bu kent büyük bir ihaneti gizliyor sabahlara dek inlemesinden belliseni nasıl uzak kentlere götürsemnasıl uyutsam nasıl dinlendirsembu kent gizliyor büyük bir ihanetibu kent küçücük adamları büyütüyor utanmadanışıl ışıl yanan lâmbalarıpişman gözleridir pişman gözleridir pişmanbir ölüyü suçlamak kadar anlamsızüstüme üstüme geliyor hiçbir şeyanlatmadan anlatmadan anlatmadanben nasıl yanılmışım bilmiyorum bilmiyorne çok anlatamadığımı gizlemekleumarsız iniyor umarsız akşam iniyorbir …
Kategori: Şiir
Şub 23
Aynı Yürek Lekesi
Babam gelirdi ve akşam olurdu. Bahçedeki akasya ağacı günboyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza. Siyah-beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam. Kamyonlar hep geceleri, hep uzaklara giderdi. Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım. Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam. Kapılar titreyerek açılır, titreyerek kapanırdı. Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç. …
Şub 23
Lucca
Mısır’daki evimizde, akşam yemeğinden, Dua’dansonra annem buraları anlatırdı bize.Bundan, şaşırmalar şaşırmalarla geçti çocukluğum.Sakınan, körce bir gelgit var kentin sokakları arasında.Burda amaç yola çıkmaktır.İkindi serinliğinde meyhanenin önünde, California’dankendi mülkleriymiş gibi söz eden insanlarlaoturdum.Dehşetle kendimi buluyorum bu insanlarındavranışlarında.Sımsıcak aktığını duyuyorum şimdi damarlarımdaölmüşlerimin kanının.Bir kazma aldım ben de.Toprağın tüten kalçalarında güler yakalıyorumkendimi.Elveda istekler, sıla özlemleri.Bir insanın bilebileceği kadar …
Şub 23
ömrümü böyle uzatıyorum
ağaçları suluyorum durmadanışığın ve rüzgarın peşinde uzun yürüyüşlere çıkıyorum.yerimi çocuklara veriyorum parklarda ve otobüslerde çocukları büyüklerden çok seviyorum.bir genç kızın halka halka gülüşüduvar diplerinde soluklanan ihtiyar aynı hazzı veriyor aynı yalınlıkla gökyüzünü biçimleyen bulutlar. eğiliyorum toprak, eğiliyorum sular bir kıyısız zamana kanat vuruyor üzerimden uçan bütün kuşlar. dört mevsim bire indi uzaya uzaya iyimser, geniş, …
Şub 23
Selma…Sen de Unut Yavrum!
Bir akşamdı, evimizde ecel kanat germişti,Anneni – bir cellad gibi – vurup yere sermişti. Ölüm ile pençeleşen bir hayatın güreşi, Sekiz yıldan sonra dinmiş; nihayete ermişti. Adalar’ın denizinde batan akşam güneşi Sönük, ölgün ışığını çamlıklara dökmüştü. Evde yoktun, sonra geldin, dağda kırda gezmiştin; Lâkin bilmem bu yokluğu nerden, nasıl sezmiştin? Güzel ela gözlerine bir öksüzlük …
Şub 23
1den bire
uykuyla uyanıklık arasındaçekirdeksiz nar gibi geldin birden bire bu çarpan hangi saatin hızıdırher şey sen oluyorsun birden bire insan kime gitmeli tükeninceocağında yükselirken bacalar birden bire üç kadın aydınlık bir sofada oturmuşbir damla suya dönüyorlar düşümde birden bire yürüyordum bir gün ikiz gibi sokaktabende bir olmuşuz seninle birden bire tebeşir çocuklar gibi çınçın ağızlıçemberler içinden …
Şub 23
Bahar Kantosu
Bu sabah baharla durulanmış yüzünGörüyorum iyilikçi bir gökyüzüGözlerine bakıyorum, konuşamıyoruzPortakal çiçeklerinin kokusunuBüyüyen otlarda güneşin ısısını Bahar gelmiş ışık ağacı pırıl pırılKoşuyoruz kavuşmak için denizeZambaklar sokaklarla doluSokaklar zambaklarla doluSalyangoz iziyle dolu bahçe Denize yakın oturuyoruz, sessizliğeDeğiyor elimiz, adalar oldukça uzakta,Suya değiyor elimiz, yaprağa,Kuşlar ağaçlarla dolu, ağaçlarKuşlarla, ışığa koşuyor nar ağacı Güneşin oltası uzanıyorÖlümsüz yapıtlarına denizin Güz …
Şub 23
Gelecek Yıl İlkbahar Yokmuş
Yüzünü bir kedi tırmalayacak ona deli deme sakınSonra trenin önüne bir oğlan atlayacakZayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahramanRaylarda kırmızı şarap şişeleri patlamışçasınaBu gece yağmur yağacak ona dur deme sakınSu yaramazdır, toprağın yorgunluğundan ne anlayacak İçini sürüklediğin bu korkunç mermi yuvasındaEn büyük dansa kalkmaya hazır ağır dallarınlaNinnilerle değil, vedalarla uyut kendiniDışarıdaki cemre sana düşmez uyma hayataBu …
Şub 23
bir kantar memuru için incil
eski kışlalarda bu güz öğleleriduruma en aykırı oynak şarkılarsıcak çaylardan soğuk gazozlardan beklediğimizne beklediğimiz arayıp bulduğumuzvazgeçip kıyıya iniyoruz(1)üç güvercin kuşu var üstelik su gökleri direkleradamlar oturmuşlar sandal boyuyorlaradamlar oturmuşlar bir kırmızı uydurmuşlardenizin mavisine yangın ateşiyanlarında testileri yanlarında düzen yanlarında ekmekmutsuzluğa gerekecek ne varsa yanlarındabeş kişiyiz beş kişi miyiz üstümüz başımızkiminin elleri suda kiminin gözleri karabenim …