Öyle yıpranmış kiBir forması eksik içinden,Sahafa düşmüş bir kitapGibi sararmış üzüntüsünden. Bir ay doğuyor usul usulKaranlığın göğsüne,Dünden bugüne kendiniBiraz daha eksilterek getiren Küsmüş göğüne besbelliGeleceği göremediğindenTaşıyor oysa hüzünlü bitişindeDoğuşunu yeniden Metin Altıok
Kategori: Şiir
Şub 23
Giderayak
Kalkıyorum.Yolcu yolunda gerek. Bana şöyleeski yüzlü,epey hırpalanmış,yamalı da olsa,bir sevgi bulsanız. Bütün istediğimBu soğukları çıkartmak.Ahmet Cemal
Şub 23
Ölülerin dönüp dolaşıp bizde yaşamasıdır yalnızlık.
Ölülerin dönüp dolaşıp bizde yaşamasıdır yalnızlık. Her ölü ölümünü kanıtlar,yani yaşadığını;ve biz durup dinlenmeden ölümlere ekleniriz,kurtuluş yoktur.Yazılmamış kitaplardır ölülerve zamanın rafına kaldırılmış gümüşlerdir.Onlar ki, bir yanlarını bırakırken bize,bir yanımızı götürmüşlerdir. Bu yüzden alışverişimiz hiç eksilmez onlarla;uçsuz bucaksız bir çöldeya da dağların ardındaki bir dağ başındakendi kendimizle konuşuyorken bileonlarla konuşuyoruzdur.Dedikleridir dediklerimizin birazı,birazı onlara diyeceklerimiz. Hiç kuşkusuz, …
Şub 23
uçurtma olsam gökyüzünde
uçurtma olsam gökyüzündebir rüzgara kapılsamgitsem öylesine bir yere La Edri I often sit and wish that I. Could be a kite up in the sky. And ride upon the breeze and go,. Which ever way I chance to. Blow! Anonymous.
Şub 23
Yurt
kimse terk etmez yurdunuyurdu bir köpekbalığının ağzı olmadıkçakimse dönüp sınıra doğru kaçmazbütün şehir onlarla birlikte kaçmıyorsa.komşuların senden hızlı kaçtığındakan ter içinde, nefesleri tıkalıbirlikte okula gittiğin o genç çocukhani şu eski fabrikanın arkasında öptüğünkendinden bile büyük bir silah taşıyorsaişte o zaman terk edersin yurdunubaşta yurdun izin vermez kalmana.kimse yurdundan kaçmaz, peşinden kovalayan olmadıkçaayaklarının altında ateşlerdalağı patlarcasınahiç …
Şub 23
İsviçre Kuşları
arapça gazeteleri alıp elimeoturup okumaya koyuldumcenevre gölünün kıyısındabirden…yüzlerce kuş kaçıştı, panik içindekorkmuş gibiydiler yavrularının kültürü içingazetemin başlıklarından..ülkemin haberlerinden… Nizar KabbaniÇeviren: Musa Ağgün
Şub 23
Mısır’da
mısır’da saatler birbirine benzemiyor…bütün anıların dakikalarını nil kuşları yeniliyor.ordaydım. insanoğlu icat ediyordugüneş tanrısını. hiç kimse kendine bir ad vermiyordu ‘ ben nil’in oğluyum – bu adbana yeter’. ve ilk andan itibarenkendine ‘ nil’in oğlu’ diyorsun uzak durmak için ağırlıktan. burada yaşayanlar ve ölüler birlikte koparıyorlardıpamuğun bulutlarını yukarı mısırdan,deltada buğday ekiyorlar. yaşayanve ölü arasında nöbetleşe iki koruyucu …
Şub 23
Pişmanlık Türküsü
Bay Ulrich, atıyla, yeşil ormanda,Hışırtısı yaprakların tatlı;Dallar arasından görüyor güzelBir kızın kendine baktığını. “Tanıyorum onu!” diyor asilzade,“Tanıyorum bu parlak, bu aydınlık yüzü;Kalabalık ve tenha yerlerde gördüğümOdur hep, üzerimde büyüsü. Ordaki o, dudaklar yeni açmış, tazeİki gonca gül;Ama bazan onlardan haince,Acı sözler dökülür. Bunun için bu ağız, tıpkıHoş bir gül korusudur,Loş fidanlar arasında, ıslık çalanSinsi yılanlar …
Şub 23
Ekmek Şarap Sen ve Ben
Ekmek şarap sen ve benbir de sabahın dördüdışarda karodamız ılıkgözlerin ılık ılık damlarken boş kadeheanlattın bana ağzı sarımsak kokan bir oğlanla yattığınıaşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını kıskandım Gogen’i Tahitilimterlemiş vücudunu silerkencüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesinisaçların bağlamıştı ellerimi muz kokulumgüneşi doğurmuştu ölü cisimmartı çığlıklarıyla bir sahil kayalığındanefesin vücudumu yakıyordu yer yersam yelim sahra-i kebirimkahrettim her …
