Kategori: Şiir

Dokunma Korkusu

Dokunmaya kıyamıyorum sana çimen sana gelincik sana mine çiçekleri sana sümbül Öyle masumsun ki kırlangıç sana getirsin diye gülümsememi bu sevdalı rüzgara veriyorum  Öyle sevdalısınız ki ormanlar dağlar karıncalar ve sen kapımın önünden akan dere  Dokunmaya kıyamıyorum size çakıllar güzelliğiniz var ya var ya bu suskunuz Yanaklarımı veriyorum kulaklarımı senin bahar kokulu esintine sabah serinliği …

Devamını oku

Furuğ Ferruhzad ve Hamid Musaddık’ın şiirlemeleri!

Hamid Mosaddık Yazdı: bana güldün ancak bilmiyordunben nasıl korkarak komşunun bahçesinden elmayı çalmıştımbahçıvan peşimden hızla koştu benimelmayı senin elinde gördühışımla baktı banaısırılmış elma elinden düştü yereve sen gittin ancak hâlâyıllardır benim kulağımda usulcasenin adımlarının hışırtısı canımı acıtırve ben düşünürüm hepneden bizim küçük bahçemizde elma yoktu, neden! Sonra Furuğ şöyle yazdı: ben sana güldümçünkü biliyordumsen nasıl …

Devamını oku

Hilminin Çocukluğu

Hilmi diyor ki yeminlerBana çeşmeleri hatırlatırTabut kalın ciltli bir kitaptırSenin de çocukluğun bir ceviz tabut muyduUsulca bırakılan denize? Hilmi diyor ki benUcuz hüzünler kiralardımAlyanak bir kulakcıdanGök binlerce mavi şapkadırSenin de şapkan mavi miydiO günlerde? Hilmi diyor ki annemÇiçek işlemeli bir lambaydıKarartma gecelerindeSen de denizleri anlıyor muydunYatağa girmeden? Hilmi Yavuz

Şimdi Gitmeliyim

            Bu şiiri Vehdan Abla’m için yazmıştım. Kış bitmedi, bahar gelmedi ve o gitti! avuçlarımda yaktığım bu buruşmuş kağıt benim kaderimdirkurşun kalemle yazdım dumanı ondan karadır kaşları çatık yağmur!hep susturulmuş on dörtlük ölü gelinler vardı sesimde duydunuz duymadınızsizinle dağı aşmaya nefesim yetmedi siz gidin bensizdağın diğer eteğinde beklerim eteğimde yabani …

Devamını oku

Tehlikenin Yönü

baktığında görebileceğin bir şey değilim ben en çok sevdiğin yanım hep tuzak sana tanrının çarkına çomak soktum ben öykülerimi çaldılar diye günahsa bu günah bir çocuk nasıl kandırılır daha kayıtlara alınmış tek bir sevişmesi bile yoksa kendini dolu dizgin inandırabileceği bir yalanı bu kenti yazıyordum seni fark ettim tehlikenin yönü değişti o gün bu gündür …

Devamını oku

An ve Anlam!

aşkla tanımlar kişi kendini ipini çeker sonra darağacında mezarında kükrer yeniden kül kalıntıları sorgular tinden ateş kuşu şiir tanrısı ve magmada son bulur serüven harf aldatmaz bir tek! yontar sesini çığlığın bilirim ışıltısını saklar sözün hamurunda çünkü dil kristal nidalarda kesif bir hüzün kuşanır narin kırılmalar bıçak ezgilerde nihayetlenir çıkmaz sokaklar yorgun sahafların gürgen kokulu …

Devamını oku

Yıldırım yemiş bir çınar gibiyim

Yıldırım yemiş bir çınar Gibiyim Sevginde. Çölde bir ehramdır artık Acın Yüreğimde Tahsin Saraç

Sevgiyi Boyutlandırmak

Göl kıyısında gölü esenlemekle başladıkÖpüştük birÖlü suda maviyi uyandırdık. Sözü geçersiz kılan bir uçuk sevgilenmedeSuskunluğuYeni oylumlarla uyandırdık. Kars kaşarı kalçaların ve verimcil göğüslerinleEn kara soğuklara karşı bileTandırdık. Tüm yasakları şöyle en özünden yaşayıpSeninleGünahı uyandırdık. Bir yaygı gibi yaydığım o gül güzelliğindeSeviştikSevgiyi boyutlandırdık Tahsin Saraç

Ali

Namluya dayanır yola dalarsınDuruşun bakışın yaman be Ali!Boşuna tetiği ne kurcalarsın?Var daha ateşe zaman be Ali! Yıllanmış bir çınar pusuluk yerin,Neredeyse gelecek beklediklerin.Var iki adımlık canı kaderinDesene işleri duman be, Ali! O’nu sen büyüt de söğüt boyuncaKendini ellere versin o gonca.Sözüme kanmadın bunu duyunca,Gönlündü gözünü yuman be Ali! Geldiler beklenen çiftler ormana,Duruyor iki genç ne …

Devamını oku

Gece Derin Karanlıktır

Bir telefon beklerBir kafedeBir rastlantı bekler İstanbul’daBüyük aşkların yaşanacağıGeceleri vardırEylül’dedir buRüyalara inanırKahve falına inanırAkasya falına inanırÖnce akasya yapraklarıSararırBir rastlantıHer zaman vardırBir mucizeye inanır ÇağrışımlarYalnızlığı anımsatırAşklarBüyük yalnızlıkla başlarGece derin karanlıktırHava aydınlandığındaYalnızlıklar giderAşklarBaşka bir mucizeyeKalır Atilla Birkiye