O Şiir

Bir kapı aramakla geçiyor gündüzlerimiz
Gece sürgülerle teskin edilen bir kapı

Çocukluğa razı değildim
Büyümeye de gönül indiremedim
Sevmeyi şeytandan saklamayı
Ölmüş bir anneden öğrendim
40′ımda doğdum ben
İdraki hafife aldığımdan
Neyi istedimse ondan uzaklaşmayı

Kolay bir hüner bildim
Bitişlerde gördüğüm başlangıçlardan
İkindiyi ikindi yapan kırlangıçlardan
Gölgesinden büyük ağaçlardan geçtim
Zalimlik icat edilmeseydi ben icat ederdim
Bir kez bulmuşlar artık diye
Kibrimden
Mazlumluğa meylettim
Her şey bir zamanlama meselesi
Düşürüldüğümüz dalların kırıldığından habersiz dutlarız,
Dünya bir dut selesi
Koşmaktan yorulmuş iki ayaklı umutlarız
Kubbelerin cübbelerin dabbelerin habbelerin
Hep alakasız sanıldığı ilimler okudum
Herkese bir boy büyük devasa hırkalar dokudum
Çıplak gezmek yaraşır vücudu çirkin olana
Göstermedeki riyayı saklamadakine tercih ettim
Gönlü gönlüme yakın şairlere
Gözü ölüme bakan sairlere
Tetebbunun gölgesinde müphem dairlere
Hep bir şerh düştüm
Düştükçe düştüm
O şiiri aradım
Ben aradıkça o düştü ardıma
Kuyruğunun peşinde bir köpek gibi
Ha yakaladım ha yakalayacağım diyerek
Döndüm durmadım
Âr ettim bana has bir kader vehminin musavviri olmaktan
İnsana karıştım
Unuttum yâdıma düşeni
Bahislerde yarıştım

O şiiri bulamamak değil
Bulduğunu zannetmek çoğunun nasibi

Kitabın Ortası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.