Kategori: Şiir

Gecenin soğuk dudakları

Gecenin soğuk dudaklarıBir laf ederLaf sanma taştırTaş sanma gölgedirAcının sütunuOlgunlaşmamış düşünceHayali dudaklarıma doğru gerçek suGerçeği taşıyan sözcükHatalarımın nedeni Eğer o ölümse yaşarım yalnız onun içinDalarım anılara ama bir şey anımsayacağımdan değilArtık bilemem ne söyler de güvendiririm kendimeNasıl anlaşılır birinin hayat taşıdığıNasıl unutulur bildiklerimizZaman aralar da gözkapaklarınıBakar bize ve kendisi de kaçırmaz görüntüsünü. Octavio Paz

Çin Lokantası

‘beni sevmene asla izin vermeyeceğim’diye yazmıştın kapımdaki not defterimekendi kapımı çalmak zorunda kalmıştımiçerde olmadığımı bile bile gövdeni hatırlıyorum ansızın bu kış ormanında işteuzun, büyük, parlaksiyah ve vahşi!parçalayacak kadar siyahve onarabilecek kadar vahşi!sankiaşka hayattan daha fazla özen gösteren, çocuksuama hep parçalanmış, hırpalandıkça palazlanmış bir ziyaretçi! gövde’nin tarihi’nde yan yana dururdu yalnızlıklarımızplastik ve acımasız, zehirli ve karmaşıkkısaca, …

Devamını oku

Ölü

Uslu gecede kıpırtısız göl seni doğuran zaman mı yoksa beyaz ıslak çiçeklerle dindirdi dibindeki depremi yansıyan ben olmadım hiç sana bakarken yansıyan kimdi göklerin çılgın çobanı serin ıslıklı rüzgar bir kez olsun yağmadı şu sürdüğün bulutlar yangınımla ben ne çok bekledimdi ağaca tutunan yosundum o zamanlar güneşe yekindim de ardıma gölgem bile düşmedi yanardağ köpüğü, …

Devamını oku

Tanrım Öldür

III. aldığım lanetin uğruna yanan güneş söndüözür borçluyum sırattan geçerken incittiklerimeborçluyum sırasını bozan her çocuğaama işte ben!dünyaya selam durarak yürüdüm her adımdayutkundukça kalbi acıyan bir ben kaldımyine de üstüme kapanan hangi taş neyi örtersokaklar hangi gülüşümden mustarip, bilmemama bilirdim uzun bir sayfada kara olmasamah! yine de unutulmuyor alınmış bir ah IV.boynumdan öpenlerin selamıyla bitirdim sözümü …

Devamını oku

Bıçağa Adanan Çocuk

akşamın ela perdesini aralayançocuklar erken büyür erken büyüyen çocuklar dağ ve namlulara inanırlar. sıyırıp zehirli yılan gömleklerini yoksulların göz hakkıyla bakarlar şehre. eski kervanlardan rehin aldıkları çan sesleri gelip geçer iki yanlarında akan iki mor nehirle. akşamın ela perdesini aralayan çocuklar çok geç anlarlar: dünyada merhamet sözünü miskal ile satarlar. çünkü yazık ki artık bin …

Devamını oku

gözlerim uzak yollarda heves

                 n. gürbilek ve y. varol’a canıma değen her sözden kara seyyâh ağrısıyla geçerim uzun bir sıkıntı işte her akşam gidip geldiğim oysa yataklardan geçerdim ben hepaynıhikâyeyianlatankadınlardan koynumda yıkanmış ırmaklar taht kurar uzanıp üzgün aynalardan bakardım kendime: evin küçük oğluymuşum bir zaman bundanmış sokağa ve aşka çıkarılınca huysuzlanışım …

Devamını oku

Helena

Gök! Benim… Geliyorum ölüm mağaralarından,Duymaya çarpışını sahile dalgaların,Görüyorum altın kürekli kadırgalarınBelirişlerini şafakla karanlıklardan. Ünlüyor kralları şimdi bu yalnız eller,Tuzlu sakalları parmaklarımı eylerdi;Ağlıyordum. Onlar utkularını söylerdiArdında gemilerin uzaklaşan körfezler. Duyuyorum boynuzların, süel borularınKalkışına tempo tutuşunu kürelerin;Boğuyor gürültüyü türküsü tayfaların. Şanlı burnunda gemilerin, coşkun Tanrılar,O eski gülüşleriyle dövdüğü denizlerinYontuk, dost kollarını bana uzatıyorlar. Paul ValeryÇeviri: İlhan Berk

Gülistane’de

Aaah! ne geniş vadiler!Aaah! ne yüce dağlar!Mis gibi ot kokardı Gülistane ne hoş!Ben bu vilayette, bir şeyin peşindeydim:Bir düşünIşığın belki, bir çakılın, kim bilir belki de bir gülüşün. Kavak dalları ardındaSili bir haylazlık vardı,Çağırırdı beni hep!Bir kamışlık kıyısında kaldım,Rüzgâr esiyordu, dinliyordum onu ben:Kimdir benimle konuşan?Süzüldü bir timsahKoyuldum yola ben.Yol üstünde bir yoncalıkSonra bir bostan, sonra …

Devamını oku

Aşk Şarkısı

Ruhumu nasıl tutsam da, seninkine değmese? Nasıl aşırsam üstünden öbür şeylere ben onu? Ah, karanlıkta yiten bir nesne içre barındırmak isterdim onu ben öyle bir yerde: bilinmedik, sessiz, derinlerin titrerken titremeyen. Bir var ki her değen bize, sana, bana, bak birlikte alır bizi bir yay gibi ancak; iki telden b i r ses çıkartır bize …

Devamını oku

Babanız Yaşıyorsa Siz Hâlâ Çocuksunuz..‏

İnsan babası ölünce büyüyor çünkü.Yalnız başına kalıyorsunuz o zaman artık.Çocukken her şeyi bilen, herkesten güçlü olan babamız biz büyüdükçe küçülüyor.Zamanını tamamlamış ve geçmişte kalmış bir yaşlı olarak kendi köşesinden bize bakıyor.Uzakta olsa da, bize dokunamasa da… Usandıracak kadar ayrıntılı sorularla hayatı öğrendiğimiz,Her şeyi bilen babamızın sorularıysa biz büyüdükçe artık bize sıkıcı gelmeye başlıyor.Müdahale etmese, soru …

Devamını oku