Her şeyi anımsamalıyım,çimen yapraklarını saklamalıyım,ipliklerini hırpanî olayların,ve metre metre dinlence yerlerini,sonsuz demiryollarının izini,acının yüzeyini. Eğer bir gonca gülü yitirmişsemve geceyi bir tavşanla karıştırmışsam,ya da belleğimin bütün bir duvarıyıkılmaktaysa,mecburum oluşturmayahavayı, buharı, toprağı, yaprakları,saçı, hatta tuğlaları,beni delik deşik eden dikenleri bile,kaçışın hızını. Merhamet gösterin şaire. Her zaman hızla unuttum,ve benim bu ellerimyalnızca kavranılmaz olanları tuttu,artık var olmayan …
Kategori: Şiir
Şub 23
Artık Kimse Yok
Artık kimse yok, hayır, ne ses, ne ağız,ne gözler, ne eller, ne de ayaklar: herkes gitti,duru gün bir çember gibi koşuyor,çıplak bir metaldir soğuk hava.Evet metal su ve hava, ne sarıçiçek öbeği salkımında öyle sık,onun o yapışkan kokusu bir de,eşsiz kalıtı bu toprağın. Nerde gerçek? Anahtarşaşkındırdır bir kapılar ordusu içindearasında başkalarınınbulamadankilidinibir türlü. Artıkişte bunun için …
Şub 23
Yitik Mektuplar
Benim için yazdıkları ne varsagörmez gibi okuyorum geçerken,bana yöneltilmemiş gibio haklı ya da kıyıcı sözler.Yadsıdığım falan yokiyi gerçeği, kötü gerçeği,bana sunmak istedikleri elmayıya da almış bulunduğum zehirli gübreyi.Başka şeyden söz ediyorum.Tenimden, saçlarımdan,dişlerimden,yandığım şeyden mutsuz saatlerde:gövdemle gölgemden söz ediyorum. Niçin diye sordum kendime, sordular bana,sevgisi de, sessizliği de olmayan başka biriaçar çatlağı ve bir çiviylevura vuraulaşır …
Şub 23
Yüzüstü Kalakalmışlar
Değil yalnız deniz, değil yalnız kıyı, köpük,güçleri boyunağme nedir bilmeyen kuşlar,değil yalnız şurada buradaki kocaman gözler,değil yalnız yaslı gece ve gezegenleri,değil yalnız orman ve yüksek kalabalığı,acı da, evet, acı da ekmeğidir insanın.Ama neden? Ben o zamanlarip gibi inceydim ve daha karabir gece suları balığından,ve elimde değildi,elimde değildi dayanmak, dünyayı değiştirmekisterdim bir yumrukta. lsırdığımı sandım birden …
Şub 23
Adonis Gibi Angela
Bugün yattım masum genç bir kızın yanındabeyaz bir okyanusun kıyısında gibi,korlu bir yıldızınyavaş yörüngesinin ortasında gibi. Sonsuz yeşil bakışındanaktı ışık kuru su gibiberrak derin çemberlerindetaze gücün. İki alazlı ateş gibi göğüsleriparladı dikelmiş olarak iki bölgede,ve çifte bir akıntıda ulaştı ateşbüyük ışıklı ayaklarına. Altın bir iklim olgunlaştı erkendenbedeninin gündelik uzantılarınave doldurdu onu akın akın meyvelerleve gizli …
Şub 23
Mor Rüya Barı
Sesin mektup olsa bir kuş gibi kanatlanır, dolaşır yeryüzünüVe içindeki keder mavileşir sen elmayı ısırdığın zamanSen turnalara baktığın zaman iklimler aşkla yer değiştirirSen üzgün evlerden güneş bakışımlı bahçeler yaparsınAkan sularsın ağaçları şımartan, kalbisin çılgın sokakların Ellerinde lirik telaş, ellerin gökkuşağı olmalı renkleri üzmeyenEllerin karanlığın penceresini kapatan bir kalp gözü sabahıEllerin aşk kurabiyeleri yapan mükemmel bir …
Şub 23
Su, Rüzgâr ve Namus
Daha çocukluğumda,Dinlemiştim bu masalı:Su, rüzgâr ve namusBir gün saklambaç oynamışlar. Önce su saklanmış;Fakat çabuk bulunmuşDerin vadiler arasında… Sonra rüzgâr saklanmış,Onu da bulmak kolay olmuşYüksek dağların tepesinde… Sıra namusa gelmişO da şöyle söylemiş: Dinleyin bir kere,Ben kaybolursamBulunmam hiçbir yerde…İşte, o günden beri namus kaybolunca,Bulunmaz hiçbir yerde. Sándor Petofi
Şub 23
Yağmur Damlalarını Kıskanırım
Yağmur damlalarını kıskanırımÖpücüklere fazla benzediğindenHer parlak şeyin gözleriKıskanmak için haklı bir neden Kıskanırım kıskanırımArıların sokmalarını bileKıskanırım unutkanlığı ve belleğiUykuyu ve terkedilişi de Seçmiş olduğu kaldırımıRüzgârın okşayan elleriniBenim o diri kıskançlığımDüş görürken uyandırır beni Kıskanırım bir şarkıyı bir sitemiBir nefesi ve bir sızlanmayıKıskanırım kıskanırım sümbülleriHoş bir kokuyu bir anıyı Kıskanırım kıskanırım heykelleriBoş ve fettan bakışlarınıKıskanırım susmaya …
Şub 23
Baba Evi
Hüzünlüdür baba evi. Kalır bırakıldığı gibiKendini son terk edenin zevkine uygun,Yeniden kazanmaz istercesine o gideni.Oysa, sevindirecek kimsesi yokken, solgun,Bir türlü unutamaz yitirdiklerini. Ve yeniden başlayamaz dönüp geriye,İşte, her şey böyle olmalı, deyip coşkuylaBunu denediği günlere. Çoktan uğramış yenilgiye.Nasıldı bir zamanlar! Bakın: resimlere, şu vazoya.Çatal bıçak. Notalar piyanonun üstünde. Philip Larkin
Şub 23
Mezar Taşları
FRANCIS PICABIA NiçinSeni mezarına dört köpeğinleBir gazeteyleVe şapkanla gömmelerini istedinİstedin ki taşına şunu yazsınlarİyi seyahatlerBir şey değil öteki dünyada da deli zannedileceksin. THÉODORE FRAENKEL Öldüğün vakit harikulâde bir hava vardıMezarlık o kadar güzeldi kiHiç kimse mahzun olamadıEpeydir de senin artık orda olmadığını sanıyorlarHomurdanmalarını duymuyorumSusuyorsunYahut omuz silkiyorsunCenneti görmeyi asla istemezdinNereye gideceğini artık bilmiyorsunAma sen işin alayındasın …