BilinmeyenlerinRenkten, kokudan, biçimden, ışıktan, kütleden ve Coşkudan, hüzünden, sevinçten, acıdan ibaret olanların Ya da öyle varsayılanların karşısında bilim adamı olmayı yeğlemem. Şimdilik yazıyorum, yarın? Bilmiyorum. Atamız Sokrates, anarnız Vislaya Şimborşka öyle dediler: Bil – mi – ya – rum. Ben onların hala cahil bir öğrencisiyim. Şiirsel olanla şiir arasında bir fark yoktur. Hatta …
Kategori: Şiir
Şub 23
Otel Odası
Bir otel odasının karanlık köşesinde Fırtınanın sesini andırıyor nefesim,Kulağımda saatin hüzünlü tiktaklarıKarşımda ise beni parçalayan bir resim! Tavanın bakışları gözlerime takılmışBeni tehdit ediyor zalim yalnızlığıylaÇilekeş kitaplarım konuşmuyorlar artıkİçimde gizli bir ses hükmediyor ki “ağla” Donuk bir çeşme gibi sâkin kırık sandalyeSanki hasta bir nağme elimdeki defterimBin bir anıyla dolmuş boşalmış küçük dolapHayatından usanmış kirli elbiselerim… …
Şub 23
Japon
Kırmızı Japon harfleri geçti ağzından.Emaye göğsüme düşüp ses çıkarttı. Fısıltılar… Durdu ve bekledi. Şeffaf bayrak, yukarıdan aşağı inen bir ferman gibi ayırdı ikimizi. Geldiğimiz uzak yoldan tahriş olmuştu : ayaklarımız, ellerimiz. Bir haiku kadar yavaş ve çabuk… Beni öpmedi. Ilgım Veryeri
Şub 23
İşaret Çocukları
Yasin okunan tütsü tüten çarşılardan Geçerdi babam Başında yağmur halkaları Anam yeşil hırkalar görürdü düşünde Daha ilk güzelliğinde Alnını iki dağın arasına germiş Bir devin göğsüne benzer Göğsünden dualar geçermiş Çarşılar ellerinde ekmek iğneleri Cami avlularına açılan Havuz sularına kapılan çocuklar Görmeden güneşin bütün renklerini Götürmezlerdi dükkandaki babalarına Ocaktan akan kaynar yemekleri Neenelerinin koyduğu avuç …
Şub 23
Hesaplanmadan Öldü
1 Onlardı uzak yerler seçtiler ve sayesiz ilahları Kalın ovalar kuşları yaklaşan ağaçlar ve taşlaşan boğulu kalan nağra bir sarnıç kemeri eğrisinde dünden bugüne seyirten telaşşız sular seçti padişah buyurdu kervansaraylar hudutta kraliçe ağızları serhatte yagız duşlar ipe saldıran yığınlar çün osmanlı kanları melekmeşen at yangınları ülkeyi kol gezen projektör bakışlar hayvanlar bile altında rahat …
Şub 23
Düş Gören Atın Şiiri
I Dağ yürür bir yerinde çıkar üstüne dağın bu çelik çağında ata iyi binin Kalbinde bir gül bu atın Ceyhan sızar gibi gözlerinden düş gören at bellidir gözlerinden Ses yüklediler varacağı üs Kudüs titretir güney yeli bir dal buğdayı Alın bu atı denize atın geçer denizden de bakıyor özenle sayfalarına kitabın İnsan saçı yelesi yürüyen …
Şub 23
Beşinci Mevsim
Aşk ülkesindeBir adam gerek, tüm boyutlarıyla demirdenGeçirmiş olmalı dört mevsimiVe yaşamalı beşinci mevsimdeBaharı görmüş olmalıVe yakıcı yaz güneşiniTecrübe etmiş olmalıHazan vurmuş yaparaklara rüzgarın hücumunuVe kemik sızlatan kış soğuğunuYükseklerin karını süpürmüş olmalıVe tecrübe ve dert birikintisiyleBeşinci mevsimde oturmalıİmkansız ve mümkün bir mevsimBu mevsimde aşkBürünür bir başka rengeAşk ülkesindeBir adam gerek, uyanıkSabırlıFedaiKi durmalı doruklardaVe aşk haykırışı sağır …
Şub 23
Yabancılaşma
Ağaçlar yitirmişler artık ağaçlıklarını gözümde.Dallara rüzgarda yelken açtıran yapraklar da tükenmekte.Yemişler tatlı, ama sevgi yoksulu.Bir susuzluğu bile gideremiyorlar.Ne olacak şimdi?Gözlerimin önünde kaçmakta orman,kulaklarımdaki kuşlar sessizliğe gömülmüş,kalmamış bana döşeklik edebilecek bir çayır.Bıkmışım artık zamandan,ve zamanın açlığı içimde.Ne olacak şimdi? Ateşler yanacak gece bastırdığında dağlarda.Yoksa davranıp yine koşmalı mı oralara? Yollar yitirmişler artık yolluklarını gözümde. İngeborg Bachmann
Şub 23
Yalnızsın
Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü Görürsün, hasretiyle sabah ezgilerinin Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin Kuşlar öter, uçuşur, yeşil dallara konar Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan Rüzgar okşamaktayken annen gibi tenini Gecenin kolları sessizce yakalar seni Anlarsın gözlerinin …
Şub 23
Ne Çok Enkaz
sizi bir yerlerden tanır gibiyim galiba bodrum’daydı geçen yaz t-shirt’leriniz vardı türkuvaz pabuçlar ‘all star american’ ne tutucuydunuz ne de bağnaz sabah kahvaltısında beethoven chopin akşamları hacı ârif incesaz n e ç o k e n k a z sizi bir yerlerden tanır gibiyim sanırım bodrum’daydı geçen yaz güngörmüş saçlarınız vardı beyaz bakışlarınız alaycı ve …