gidiyorsun

picc-9405f8qnv-412778-475-316 gidiyorsun

Gidiyorsun:
Bütün ışıklarımı göndersem seninle
Aydınlanır mısın?
Gidiyorsun:
Bütün sevinçlerimi göndersem seninle
Mutlanır mısın?
Gidiyorsun:
Bütün hüzünlerimi göndersem seninle
Üzülür müsün?
Gidiyorsun:
Bütün acılarımı göndersem seninle
Yıkılır mısın?

Ben
Üzüntülü ve yıkık
Kalırken
Sen
Aydınlık ve mutlu
Git
Işıklarımla ve sevinçlerimle:
Üzülme
Yıkılma
Aydınlan
Mutlu ol.
Bırak bana,
Hüzünleri, üzüntüleri
Acıları, yıkımı
Al götür
Isıkları, aydınlığı
Sevinçleri, mutluluğu.

Gidiyorsun:
Bütün kendimi göndersem seninle
Götürür müsün?

Oruç Aruoba

jospi

bütün günüme bütün güneş düşse ne olur,
ne yazar üstümden bulut bütün yürüse
bir tutmuyor beni, ayrılıyorum ikiye.

sakladıklarımı görmene gerek yok jospi.

bazılarımız durdukları yerde öldüğünü söylüyor.
(dünya boktan, sen tamsın, kurduğun cümle eksik)
bazılarımızda eski yıpranmış bir hatırayı
korumak için apışıp kalmış bir çatı.
(sanki eline alsan, yapacaksın gibi.)

bu dünyada insan dediğin ikiye ayrılır jospi
bir: ayrılıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi
davranan medeniler; bir: atlarına davranan
barbarlar. onlar atlarını çöle, topuğunu dikene sürerler.

bilesin, sultan sazlığı’ında boynu eğri bir kuşun
ince boynuna yediği kurşun gibi hainiz hepimiz.
şehirlerimizde bizim birbirimize verdiğimiz sözler jospi,
ohooooooo…

yalan dünya, pıtraklı memleket!
bu dünyada insan dediğin ikiye ayrılı jospi.

Birhan Keskin

2012_07_picc-d34265056-458238-475-456 jospi

anlıklar

i

kimseleri istemiyorum
düşüncelerimde yola çıktığım vakit
gerçeğin beni bunalttığı günlerde
dilimden düşürmediğim bir şarkı gibi
sen ol sesimin konak yerlerinde
yeter…

ii

yüzün de olmasaydı
dünyayı yumuşatan o yaz bulutu gülüşün
günlerim neye benzerdi, ya ömrüm?
karanlık bir mahzende soluk bir resim
rutubet, toz ve küf kokuları içinde
eskir eskir eskirdi.

iii

insan kendini duymadığı bir günü
nereye kadar taşıyabilir
alın çizgisinin sıkıntı çukurunda
sesinde senin adın
ufkunda yüzün yoksa..

iv

bir salkım söğüde benzetiyorum seni
uzak, çok uzak kıyıları süsleyen
kendimi unutulmuş bir ırmağa
yalnızlığın ufuklarını bütünleyen
düşmüyor bür gün olsun
sularıma gölgen..

v

ılık bir esinti gibi incecik
süzülen bulutundan parmaklarının
öksüz bir boşluk kaldı avucumda
içinde ömrümün yaralı yılları
ve yeni yeni güzelleşmeye başlayan
ankara çırpınan..

vi

senin bana gelişin günler içinde
bir su serinliğidir olsa olsa
ince kırılışlarla güneşin altın kanatlarından
ağustos topraklarına dökülen
içtikçe susuzluğumu arttırır gülüşün.

vii

yanlış bir kapıyım ben
önünde yanılmış bir çocuğun durduğu
açılsam acılara değer kanatlarım
açılmasam
simsiyah bir mutsuzluktur duruşum

viii

sabah yüzündür, akşam yüzünü dönüşün
gece, bıraktığın boşluktur ardına
ve şiir
o ince hilaldir lacivert yalnızlıklarda
sarınıp süzgün ışığına
katlanmanın türküsünü söylediğin..

ix

“değişme” diyen sesin kaldı geride
terkedilmiş evlerde hayal gibi yankılanan
“sen böyle güzelsin…”
değişemezdim. değişmedim.
ömür sürüyor yine yırtarak yürek zarını
aykırı soruların o bildik seyrinde
küçücük bir incelikle ışıklanıp
düşerek gölgeler içinde
aldanışın içedönük o gücenik ülkesine.

x

seni koruyacağım sana bile sezdirmeden
gökyüzü gibi uzaktan ve beklentisiz
gereceğim yüreğimi üzerine.
– sevmek biraz da bu değil midir? –
ıslatmasa da sesini bir daha
bir isyan türküsü gibi sürdüreceğim yağmurunu
düşlere ömürler veren o duygu bulutunun…

şükrü erbaş

picc-87scqnzed-408267-475-316 anlıklar

Bu Mektup Sende Dursun

Dur.
Burada, uzun uzun, bir durakta dur olmuşum.
Oradaydım, şimdi.
Burası araf’tan sonrasıdur… arafımı da, yazmıştım
bir gün sana..
sen o arafı okuyunca ağlamıştın.
Ben de yazarken dur.. çok ağlamıştım hemde.
Esrar dede kadar ağlamıştım:
“Ağlatmayacakdın, yola baktırmayacakdın;
Ol va’de-i tekrar-be-tekrarı unutma!
Burası araf sonrasıdur. Arafta çok bekledimdi.
Şimdi burada duracağım dur..
Dünya yuvarlakmış!.. O dönüyor! durdur.
Dönenlere bir şeyim yok diyeceğim; dur
Bende döndüm zamanında.. Döndüm, Durdum..
Şimdi dönmeye mecalim yok. Dur.

DUR UP DUR AY IM
BEN AR TIK! DUR AN OL AY IM
DUR ET MİŞ LER BEN İ İÇ TEN İÇ TEN DUR ET MİŞ LER.

Birhan Keskin
2012_07_picc-19b278343-460815-475-674 Bu Mektup Sende Dursun

İçini İçime Döken Dil

– Ayşe için –

Kendini seyrediyor iç denizindeki ışıkla
Sevişe sevişe biten yaz, hazan ve yağmurlu günler
Çocukluk resimlerimizden akıp gidiyor
Kalbi birbirinden seken
Çılgın atların ve kırbaçların ucunda.

Seni ne çok seviyorum içini içime döken dil,
Benzeşen yüzlerin toplamı bir akşam
Deniz çoktan çekildi. Patikalarımızın bittiği yerde
Varsa yoksa kedi kokan tren düdükleri
Ellerin de görmüyor şimdi
Gözlerin öpüşmeyi unuttuğu için.

Alaturka bir ağız seçip gergin yüzüne
Aşkı tanımlıyor ayrılıklarından
Coşkusu maske, teni tuz, beyni işkence
Ne çok yalan yalan… yılan
Oysa bir ırmağı içiyorum gövdesinden gizli sözcÜklerle.
Kalbim son kez sınandı iç denizdeki ışıkla
Bu şehirde bir tek senin için kalabilirim.

Aydın Şimşek
2012_07_picc-134275295-459964-475-356 İçini İçime Döken Dil

Geçmiş Zaman Olur ki

daha acı verir kanattaki yaradan
kanat kırılmadan önce uçulan günler

Hüseyin Avni Cinozoğlu

2012_07_pages-53457ddb9-460706-475-475 Geçmiş Zaman Olur ki

Sonludur Aşk da

Güzel anılar biriktirdim senden
Dudağıma solgun gülücükler getiren.
Özenle sakladım belleğimde,
Bir yığın oldu daha şimdiden
Nasıl olsa bir sonu olacaktı bu aşkın,
Bir gün apansız gerçekleşiveren.

Bir terazinin durgun prinç kefesine
Pat diye inince kara kiloluk,
Nasıl kalkar havaya birdenbire
Boş kalan zavallı kefe.
Nasıl titreşir terazi uzun süre,
Denge sağlanıncaya kadar başka şeylerle.

Anılarla bozdum o dengeyi ben önce,
İkimiz için de yaptım bunu.
Yaşadığımız günlerden biriktirdim sessizce,
Bir kefede sana hiç sezdirmeden.
Koyabilirsin kara kiloyu artık,
Bak terazi nasıl kolay gelecek dengeye.

Mutluyum ben yine de kendimce,
Senin girdilerin, çıktılarım benim
Doğrusu uygundu birbirine,
Yanyana gelince birbirini tamamlayan.
Vazgeçilmezdi ellerin sonra,
Yangınımdan yorgan, döşek kaçıran.

Ama inan sonludur aşk da
Kovalar sonunu kendi kendinin.
Bana bir uçurum gerek şimdilerde,
Yeterince dik ve derin.
Bir çavlan istiyorum çünkü,
Kırmak için kristalini hayatın ve şiirin.

Metin Altıok

advertorial_6 Sonludur Aşk da

Hak olur pir-i mungan, sohbet-i hemdem de geçer

Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer,
Ömr-i fani gibidir; gün de geçer, dem de geçer,
Ram karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer,
Devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer,
Gece gündüz yok olur an-ı dem adem de geçer.

Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi,
Çağlıyan göz yaşı mı, yoksa ki hicran seli mi?
İnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi ?
Çevrilir dest-i kaderle bu şu’unun filimi,
Ney susar, mey dökülür, gulgule-i Cem de geçer.

İbret aldın okudunsa şu yaman dünyadan,
Nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan,
Niyyet-i hilkatı bu aşk-ı cihan aradan,
Önü yokdan, sonu yokdan bu kuru da’vadadan,
Utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer.

Ne şeriat, ne tariykat, ne hakiykat, ne türe,
Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre,
Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre!
Ma’rifet mahkemesinde verilen hükme göre,
Cennet iflas eder, efsane-i Adem de geçer.

Serseri Neyzen’in aşkınla kulak ver sözüne,
Girmemiştir bu avalim, bu bedyi’ gözüne.
Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne .
Pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne,
Hak olur pir-i mungan, sohbet-i hemdem de geçer…

Neyzen Tevfik

poloroid-7pzmu1wtp-416523-475-475 Hak olur pir-i mungan, sohbet-i hemdem de geçer

Gelecek Günlerdir Beni Yoran

Gelecek günlerdir beni yoran
Dinginliğin bir yalan oduğu yerde
Herkes alışıyor çünkü sükûnun
Usul usul emilmesine

Altındaki konsolu güngörmüş kılan
Fotoğraflarda çocuklar durur
İçten bir kederi gizleyen gülümsemeyle

Yaşanıp geçmiş günlerin
Ha külüne katılır ha ateşine
“Bugün” de bir mumun tepesinde
Sallanıp çıkar aradan

Değil
Gördüğü mutlu bir hayâl gibi değil insanın
Yaklaştığı yere henüz varmadan
Tattığı bir tecrübe gibi değil
Uzak vakitler sökün eder ezer mahveder şimdileri
Gelecek günlerdir beni yoran…

Ebubekir Eroğlu

picc-92de8htcz-412575-475-356 Gelecek Günlerdir Beni Yoran

İnce Elek

İçtikçe içesim geliyor gayrı ne bilgi ara ne hüner

Beni bu rakıyla baş başa bırakma 
Adam olayım çalışıp para kazanayım 
Beni böyle işsiz güçsüz bırakma 
Beni uslandır beni yüreklendir 
Beni deli edip bırakma 
Bilsen nereleri var kalk gidelim 
Beni hep buralarda bırakma 
Beni aç bırak evsiz urbasız bırak 
Beni sensiz bırakma 
Beni ne yap biliyor musun 
Beni yont beni arıt beni ayıkla



Metin Eloğlu
2012_07_benjamin-mckay-orton-447956-231-320 İnce Elek