Kategori: Şiir

Yankı

Her kelimenin iki anlamı olduğunubilmiş, baştan beri üçüncüyü aramıştı.Ama bu bir şey değildi asıl aradığınınyanında : Başka bir düzen olsun istemiştiseslerin arasında, harflerle renklerinbirbirlerini itmedikleri bir dengeydiısrarla kovaladığı. Yıldan yıla dileyüklediği zalim işi dizmişti kafasında,ışığa ve karanlığa, sessizliğe ve uğultuyaverdiği değerleri elden geçirmişti tek tek.Heceden heceye dörtnala ilerlemişti bakışı,cümleden cümleye tekinsiz bir başdönmesiylegeçmişti: Bir an …

Devamını oku

Bir Hastalıktan Sonra

IBir hastalıktan sonra, Mektup yazdım eşe dosta-İadeli taahhütlü-Ve yıldırım telgraf çektim yare-Cevaplı-Neler olmuş Rabbim, neler.Ben tüberkülozdan yatarken, hastanedeDostlar unutmuş adımı,Yar kocaya gitmiş… IIIVe dünyamız RabbimBir hastalıktan sonraEskisi gibi değil. Rüştü Onur

Okuntu

Mevsimlerden denizi,inceliklerden en çok geçmişi özlediniz.Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayıncabizim gibi kaçmadınız.Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız.Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız. Şimdi sizi çok özlemişiz.Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız. Adnan Azar

Ulak

Yıldan yıla geçerkenhikâyeler topladım evlerde,çıkından çıkına doldum taşırdımhiçbir yere sığmayanölüm dirim haberlerini,çıkamadığım yokuşlarıbağışlıyorum giremediğimçıkmazları : Doydumgezdiğim caddelerdekovandan kovana delik deşikgötürdüğüm uğultulara.Bir kül ki boşuna : Benunutsam, kimse hatırlamaz. Belki de yenilenmeli ağaçlar.Boyalar devşirilmelimevsimin yapraklarından,haşarı erguvandan.Yepyeni fırçalar alınmalı çarşıdan,insan eliyle germeli bezi tahtaya :Herkes kendine görülmemişbir düş aramalı. Sen, penceredeki suskun kadın :Hayatımda ol, kal, öl, …

Devamını oku

Fatma Savcı

akşamlara doğru yürümenin yoruldu adımları,buz tuttu hayallere giden bütün yollar Fatma Savcı Dağa gitmek ani bir karar değildi, iki yıl düşündüm. * Düşünün; ben Türkçe’ye hâlâ küsüm. Çünkü zorla öğretilmiş. Biz Kürtçe konuşunca öğretmen nar ağacı daha çok incitiyor diye nar dalıyla vururdu. Böyle öğrendiğin herhangi bir dille nasıl barışık olursun?*…zorla öğrendiğim ve nefret ettiğim …

Devamını oku

Güvercin Gerdanlığı

Garip turna bizi senden soranaŞimdi bir yavruya kuldur diyesinAşkın zincirini takmış boynunaDevr içinde Mecnun oldur diyesin Gece gündüz ağlar hiç bir dem gülmezUnutmuş eşini dostunu bilmezSevmiş bir güzeli artık vazgelmezAşık olmak müşkül haldir diyesin Terkeylemiş eşi ile dostunuAbdal olmuş eğne almış postunuGelen geçen çiğner oldu üstünüAyaklar altında yoldur diyesin A zalim engeller yolumu bağlarYarimin hasreti …

Devamını oku

Güzelleme

Bir tavşan kadar ürkekti yüreğin Kabaran deniz dalgaları gibi coşkulu… Birden şavklandı yarı karanlık oda Nemli teninde canlandı Parmak uçlarımın ölü dokusu. Dudaklarından içtim kevser şarabını Sen, seni keşfetmenin hazzını tattırdın Bana, ben olduğumu sen yaşattın. Sen imzaladın Kimliksiz otel odalarının Doğum kağıtlarını. Bastığın yerde otlar yeşerir, Topuk çukurlarında Kuru ağaç dalları göverir. Sen güldüğünde, …

Devamını oku

Peyami’nin Dediği Gibi: Yalnızız

                Siz benim şiirimi sevecek değilsiniz                Ben de sizin şiirinizi sevecek değilim İncire ve zeytineTur dağına bir deYalnızdır diğerlerinden daha yüksekte duran.İnce saçlı kızlarKavruk yüzlü çocuklarYazıda ağaçYabanda kurtÜzgün olan, yalnızdır Örttüğü zaman geceye veAydınlattığı zaman gündüzeNur dağına bir deMağaralar yalnızdırKaygılı misafirler …

Devamını oku

Sanman taleb-i devlet ü câh itmege geldik

Sanman taleb-i devlet ü câh itmege geldikBiz ‘âleme bir yâr içün âh itmege geldik Sad kâfile şekvâ ile âzâr-ı felekdenHâk-i der-i cânâna penâh itmege geldik Ser-tâ-be-kadem dîde olup dâg-ı hevesdenÂyîne-i dîdâra nigâh itmege geldik Ey hâce günâh ise nazar rûy-ı butaneBiz ‘âlem-i ‘îcâda günâh itmege geldik Hâr olmasın a’dâ ki bu gülzâr-ı fenâyaBir gül koparup …

Devamını oku

Kuş Yuvalarını Kuyu Ağızlarını

Göğüslerinin ucunda senin Ay ışığından ürpertiler alan Bir çift terli yüzük olmak isterdim Ağzımla, gözlerimle, avuçlarımla; Derin bir gecede, kuş yuvalarını Kuyu ağızlarını ışıtır gibi… İki nehir ki bacakların Senin değil benim gövdemden kopuyor. Kıyısında baldıran otları biten Aşk mıdır o uzun susuzluk Her şeyi bir uzaklığa yerleştirerek akıyor. Tırnaklarının ucundan başlayan gurbet Başını çevirdiğinde …

Devamını oku