Giz

Favim.com-35068 Giz

senin yanındayken
bir şeyler akıyor içimden,
çağlayanlar gibi,
tutku mu desem, coşku mu desem.

eve dönerken
bir şeyler dönüyor içimde,
gün batıyormuş gibi-
hüzün mü desem, korku mu desem.

Fang Vei Teh

Eskimeyen Yüreğim

401187_136287346486619_100003160625076_171999_1873953217_n Eskimeyen Yüreğim

ey balıkçı teknelerinin acemi binicisi
yorgun kırlangıç
uzunca tutup soluğunu
susar gibi söylemeyi bilen
yorgun toprağım:
çiçekler azalmakta.

biraz da bundan açtığımız ayraç
susmanın çağı gelmeden
saksılarla oynuyoruz bir parça
çocukları büyütüyoruz.

ah nasıl aktarabilirim şiirime
kuşların uçmasını?
deniz
sanki deniz gibi kokuyor.
ha geldi
ha gelecek beklediğim gemi:
ya bir yolcum var
ya binip ben gideceğim.

Bilgin Adalı

Aşklar Şiirle Kanar

Why__by_complejo Aşklar Şiirle Kanar

kimse taşıyamaz aşk acısını
yüreğe saplanan bir şiir kadar
insanoğlu içindeki yangını
söndüreyim derken daha çok yanar
yalansız her aşkta şair kanı var

aşklar şiirle kanar…

ve kimse kilitleyemez yüreğini
ölümcül aşkına olsa da gaddar
şiirin yazgısı düşsel intihar
acıya bulanmış şairler yazar

aşklar şiirle kanar…

aşk mıdır her işin başı ve sonu
şiir mi her gizi çözen anahtar
kırık bir hayatın aşk olduğunu
dile getirsem de bu neye yarar
odur anılara yağan sıcak kar

aşklar şiirle kanar…

Ahmet Necdet

Yakınma

ed Yakınma

sözde beni sevdin, ne uydurma bir sevgiydi o öyle,
bir kırlangıcın göle dalması denli kısa,
meltem denli süreksiz. ne bir gölge,
ne bir ışık bırakmadan -kayan bir yıldız gibi-

gitti sevgin. hiç umursamadın
kayıtsızca çözdün halatlarımı.
ılık düşlerle şişen ak yelkenlerle
denizleri aştım, tepeleri, ırmakları,

karanlık geceye girdim mavi bulutlar içinden.
hem kendimi, hem yolumu yitirdim.
ölümsüzlük olduğunu düşündüm bu anın
gümüş yıldızların da gözlerin.

güldün o zaman, beni uyandırdı gülüşün,
aklım başıma geldi bir anda.
benden ne istiyorsun şimdi söyle.
cennetimin kapısını sımsıkı örttüğün bir sırada?

Sun Yu-T’ang
türkçesi: gürkal aylan

Kor Düşseydi

a_lonely_night_by_o0she0o-d34ekxy Kor Düşseydi

kor düşseydi keşke yüreğime,
bu yine anlaşılır olurdu.
içimde suyu kesilmiş bir fıskiye
birdenbire buruşup soldu.

hoşçakal diyebildim güçlükle,
sesimi iğneden geçirerek.
dönüp arkamı yürüdüm,
adım adım gittikçe küçülerek.

sen bana bir gurbet sundun,
buğulu çocuk gözlerinle.
öpüp başıma koydum,

Metin Aktıok

Çim Devrimi

denge-sanati_971353059 Çim Devrimi

ses düşer, anlam kırılır, haz adidas çantalara tıkıştırılır
beni sevmen karşılığında bile fikrimi değiştirmem
bir selam göndererek dostlara
kendime devam ederim

bütün ortalamaları birden değiştirir bu
bina temelden çürükse, kanser sıranız geldiyse
çok kalamam
birkaç soru cevaplayıp giderim
bir doğru bütün yanlışları götürür bu dükkanda
anlam herkesin ortak suçudur, kabul
ama sen yandaki dünyanın müşterisisin güzelim
beni tanımayanlarla konuşmam

senin bir şeyi sevmen çimlerle çok ilgili
ne çok çim ekiyorlar, senin bir şeyi sevmenle mi ilgili
çim devrimi gibi bir sonuç bir şeyi sevişinde
üçüncü dünyacı
okul sonuncusu

o eşsiz sonunculuk
bir belkiden güzel bir adam tamamlayan
aşevlerinin kapılarına asan poetikasını
şiirden hayat kadar anlayan

(“hiç ölüm emri vermemişler şiirden anlamaz”)

garson değiştir şu her şeyi
sen kal!
kalbi tabaklara taşıyan bir kaşık al

esmerlik bitirilmiş kitaplar arasında
düzeltilmeyi reddeden şiir sertliğinde
kullanılmayan kederler çekmecesinde
sehpanın üstünde eskimiş huzursuzluk
portmantoda, Şemsiyenin yanında seni bekleyen sevinç
beni bekleyen ödül: “akşama görüşürüz”

Osman Konuk

Çılgın Hüzünlü

Early_morning_tea_by_aleania Çılgın Hüzünlü

çünkü yaşamak gibi bir şeydi yaptığı
anasız bir tay gibi coşkun ve hüzünlü
akşamın dinginliğini otluyordu o zaman

her sabah denize çıkar, bir elma yerdi
hüznünü ve çılgınlığını elmanın
gözünü yumsan ağzında duyarsın

ellerine bakma artık
çünkü kar yağıyor
çılgın hüzünlü

büyük kentleri düşünse de rahatlasa
işte her şey nasıl haince karıştırılmış
kirli çamaşırlarla sabunlar ayrı semtlerde
saatin sonunda meydan
suyun sonu ilerde
böyle yaşamak zordur elbet anlıyorum
çılgın ve hüzünlü

çünkü bakışları yazda geçmiş bir geceyi andırıyor
yaşanmış mı temmuzda mı belli değil
çılgın ya da hüzünlü

şimdi dolaşıp duruyor aramızda
kıpkırmızı bir duyğu olarak
doğudan batıya bir güz halinde
çılgın ve hüzünlü

biraz dağ yollarını öğrenmesi gerek sanırım
kahırçeker mekkâri katırları gibi
onlar ki hiçbir şeyleri yok
korkunca çılgın sevinince hüzünlü

kar dindi
gerçekten dindi
ellerine bakabilirsin artık

Turgut Uyar

Muntazam

hide_me_if_you_can__by_LittleFlair Muntazam

Seni kamçılardan çıkardım 
Tevbelerle başladı rahmet vuruşları 
İnsan ağlar oldun yürekli göğüsler kurdun 
Sesimi işkencelerden alırdın 
Elimin altına dökerdin etlerini 

Hızlı varışlara bile hazırım daha 
Dayanırdı yelken bezleri saf saf insan enginlikleri 
Bir geçmiş zaman kalkanı indi 
Çınar ağaçlarından sahil sularına 

Kalbim kalkıp indi gemilerden 
Çok tarandım başka saçlar tarandım sokaklarda 
Kapris kamburu çıkardı yıllar 
Ve bir tek çıban çıkaran yoktu sancılarla 

Habire vuran rüzgâr 
Kabirlerde su yollarında 
Dehlizlerde 
İç çekmeler 
Sızlanmalar fısıltılar 
Ne zora çekiyor zaman ki bildiler farkettim 
Götürüp 
Kelimeleri başka bir semte attılar beni 

Üzgün melal içre ve âşık 
Yürüdüğüm deniz sahillerindeyim 
Yakın sabahlarda öğlelerde ve daha 
Üç parıltısında günün 
Devlerimi güreştirmek işim 
Üstüm başım heykel kırıkları


Cahit Zarifoğlu

Kabul

ties_by_katjafaith-d3boy6d Kabul

Saçlarını topuz yap kollarını kavuştur geç karşıma
Otur, bilmiyorum ne diyeceğimi ama böyle iyi
Dinle beni, uzun uzun söyleşelim
Söyleyecek sözü olan insanlar gibi
Eski insanlar, en eskileri
Birinin suyu temiz
Diğerinin iyi ekmeği

Senin saf yüzün, benim bilgece seçilmiş kelimelerim
Adı bu olmasa da açıkça ortada bir şey olan yoksulluğumuz
Hayatın hakikati gibi duran
Seni benden ayrı, beni yalnız
Irak’ı işgal altında tutan, İslam’ı garip
Aşkı cesaretsiz
Yani Kürdü gâvura mecbur eden
Beni karşında cılız eden, cansız eden yoksulluk
Tutacak nutkumu demek
Kapacak ekmeğini sözümün
Ben bismillah demeden daha

Ekmek diyorum ne kadar sanatsızca
Sana yazdığım şiirler de öyle olacak
Yani telaşsız, buğdaydan, çatlak çatlak
Süt ne kadar ılık, yüzün ne kadar dolu
Koynun
Ekmek kadar şiir kadar
Beyaz, ıslı, sıcacık
Sar beni yahut sarıl bana
Dudakta bir sigara gibi küstah
Limanda demirli bir gemi (geminin teşbihe ihtiyacı yoktur)
Gibi gibi bir şeyler bir şeyler, bir şeyler daha
Hissedeyim ekmek derdinden uzak
Ama tıpkısının aynısı ekmek gibi
Bismillah

Hakan Arslanbenzer

Yok

farewell_by_flygendegriser Yok

”yaşasaydın söyleyecektim sana,
yaşamıyordun ki,
başka bir şeydi senin yaptığın.”

’Hatıralar üretiyorum telgraf tellerinden.
Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum,
Bekle demiyorum kimseye, unutma demiyorum’

Ahmet Telli

suya sabuna sapmadan
hınzırca çekiyorum o ipi boğazımdan
gerçek nedir diye sorgulamamalısın artık
mütemadiyen yorgunum

bu ağrı bindikçe böyle şakaklarıma
gerdanımdan bir ölmek doğuyor
takatim kesiliyor
durmaksızın kanımı emen bir kurt taşıyorum içimde
kalbimi kemiriyor kahrolası

gelsen de artık
aklımın kalbini toparlayamazsın
öyle dağılmışım ki boşluğa
bir şiir yetiyor soluğumu yutmaya

kimsenin etlisinde sütlüsünde değilim
o kadınının adı neydi unuttum
neden değişir insanlar
değişim çaresizliğin en beteridir
ve en çirkin halidir yaşamanın

bir yere geldim ki
adım sanım yok
benden başka beni duyan yok

çık bu şehirden ve yürü sonsuzluğa
öl n’olursun öl
yaşamayı beceremedin bunca güzellik arasında
yabancıydın, ulaşılmaz oldun mevsimlere
oysa tanır seni bu rüzgarlar

şimdi saklanıyorum bir damla suyun içine
toprağa yasladım alnımı
seni yitirdiğime göre
dönebilirim uyuduğum iklime
ve yeniden başlayabilirim/ölüme y’akın

’aramızdaki mesafe gittikçe güzelleşiyor’
yanlış anlama ama
bunda benim payım yok

-saksısını parçalamaya çalışan bir kaktüs gibiyim
artık sen bile iyileştiremezsin beni

fulya/temmuz2012