Bir dağ çiçeğinin açmasını getiriyorum Uzandıkça yüzünün kumsalına Balıksız bir denizin yalnızlığı oluyor saçların Korkumu bölüşmek istiyorsun İçimi parçalayan bakışlarını serbest bırakarak Birazdan bir mevsim başlayacak Sokak çocuklarının kışkırtıcılığıyla dolacak sesin Ben, gözünün içine batan bir kiraz tutuşmasıyla şekerleşirim Yine de kendini bilmez bir rüzgârla giderim yanından Kusura bakan bir gökle okşadıkça bulutları Son yağmurunu …
Kategori: Şiir
Şub 23
Sen İstanbula Aldırma
Caddenin bostanına Malatyadan geldimkara trenlerin uzun düdükleri kulağımdaHaydarpaşa kapılarını maviye açmışrüzgar martıya yakışmış balıklar suyakayık kayıyor,çanları tutun delirmesinhangi renkti sustuğum Göztepenin kıyısında yüzümde Istanbula aykırı bir şey yavrusunu emzirmeyen analar gibiitiyor elinin tersiyle gerisin gerisaçlarımın kokusu bu kente esmerve kadınlığım dik duruyor yollarına bir oyuk açıldı yarıldı naro gün müydü kendime bir isyan aldım taş …
Şub 23
Eski, Yeni, Ödünç Alınmış ve Mavi
Aşk, karanlık bir ‘şey’dir.İnsan bile aşk kadar karanlık değildir,insanın gecesi olan anılar bilehiçbir anıya yakıştıramadığımız hayvanlar bileöyle masum kalır ki aşkın yanında:“Rain Dogs” koyu kahveyle iyi gider“Rain Cats” bugünlerde kezzaplaaşkı neyle denersen deneölümle iyi gider yalnızca Kimse gecesinden bir aşk bağışlamazkimsenin kelimeler kuyusu olan kalbinde de toplanmaz aşkkimsenin kederinden çalınmazve ödünç de alınmaz kimsenin yağmurundan…Aşk …
Şub 23
Teşekkür Ederim Baba
teşekkür ederim baba, kırılgan bir yaztozlu urbalar, gri bulutlar bıraktın banataş duvarlar bıraktın, birkaç metre telörgügözaltları kırışmış mor bir kelebekbıraktın. uçmak adına teşekkür ederim baba kapıları zorluyor karanlık bir gelecektaşlar yakıştırıyor başımıza çürük hurma dalındansuçlu bir peygamber çiçeği gibi uzatıyor boynunurengini kaybeden gece teşekkür ederim baba. sevişirken bilebir ilkokul sessizliği yerleşiyor tenimeçok kapalı adamlar, inan …
Şub 23
Asırların Efsanesi: Bu Kitap Şu Tecellîden Doğdu
Rüya gördüm, çağların duvarı uzuyorduÖnümde. Granitle etten bir yığındı bu.Bağrına uğultusu sinmişti milyonlarınEndişeden kaskatı kesilen o duvarın.Loş oyuklarda vahşi gözler parıldıyordu,Yığınlar, kabartmalar, nakışlar oynuyordu, Zaman zaman önümde açılıyordu duvar.Yeşimden somakiden ve altından saraylar:Uluların, bahtiyarların otağ kurduğu, Cihangirlerin kandan, buhur’dan kudurduğuİnler görünüyordu, Seher yeliyle nasıl Ürperirse bir ağaç, o duvar da muttasılÖyle ürperiyordu. Alınlarında burçlar, Alınlarında …
Şub 23
Emek
Geniş gövdeleri, sert hareketleri, Alınlarında faydalı zaferlerin rüyasile, Nefes nefese işçi kafileleri, Hafızamda hailevi ve gerçek Kahramanlık tabloları çizerek, Dikilip karşısına asırların, Koşuyor ileri.. Yiğit dölleri kumral ülkelerin, Cilalı, ağır arabaların, kişneyen atların sürücüleri, Severim sizleri.. Ve sizi, kızıl oduncuları burcu burcu kokan ormanların Ve seni, çamurlu, çarpık yollarıyla yalnız tarlaları seven, Ve canlansın, ışıklansın …
Şub 23
(Silezyalı) Dokumacılar
Karanlık gözlerinde yaş yok. Tezgâh başındalar Önlerinde kumaş yok… Gıcırdıyor dişleri:– Sana kefen dokuyoruz… Sana tezgâhımızda üçüzlü beddua dokuyoruz Dokuyor, dokuyoruz… Lânet olsun önünde diz çöküp yalvarılan puta, Kışın soğuklarında ve zalim pençesinde açlığın Boşuna bekledik, boşuna umduk, O bizi aldattı, bizi oyaladı… Dokuyor, dokuyoruz… – Lânet sana ey kıral, Sefaletimiz karşısında taş kesilen Ve …
Şub 23
İnsan En İyi
İnsan en iyikalabalıkta, akşamüstü öğreniyor kendiniadını, adresini, dünyadaki yeriniŞaşırtmasa, gazetelerden habersiz ağacın serçeleriGürültüyle gülüşüyorlar, toplanmışlar daSaçma, ama yine de sapan kullanıyor çocuklarOysa insan bir ömür unutamıyormermileri, Köroğlu’nu, Robin Hood’u, Hazreti Ali’yiyalanı, gibiyi, şeyi, filanıaşkı, hasreti, beklemeyiinsan en iyikalabalıkta, akşamüstü öğreniyor İnsan en iyibirini dinlerken öğreniyor kendiniyüzün çırpınışını, elin kederinibakıştaki anlıyor musun’usürçmedeki gizlenme telaşınıöğreniyor, yapıyor, ne …
Şub 23
Harfler Ve Melâl
ben esterebadi’nin sözünü kalealmadım: harfler dünya’dan hayaledoğru yolcudurlar, durmazlar;dönüşür birbirine ‘Allah’ ve ‘Lale’… sen bir kurdun yalnızlığı gibi kurdun yalnızlığı…harfler ki, dağbaşlarıdır;sözler, bulutların ördüğü hâle…o eski hüzünlerin aldığı biçim;harflerin ormanında çok çok dolaştı;ağacı, yaprağı, çiçeği aştı; -ama yok!bir karşılık bulamadı melâl’e… Hilmi Yavuz
Şub 23
Fırtına
akşam ıssız bir ağaç biçimindesırrı dökülmüş aynalarda görünür(bakmak, uzaklara dokunmaktırsen benim en alımlı gözlerimsin)bakışını duyar gibi güllerdentıpkı enli ve kalın hüzünlerdenbana bir gülümseme biçer gibisin benim özel bir tarihim olmadıbaşlamak için en ilkel gereçlerleilk kumaşı biçenlerin tüylü sıkıntısınaduyulurdu bungun ve boğunuksağrıları tere batmış at biçimlerininsazlıklarda doludizgin koşturulduğu(sen benim fırtına gecelerimsin) fırtına başlatılır ilk tecimevlerindeölü testiler …