Kategori: Şiir

Bitmiş Şair

Hüzünden hüzüne bakıyorum ki daha fazladırValizin ıslaklığına ki yolculuğun yolundadır Giden bir karganın bakışından anladım benBahçemizdeki ağaçlarının kaderi baltadır Tenindeki en çocukça rüyalaraVücudunun devamı ile benim sevişmeme Delilik duygusuyla vurduğun ve vurduğum her bir damaraKan revan arasında kalmış çocuğa Hançeredeki en son çığlığaPencere arkasındaki dolunun ayak sesine Bir kişilik yatakta senin uykunaTerliğin en son böceğe …

Devamını oku

Hiç

Beni, bu erkeği kendine bırakBeni tüm lanet acıyla baş başa bırakÇünkü seni dünyada ki bütün solucanlar kadar seviyorumÇünkü ben, dünyadaki bütün düşlar kadar ağlıyorumÇünkü ben, senin yedi günlük adetlerin kadar acı çekiyorumÇünkü ben, nedeni anlaşılmayan baş ağrılarına başım ağırır Çünkü ben senin sesinle.. Kapatt….hayır kal daha!Çünkü sen beni dünden azıcık daha çok seviyorsunÇünkü senin göğüslerin …

Devamını oku

Tabut

Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,Yarın kendileri dolduracaklar. Her yandan küçülen bir oda gibi,Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.Sanki bir taş bebek kutuda gibi,Hayalim, içinde uzanmış kalmış. Cılız vücuduma tam görünse de,İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.Geride kalanlar hep dövünse de,İnsan birer birer yine giriyor. Ölenler yeniden doğarmış; …

Devamını oku

Örümcek Ağı

Duvara, bir titiz örümcek gibi,İnce dertlerimle işledim bir ağ.Ruhum gün boyunca sönecek gibi,Şimdiden ediyor hayata veda. Kalbim, yırtılıyor her nefesinde,Kulağım, ruhumun kanat sesinde;Eserim duvarın bir köşesinde;Çıkamaz göğsümden başka bir seda… Necip Fazıl Kısakürek

Manzara Gülüşlü Kız

Harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm! Haydar Ergülen Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimizLâ-edrî Gülüşlerimiz nasıl da söndü galadan sonra sokağa atılan çiçekler gibi Cemal Süreya Çocuk gülüşlü ağız! Hayattan daha fazla,Çok defa ölüm bizi tutar ince bağlarla.Charles Pier Baudelaire (bu sensinve sesinbu terin ve tenin ıslaklığıkal öyleısıt gözlerimi gülüşlerinle…) Yılmaz Odabaşı Bu yüzden ayağım sürçüyor. Ve yağmurAcıyan …

Devamını oku

Herkes bu meydana bir zafer için gelir; ben ise sade sana yenilmek için geldim.

Koruluğun başbaşa, düşünceli ve dilsiz ağaçlan arasında her zaman bir kız dolaşır. Yeni sürmüş bir dal gibi incecik vücudunu vakit vakit buraya atan, bilinmez hangi yürek dağıdır. Rüzgârlı havalarda kendi gönlü gibi karmakarışık olan ağaçlar, durgun geceler bir meşveret fısıltısı ile, sanki onunla içten içe konuşurlar. ** Kızcağız gene bilmez ki, bu ele avuca gelmez …

Devamını oku

Bekleme Hattı

I. Neden gücenmiyorum beni sevmeyenlereBenim de bazı şairleri sevmemyıllar aldı. biliyorum, insan bazen yıllar sonra tanırbazı akrabalarını biliyorum, sevmek için yitmemi bekliyor bazılarıgözlerini kaçırıyorlar şiirlerimdenuzağımda duruyor yakınlıklarıYollarına çıkmam sanıyorlar, bir günKendileriyle karşılaşmaya gittikleri bir kavşaktabekliyor yaprağını dökmemiş kelimelerimelinden tutmak için zamanla birbirine benzeyen yalnızlıkları Nasıl herkes hayatında bir büyük gün beklerse,şairler de başkalarının  gününe bağlar …

Devamını oku

Çiçek kokan ağzı

yel ile koşuda birinci seçilmiş rüzgârböyle dedi deniz kıyısındaki nar ağacıdenizden konuşuyoruz gölgesindekoya giren uykulu denizden gül ile koşuda sonuncu olmuş sümbülböyle dedi terastaki gecesefasıgülüyoruz, bir kuş sesi bize katılıyorbir kırlangıç çok alçaktan uçuyor dedim ki nar ağacına, gecesefasınagüzeldir nisan yağmuru üstümüzebaşımıza yağınca, sığırcıklarınansızın inişi gibi ovaya güzeldir bir sevgilinin çiçek kokan ağzıyağmurda eğilirken yalın …

Devamını oku

Ölüm ve papatyalar

kim biliyordu papatyaları çoksevdiğimi? bi dolu papatyagetirdiler hastanedeki odamataşıdılar göğü, kırı, ırmaklarıserçe sürülerini böylece iyilik, hep odur mavi aydınlığıdenizin, duraksar düşünürümbir salyangozun ömrünü bilekimselerin umurunda olmasa da ölünce papatyaları göremem,ah o kavakları, o kavaklarıhep onlardır acımı dindirenyuvarlanan yıldızlar, takımyıldızıodamdadır geldi, geldi işte yokluyor Parsah papatyalar, papatyalar Ahmet Ada

Ölüm

yavaş yavaş yaklaşıyorum ölümePars, apartman boşluklarında, arasokaklarda bekliyor beni paslı orağıyla,sessizce götürecek ben yoksulu Pars, usulca götürecek ben yoksulu,fitili kısık lambaya dönecek gözlerim,kavaklara bakacağım, hiçbir şey gelmeyecekelimden, aşmaktan başka eşiği bir ağaç altı mı olur, deniz kıyısı mı,bir odada tüy gibi uykuda mı,kim bilir ne zaman gelecekdağınık masamın başına? Ahmet Ada