiyorum.
Uğraşmam nafile, biliyorum.
Zira kudreti her şeyi kuşatan,
Ve, ol dediğinde her şeyin
Oluverdiği şu fani dünyada,
Tanrı ermiş mi ki muradına.

Jules Supervielle
Çeviren: Yakup Yaşa

20230205_211941 YAĞMUR DAMLASI

AYRILIK

Absence

Beni terk ettiğin an,
Gittiğin an değil inan ki.
Git, küçüğüm, bırak beni, .
Git de bir an önce kurtar kendini !
Yoksa buluşmalarımızın bitmesini
İstemezdim hiçbir zaman.
Daha içimde, daha dışımdasın,
Benimle konuşuyorsun İşte, bak,
Daha meraklı, daha uzaktasın,
Daha cansız, daha acıtansin.
Hep aklımdasın, âşığım sana !
Artık sana ihtiyacım yok;
Şimdiden solmuşsun, bir hayalsin,
Bulanık, tereddütlü, vefasızsın,
Eriyip gidiyorsun zamanla;
Anlaşılmaz, isyânkar, kuralsızsın,
Ve gidiyorsun, sesimi duymuyorsun,
Artık yoksun, bekleyeceğim ama !

Paul Geraldy
Çeviren: Yakup Yaşa

20230204_202312 AYRILIK

TEFEKKÜRE DALMA

“Anlaşmak için aynı telden çalmalı; Aşık olmak için ise ayrı dünyalardan olmalı.”

Paul Géraldy



Méditation

İnsan öylesine sever önce,
Bir zevk ve merak uğruna,
Belki bir umut görür diye,
Hayran olduğu bakışlarda

Ve zamanla seven kalpler,
Sevgi ve muhabbetle dolar
Karışır gözyaşı ve gülüşler
Artık iki yürek birlikte atar

Sevda köprülerinden geçip,
Aynı kelimelerle konuşurlar,
Ve tatlı bir alışkanlık edinip,
Her gün her gece yazışırlar.

Ve bir gün hep aynı sözcükleri
Kendi kendine sayıklamaya
Başladıysan, Tanrı’m ! Anla ki,
Çoktan boyun eğmişsin Aşka.

Paul Geraldy
Çeviren: Yakup Yaşa

20230205_222444 TEFEKKÜRE DALMA

SUSMUŞUZ

Nous nous taisons

İki söğüt, yalağın üstünde
Salınır beşik gibi. Susmuşuz.
Hiçbir şey söylemesen de
Biliyorum, bu son gecemiz.

Hoşça kalın, solan yapraklar,
Gökteki Ay, dekorlar anlamsız !
Kumrular, alacakaranlıklar;
Hoşça kal son noktadaki yıldız !

Senin yüzünde acı bir gülücük,
Benim yüreğimde ise tütsü tütsü
Uzaklardaki ıssız, boynu bükük
Bahçelerin o tatlı şimşir kokusu.

1922

Tristan Dereme
Çeviren: Yakup Yaşa

20230205_224907 SUSMUŞUZ

Maurice Careme: Oyun oynadığım bir yerin yakınına gömülmek istiyorum ama mezarlığa değil.

Mozolesinde şairin şu mısraları yer alır:

Ecel gelip elim kolum bağlayınca,
Ruhum çıkıp dağlarına erişince,
Çayırda uyuyakalan bir çocuk gibi ben de
Ebediyen dinlenebilecek miyim koca bağrında !

Maurice Careme

capture4-1 Maurice Careme: Oyun oynadığım bir yerin yakınına gömülmek istiyorum ama mezarlığa değil.

Wavre’de – oyun oynadığım bir yerin yakınına veya belediye meclisinin benim için ayırmak istediği başka bir yere – gömülmek istiyorum ama mezarlığa değil.

Puissé-je, quand la mort me croisera les mains
Tandis que mon esprit rejoindra tes collines
Reposer à jamais sur ta large poitrine
Comme un enfant qui dort, oublié dans le foin.

Mezar taşıma da bu mısraların yazılmasını isterim.”

careme_5_-_photo_burny_bw Maurice Careme: Oyun oynadığım bir yerin yakınına gömülmek istiyorum ama mezarlığa değil.

Konuşmadan önce düşün

Konuşmadan önce düşün;
Gereği var mı?
Şefkat barındırıyor mu?
Kimseyi incitebilir mi?
Sessizliği bozacak kadar değerli mi?

Lao Tzu

20230203_181652 Konuşmadan önce düşün

HEYECAN

Sensation

Mavi bir yaz akşamı, buğdayların
İçinden geçip çimenlere, otlara
Basarak, yele verip saçlarımı, dalgın,
Merhaba diyeceğim Patikalara !

Ne bir laf edecek ne düşüneceğim,
Ve sonsuz bir aşk dolduracak içimi;
Göçebeler gibi, uzaklara gideceğim,
Mutlu, bir kadınla birlikteymiş gibi.

Mart 1870

Jacgues Prevert
Çeviren: Yakup Yaşa

20230205_011715 HEYECAN

KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

Épitaphe

Mezarlığa uzanan kenar mahalleden,
Bin bir hayal içinde her geçtiğimde,
Tahta haçlarla, künyelerini bekleyen
Çok sayıda taş mezar ilişirdi gözüme.

Uçup gittin yavrucuğum, ve karanlık
Ördü ağını umudu tükenen ruhuma.
Ah, adın kalbimden hiç çıkmayacak,
Bir mezar taşına kazınmışçasına.

1877

François Coppee
Çeviren: Yakup Yaşa

1200px-tombe_franc3a7ois_coppc3a9e2c_cimetic3a8re_du_montparnasse KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

GÖL VE SÖĞÜT

Le lac et le saule

Yalnızlık şu derin gölün
En tatlı, en sadık misafiri :
Ne o güzel söğüdü ne kendisini
Bir an olsun terk etmiyor hüzün.

Karışır hüzünleri birbirine,
Durgun ya da canlı anlarında,
Soğuk havalarda, yağmurda,
Güneşte, rüzgârın pençesinde.

Nerede bir eğlence görseler,
Birlikte hemen koşar giderler.
Kuşların keyfi yerinde ağaçta,

Göl sürekli ağaca, rengarenk
Balıklarıyla; ağaç ise konuk
Kuşlarıyla hava atıyor ona!

Maurice Rollinat
Çeviren: Yakup Yaşa

images28629 GÖL VE SÖĞÜT

KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

L’épitaphe

Bir gün fâni dünyadan göçüp
Gidersem, tabutumu örtüp
Şöyle yazın mezar taşıma
“Burda, bahtsızların piri yatıyor,
Şu kara yerde ne güzel uyuyor
Şimdi, oysa ne acılar çekmişti,
Hayattayken ölmekti tek isteği;
Gece gündüz daima sürükledi
Peşinden o gün görmemiş deli,
Kadersiz yüreğini, kırık kalbini.
Ne hüzün dolu, ne zor günlerdi,
O ne kâbustu, o ne beter zulüm.
Yaşasın Ölüm! Yaşasın Ölüm !”

Maurice Rollinat
Çeviren: Yakup Yaşa

ee KİTABE-İ SENG-İ MEZAR