geldiğin gece kar yağmıştı kentin üstünegökyüzünden sorular düşüyordu hiç durmadan.nasıl da kalabalıktın sen; bütün kollarımlasarılıyordum da vücuduna, kapıda kalıyorduyine de bir yarın… ilk o zaman anlamıştımbu eve fazla gelen bir yanı vardı bu buluşmanınve daha o geceden belliydi, aşkımızınboyumuzu aşan yüzlerce ayak izindenve kar sıcağı sorulardan yapıldığı. alıştığımız bir şey değildi oysa, karda tipidesulara düşmek …
Kategori: Şiir
Şub 23
Batık Gemi
Batık bir gemi yüküyüm dalgıçları bekleyenBir dalgın dalganın elinde sürüm sürüm inleyen kimToprak çatlar çatışmalarda kahrından, dağlar sığınılmazOlur ayazına sığılmaz, buzuna ve yalnızlığına, artık kızKaçırmıyor delikanlılar al atlara binip naralarıylaKaçıyor akpak kızlar bir bir ellerden başka yataklaraGiden gelmiyor bu ne biçim iştir içli şarkılar dinlenmiyorPencere camları kirlenir kimse oturmuyor mu burda denirBalkonlara su dökün de …
Şub 23
Bahtsız Deve, Çöl ve Kutup Ayısı
Kendime ilân ettiğim savaşta otuzdört yıl devrildiDevirdim düşlerime bahşedilen çamları daNiçin bütün güzel kadınları seviyorum ama birine aşığım?Ah bu yanıtsızlık belki ömrümün nişânesiSayım yapıldı: Düşlerinden bir adım geridesin ve ömür böyle bitebilir Aşk böyle sona erebilir, nasılsa alışıldı bir mevsimin henüz tamamlanmadan elvedasına İklim böyleymiş, külâhıma anlat, güya bahanesi de hazır şarabı devirmenin Oysa seninle her an karşılaşmanın …
Şub 23
Milenyumun İlk Özeti
Şairlerin yağmuru es geçtiği yıllardayız Tosbağa meraklısı diye ti’ ye alınanlar birer galip sayılır mağlup Çocukların adlarını nüfus kütüklerinden silmek üzereyiz Damla Çağla Nehir Bulut Yok artık, hiç olmayacak uzun bir zaman Aşklar zaten birer cirit oyunuyduKimse duramıyor azgın atın üzerinde Herkes birbirine borçlu Bir cebinden umut eksiltenÖtekine hüzün depoluyor anında Yaşı yirmiye varan efor …
Şub 23
1 Ocak
Günün kapıları açılırdilin kapıları gibi, bilinmeyene. Dün gece anlattın bana: Yarın imleri düşünmek zorunda olacağız, görünümü çizmek, planı tasarlamak çift katlı sayfası üzerine kağıdın ve günün. Yarın, yaratmak zorunda kalacağız, yeniden bu dünya gerçeğini. Gözlerimi geç açtım. Saniyenin bir anı için Aztek’in duyumsadıklarını duyumsadım, uzanıp beklerken dağlık durunun kıvrımında ufuktaki çatlaklar arasından zamanın kesin olmayan …
Şub 23
Ömüryiyen
Nasıl bir hırsla çıktıysam o mahşeri kıtlıktanLanetlenmiş bir obur oluverdim sonundaHer şeyi rüzgâr hızıyla tüketebilirim Hayalleri, umutları, ütopyalarıOlmamış sayabilirim bir andaYüzüm asitlerle yıkandıkça matlaştı Nefretimin aynasına dönüştü zihnimÖfkemin salyasından serumlarla doyupKahrettiğim her şeyin donuna girdimHazlar acılar gündelik maskem olduBazen iskeletimle bazen gölgemleBazen hıçkırığımla dans edebilirimHıncım bile zarifleşti zamanlaDuygusu belirsiz huylar edindimTükettim eski dostlarımı bir birYenileri …
Şub 23
Hayat Bu
Hayat bu…Bazen merdivenlerden inersin,Bazen de çıkarsın.Gülenler olur, dalga geçenler olur,Ağlarsın sessiz sedasız,Dünyanın en büyük suçunu işlemişçesine,Saklanırsın bir köşede.Kapanır kapılar yüzüne,Kime el açsan boşa çıkar,Kimden merhamet dilensen ağlatırlar,Sevgi dersen onu hiç sorma,Yalandan “seversin” derler,Ama kalpleri başka söyler.Bilmezler ki seni, sendeki yüreği,Aşkın sende bıraktığı izleri… Hayat bu…Bazen vurur, bazen de değmeden geçer.İnleyen her nağmede yüreğin cız eder.Bir …
Şub 23
İspanyol Dansözü
Eldeki bir kibrit nasıl, ah, alev almadan, her yana salarsa titreyen dillerini -: tıpkı öyle, halkası içinde yakın seyircilerin, ateşli ve parlak başlar onun titreyen dansı. Ve alev kesilir ansızın. Bakışıyla tutuşturur saçlarını kadın ve korku bilmez bir sanatla birden döndürür eteklerini ateş kasırgasına; çıplak kolları bu yangından dışarı uğrar ürküp uyanan yılanları andırırcasına. Ve …
Şub 23
Gecenin soğuk dudakları
Gecenin soğuk dudaklarıBir laf ederLaf sanma taştırTaş sanma gölgedirAcının sütunuOlgunlaşmamış düşünceHayali dudaklarıma doğru gerçek suGerçeği taşıyan sözcükHatalarımın nedeni Eğer o ölümse yaşarım yalnız onun içinDalarım anılara ama bir şey anımsayacağımdan değilArtık bilemem ne söyler de güvendiririm kendimeNasıl anlaşılır birinin hayat taşıdığıNasıl unutulur bildiklerimizZaman aralar da gözkapaklarınıBakar bize ve kendisi de kaçırmaz görüntüsünü. Octavio Paz
Şub 23
Çin Lokantası
‘beni sevmene asla izin vermeyeceğim’diye yazmıştın kapımdaki not defterimekendi kapımı çalmak zorunda kalmıştımiçerde olmadığımı bile bile gövdeni hatırlıyorum ansızın bu kış ormanında işteuzun, büyük, parlaksiyah ve vahşi!parçalayacak kadar siyahve onarabilecek kadar vahşi!sankiaşka hayattan daha fazla özen gösteren, çocuksuama hep parçalanmış, hırpalandıkça palazlanmış bir ziyaretçi! gövde’nin tarihi’nde yan yana dururdu yalnızlıklarımızplastik ve acımasız, zehirli ve karmaşıkkısaca, …