Kategori: Şiir

Eski, Yeni, Ödünç Alınmış ve Mavi

Aşk, karanlık bir ‘şey’dir.İnsan bile aşk kadar karanlık değildir,insanın gecesi olan anılar bilehiçbir anıya yakıştıramadığımız hayvanlar bileöyle masum kalır ki aşkın yanında:“Rain Dogs” koyu kahveyle iyi gider“Rain Cats” bugünlerde kezzaplaaşkı neyle denersen deneölümle iyi gider yalnızca Kimse gecesinden bir aşk bağışlamazkimsenin kelimeler kuyusu olan kalbinde de toplanmaz aşkkimsenin kederinden çalınmazve ödünç de alınmaz kimsenin yağmurundan…Aşk …

Devamını oku

Bir Değirmendir Ölüm

Allah’a yemin ederim, attan ya inecek veya indirileceksin. Hele niye duruyorsun, ayağına gelmişken cennetin?Ey nefis, vuruşup öldürülmezsen de ölüm seni bulacak.Bir değirmendir ölüm, bir gün seni de alıp öğütecek. Neyi arzuladıysan dünyada, bunlar hep sana verildi. Doğru yolda ilerlersin, eğer istersen arkadaşların gibi şehâdeti. Abdullâh Bin Revaha (Ra.) (İ. Hacer, 1:239)

Asırların Efsanesi: Bu Kitap Şu Tecellîden Doğdu

Rüya gördüm, çağların duvarı uzuyorduÖnümde. Granitle etten bir yığındı bu.Bağrına uğultusu sinmişti milyonlarınEndişeden kaskatı kesilen o duvarın.Loş oyuklarda vahşi gözler parıldıyordu,Yığınlar, kabartmalar, nakışlar oynuyordu, Zaman zaman önümde açılıyordu duvar.Yeşimden somakiden ve altından saraylar:Uluların, bahtiyarların otağ kurduğu, Cihangirlerin kandan, buhur’dan kudurduğuİnler görünüyordu, Seher yeliyle nasıl Ürperirse bir ağaç, o duvar da muttasılÖyle ürperiyordu. Alınlarında burçlar, Alınlarında …

Devamını oku

Emek

Geniş gövdeleri, sert hareketleri, Alınlarında faydalı zaferlerin rüyasile,  Nefes nefese işçi kafileleri,  Hafızamda hailevi ve gerçek  Kahramanlık tabloları çizerek,  Dikilip karşısına asırların,  Koşuyor ileri.. Yiğit dölleri kumral ülkelerin,  Cilalı, ağır arabaların, kişneyen atların sürücüleri,  Severim sizleri.. Ve sizi, kızıl oduncuları burcu burcu kokan ormanların Ve seni, çamurlu, çarpık yollarıyla yalnız tarlaları seven,  Ve canlansın, ışıklansın …

Devamını oku

(Silezyalı) Dokumacılar

Karanlık gözlerinde yaş yok. Tezgâh başındalar  Önlerinde kumaş yok…  Gıcırdıyor dişleri:– Sana kefen dokuyoruz…  Sana tezgâhımızda üçüzlü beddua dokuyoruz Dokuyor, dokuyoruz… Lânet olsun önünde diz çöküp yalvarılan puta,  Kışın soğuklarında ve zalim pençesinde açlığın  Boşuna bekledik, boşuna umduk,  O bizi aldattı, bizi oyaladı… Dokuyor, dokuyoruz… – Lânet sana ey kıral,  Sefaletimiz karşısında taş kesilen  Ve …

Devamını oku

İnsan En İyi

İnsan en iyikalabalıkta, akşamüstü öğreniyor kendiniadını, adresini, dünyadaki yeriniŞaşırtmasa, gazetelerden habersiz ağacın serçeleriGürültüyle gülüşüyorlar, toplanmışlar daSaçma, ama yine de sapan kullanıyor çocuklarOysa insan bir ömür unutamıyormermileri, Köroğlu’nu, Robin Hood’u, Hazreti Ali’yiyalanı, gibiyi, şeyi, filanıaşkı, hasreti, beklemeyiinsan en iyikalabalıkta, akşamüstü öğreniyor İnsan en iyibirini dinlerken öğreniyor kendiniyüzün çırpınışını, elin kederinibakıştaki anlıyor musun’usürçmedeki gizlenme telaşınıöğreniyor, yapıyor, ne …

Devamını oku

Harfler Ve Melâl

ben esterebadi’nin sözünü kalealmadım: harfler dünya’dan hayaledoğru yolcudurlar, durmazlar;dönüşür birbirine ‘Allah’ ve ‘Lale’… sen bir kurdun yalnızlığı gibi kurdun yalnızlığı…harfler ki, dağbaşlarıdır;sözler, bulutların ördüğü hâle…o eski hüzünlerin aldığı biçim;harflerin ormanında çok çok dolaştı;ağacı, yaprağı, çiçeği aştı; -ama yok!bir karşılık bulamadı melâl’e… Hilmi Yavuz

Fırtına

akşam ıssız bir ağaç biçimindesırrı dökülmüş aynalarda görünür(bakmak, uzaklara dokunmaktırsen benim en alımlı gözlerimsin)bakışını duyar gibi güllerdentıpkı enli ve kalın hüzünlerdenbana bir gülümseme biçer gibisin benim özel bir tarihim olmadıbaşlamak için en ilkel gereçlerleilk kumaşı biçenlerin tüylü sıkıntısınaduyulurdu bungun ve boğunuksağrıları tere batmış at biçimlerininsazlıklarda doludizgin koşturulduğu(sen benim fırtına gecelerimsin) fırtına başlatılır ilk tecimevlerindeölü testiler …

Devamını oku

Yeni Şeyler

Her gün bir yerden göçmek ne iyi Her gün bir yere konmak ne güzel  Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş!  Dünle beraber gitti cancağzım,  Ne kadar söz varsa düne ait  Şimdi yeni şeyler söylemek lazım… Mevlânâ Celâleddîn Çeviri: A. Kadir

İtiraf Ve Gizem

aşklarla halklarla yalnızlıklarladerlenmişve her sabah yenidenuzakları titretenbir mahşer bir coşku vardıki oradaboğularak çıldıran flamalardayalarken marşlarımı yabancı hışırtılarkan akar akar dayeryüzünün şahdamarı atardı dünya terütaze bir kadınüstündeydim yanaklarınınelime isyanın tomarları batardı ona her uzanıştacanım dünyayı dürtükleyen mızraklarla kanardıve kanımaher daim bir kadınıngözbebeklerinden girerdi hayat artık duymaktadır şehir kanına karışan çocuklarıve barışırken tanyeri ufku öpen atlarlabu koşanlarbu …

Devamını oku