Rüya gördüm, çağların duvarı uzuyorduÖnümde. Granitle etten bir yığındı bu.Bağrına uğultusu sinmişti milyonlarınEndişeden kaskatı kesilen o duvarın.Loş oyuklarda vahşi gözler parıldıyordu,Yığınlar, kabartmalar, nakışlar oynuyordu, Zaman zaman önümde açılıyordu duvar.Yeşimden somakiden ve altından saraylar:Uluların, bahtiyarların otağ kurduğu, Cihangirlerin kandan, buhur’dan kudurduğuİnler görünüyordu, Seher yeliyle nasıl Ürperirse bir ağaç, o duvar da muttasılÖyle ürperiyordu. Alınlarında burçlar, Alınlarında …
Kategori: Şiir
Şub 23
Emek
Geniş gövdeleri, sert hareketleri, Alınlarında faydalı zaferlerin rüyasile, Nefes nefese işçi kafileleri, Hafızamda hailevi ve gerçek Kahramanlık tabloları çizerek, Dikilip karşısına asırların, Koşuyor ileri.. Yiğit dölleri kumral ülkelerin, Cilalı, ağır arabaların, kişneyen atların sürücüleri, Severim sizleri.. Ve sizi, kızıl oduncuları burcu burcu kokan ormanların Ve seni, çamurlu, çarpık yollarıyla yalnız tarlaları seven, Ve canlansın, ışıklansın …
Şub 23
(Silezyalı) Dokumacılar
Karanlık gözlerinde yaş yok. Tezgâh başındalar Önlerinde kumaş yok… Gıcırdıyor dişleri:– Sana kefen dokuyoruz… Sana tezgâhımızda üçüzlü beddua dokuyoruz Dokuyor, dokuyoruz… Lânet olsun önünde diz çöküp yalvarılan puta, Kışın soğuklarında ve zalim pençesinde açlığın Boşuna bekledik, boşuna umduk, O bizi aldattı, bizi oyaladı… Dokuyor, dokuyoruz… – Lânet sana ey kıral, Sefaletimiz karşısında taş kesilen Ve …
Şub 23
İnsan En İyi
İnsan en iyikalabalıkta, akşamüstü öğreniyor kendiniadını, adresini, dünyadaki yeriniŞaşırtmasa, gazetelerden habersiz ağacın serçeleriGürültüyle gülüşüyorlar, toplanmışlar daSaçma, ama yine de sapan kullanıyor çocuklarOysa insan bir ömür unutamıyormermileri, Köroğlu’nu, Robin Hood’u, Hazreti Ali’yiyalanı, gibiyi, şeyi, filanıaşkı, hasreti, beklemeyiinsan en iyikalabalıkta, akşamüstü öğreniyor İnsan en iyibirini dinlerken öğreniyor kendiniyüzün çırpınışını, elin kederinibakıştaki anlıyor musun’usürçmedeki gizlenme telaşınıöğreniyor, yapıyor, ne …
Şub 23
Harfler Ve Melâl
ben esterebadi’nin sözünü kalealmadım: harfler dünya’dan hayaledoğru yolcudurlar, durmazlar;dönüşür birbirine ‘Allah’ ve ‘Lale’… sen bir kurdun yalnızlığı gibi kurdun yalnızlığı…harfler ki, dağbaşlarıdır;sözler, bulutların ördüğü hâle…o eski hüzünlerin aldığı biçim;harflerin ormanında çok çok dolaştı;ağacı, yaprağı, çiçeği aştı; -ama yok!bir karşılık bulamadı melâl’e… Hilmi Yavuz
Şub 23
Fırtına
akşam ıssız bir ağaç biçimindesırrı dökülmüş aynalarda görünür(bakmak, uzaklara dokunmaktırsen benim en alımlı gözlerimsin)bakışını duyar gibi güllerdentıpkı enli ve kalın hüzünlerdenbana bir gülümseme biçer gibisin benim özel bir tarihim olmadıbaşlamak için en ilkel gereçlerleilk kumaşı biçenlerin tüylü sıkıntısınaduyulurdu bungun ve boğunuksağrıları tere batmış at biçimlerininsazlıklarda doludizgin koşturulduğu(sen benim fırtına gecelerimsin) fırtına başlatılır ilk tecimevlerindeölü testiler …
Şub 23
Yeni Şeyler
Her gün bir yerden göçmek ne iyi Her gün bir yere konmak ne güzel Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş! Dünle beraber gitti cancağzım, Ne kadar söz varsa düne ait Şimdi yeni şeyler söylemek lazım… Mevlânâ Celâleddîn Çeviri: A. Kadir
Şub 23
İtiraf Ve Gizem
aşklarla halklarla yalnızlıklarladerlenmişve her sabah yenidenuzakları titretenbir mahşer bir coşku vardıki oradaboğularak çıldıran flamalardayalarken marşlarımı yabancı hışırtılarkan akar akar dayeryüzünün şahdamarı atardı dünya terütaze bir kadınüstündeydim yanaklarınınelime isyanın tomarları batardı ona her uzanıştacanım dünyayı dürtükleyen mızraklarla kanardıve kanımaher daim bir kadınıngözbebeklerinden girerdi hayat artık duymaktadır şehir kanına karışan çocuklarıve barışırken tanyeri ufku öpen atlarlabu koşanlarbu …
Şub 23
Ağır
ilkin onun çocuk gözlerine baktım yıldızlı bir gök dağlara doğru iniyor tembel tembel soluyan deniz sakin karanlıkta beraber yürüdük akşam vakti titrek bir mum ışığı kadar mahzun yarısı kapalı bir pencereden geliyor bir türkü kenara çekilip biraz durduk eskiden o türküden daha mahzunduk nasıl çatlarsa dal uçları arzuyla öyle istekle geçiyor bulutlar kurumuş ağaç kabukları …