Kafes

Beni ayartan olmadı mı
Oldu tabii
Gidi gençlik geçim derdi çok çekmişlik
Önüm sıra cıvıl cıvıl bir dişi
Güneşin alnında kuşbaz serinlik
Rakısı benden mezesi senden
Bir lapacılık lök gibi
Güven yeşili bir boya
Azıcık ağdalı su
Zeytin fışkını
Kurbağa pisliği
Konuverdim

Güzdü öte bahçelere uçacaktım
Tam benim erkinliğim
Bir dalda duramazlığım
Göğüne yıldızlar uçurtmalar dizili
İstanbullu denizlerin çimdiği oh
Şileli Derinceli bir kıyıya
O kuşluk yola çıkıyordum ya
Hava çıkıyordum

İlkten duraladım
Kötümserlik sütümde yok
Dağbaşı mı burası kuşhakları hani bu ülkede
Ahırkapı’da gün batıyor baktım içim bihoş
Gagam kuyruğum nazik bedenim
Gökçekimi yalanmış be

Teleğim böyle miydi süngüm düşük müydü
Umuttan yanıma varılmazdı
Budadılar beni dişimi tırnağımı yoldular
Pisi pisine
Gözüme kilit vurdular —eskiden mil çekilirdi—
Çamsakızı eritip döktüler tüylerime
Bereket yüreğime
Biri gelse de usulcacık şu çıtaları kanırsa
Pırr oracıktan süzülüversem
Kanat işini bilir
Şakıma bu cana vergi
Rüzgâra sürtünmek hiç incitmeden
Halk bahçesinden bir gül koklamak
—O kapancadakine de iki çift sözüm var—
Doğru Üsküdar’a gider bindiğim gemi
Çat kapı eve uğramak
Eniştemler konuk gelmiş geceyatısına
Onlara birer avuç çitlembik sunarım
Ellerini gözlerini öperim
Çamaşırımı değişirim
Boynumu kulağımı silerim sabunlu suyla
Ağlama be ana

Metin Eloğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.