Sen bu şehirden gidince ben bir tuhaf oluyorumNe bileyim ellerimi cebime sokup öyle yürüyorum Gülmeyi geçtim tebessüm edemiyorum. Senin ellerini tutmak, Yoksul bir sahaftan alınmış yirmi beş yıllık kitaba dokunmak gibi. Senin gözlerine bakmak, Dört mevsimin tamamını yirmi dört saat içinde yaşamak gibi. Sen bu şehirden gidince ben bir tuhaf oluyorum Ne bileyim trafik lambalarını …
Kategori: Şiir
Şub 23
Ölü Doğanlar
keskin rüzgarla kulağımı sıyıran bir mermi sesiçok uzaktan geldi, kalbimle gördümsıcak hiçbir şey kalmamış o topraklarda, kan hariçgözlerim hezimete uğradı şaşkınlığım karşısında ilk uyarı: şiir en iyi sırdaştırve fakat ne kadar ortak olabilir bir çocuğunortadoğudaki çığlıklarına… psikopat bir yamyamı bile yola getirebilirince ince, alttan alttan gelen kanun nağmelerikanunlara karşı ölümler hep kıldan inceincelik, annesi ölmüş …
Şub 23
İki Sünnet Üç Farz
bir, aklın yolunda dinlenme tesisi kalptiruçmağa varsa da uçamaz önce kendinden vazgeçmeyenvicdan tümseğinden geçerken sızlamalıdır beyin amortisörleriarada bir duygu nabzı kontrol edilmesi gereken, kalptir iki, lafın belini doğrultan daima nezakettirkibir kişide durduğu gibi durmaz yürürit ürür kervan yine de caymaz istikametindeninsanı insana ısındıran ve battaniye gibi saran, nezakettir üç, Allah’ın hakkı kimsede kalmaz yorumsuzdurkulun gördüğü …
Şub 23
Gül İçin İlahi
İnsanlar bir gülü bir senetleDeğiştirmeye alıştılarİnsanlar başka insanların hayatınıBir hezaren sandalye midir hayatDizip kaldırmaya alıştılarİnsanlar yüreği ve onuru, alıştılarYelin üflediği yaprak mıdır onurYürek arsız otlar gibi ayak altındaTanımıyor kimde kimseyiVe kendini tanımak istemiyorİnsan tanımazsa kendini insanNasıl varolabilir Bu yüzden dünya hey koca dünyaDönüyor bir ölüler ülkesineSusanlar şimdilikOyunun dışına düşenlerYalnız onlar doğrulup kalkacaklarGün kıyamete erdiğinde Gülten …
Şub 23
Kalbim Gerçekten Kırık
Kalbim gerçekten kırık ve eylülün ortasıyürüdüm yazmadığım şiirlere basarakyalancı ömrün bilmem bu kaçıncı vartasıher solukta yeniden eksilerek artarak yüzümün sezildiği zamanlar da olmuşturdünya leylak olmuştur akşam duru gün beyazöter ağzın örtükken o ne mene bir kuşturdeğme ezgi insanı bu kadar hırpalamaz. Süleyman Çobanoğlu
Şub 23
Ağıt
Nehirler gibi, Ağlamak istiyorum, Garip bir başıma ben; Kaygılar almalı beni, Dalıp gitmeliyim, Eski maden gecelerin gibi. Neden, Pırıl pırıl anahtarlar, Neden harami elinde? Kalksana Oello ana, Aç sırrını, Bu bitmez gecenin Yorgunluğuna; Akıl ver damarlarına, Senin olsun, Yupanqui’ler güneşi Uyku hali konuşurum Seninle, Toprak toprağa. Sıradağların; Döl yatağı; Sen ey Perulu ana, Nasıl oldu …
Şub 23
Kırlangıç
Kimi zaman ağladığ’mı hissediyorum uykumdanedenini bilmiyorumya da uyanıncaya kadar unutuyorum.Gözlerimi ne zaman açmaya kalksam, patlıyorgazete-flaşları. Artık su şiirden uyansamama çakıldığım yerde bir dilsiz gibi bağırarakşiir çağırıyor ş i i r ç a ğ ı r ı y o r u m . . .Bazense sevişiyorum yüzsüz birisiylebelki de aklımda kalmıyor seviştiğim her kimse.Çocukluğ’ma dönüyor bazı …
Şub 23
Denizin Sunduklarına Elveda
Denize, denize dönünbu sayfalardan! Balıklar, yumuşakçalar, yosunlar,soğuklardan kaçan herkes,Pasifik’in ortasınadönün,dalganınsevinçli öpücüğüne,gizemli mantığına kayanın. Ey, suda yüzenler,denizin içindekiler,kaygan canlılar,ayrılma ve kavuşmazamanı şimdi:kağıt destek çıkıyor bana;mürekkep, mürekkep hokkaları,basımevleri, harfler,resimler,simgeler ve sayılarkarıştıkları nehir yataklarındankarşılıyorlar beni: sevgimi, dostluğumu isteyenkadınlarve erkekler,ozanla şakalaşmak isteyenler,toplanın Petorka’dan,Atakama’dan, Arauko’dan,Lonkoçe’den gelen çocuklar! Bir tren bekliyor beni, elma yüklübir gemi,bir uçak, bir saban,birkaç diken selamlıyor. Elveda, …
Şub 23
İpek
Sevgili, bir yabancısevişmeler… ateş-kes.Kim antlaşma yapabilmiş ki aşklaipek ipliğe bağlı ilişkilergel-git gel-git gel-Unufak edebilir her şeyiufacık özensiz bir söz.O eski serinlikesmez olur birden, biterkenyaz… -git gel-gitKendini bırakma sakın bırakmakendini sakınbırakma kimseciklere.Bir tutan bulunmazip koparken ipek ağırlığındanve düşerken boşluğabeyaz… İstanbul, 1995 Mehmet Yaşın
Şub 23
Umutsuz Bir Şarkı
Çıkıp geliyor hayalin beni saran geceden.Denize karıştırıyor inatçı yakınışını ırmak. Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi.Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş! Yağıyor yüreğime soğuk taç yaprakları.Ey yıkıntı uçurumu, vahşi mağarası kaza geçirenlerin. Sende toplanır savaşlar ve uçuşlar.Yükselir senden şarkı kuşlarının kanatları. Bir uzaklık gibi yuttun her şeyi.Deniz gibi, zaman gibi sende battı her şey! Saldırı …