Agathe, uçtuğu var mı ruhunun arasıra,Büyülü, mavi, derin ve ışıl ışıl yananBambaşka denizlere, bambaşka semalara,Şu kahrolası şehrin simsiyah havasından?Agathe, uçtuğu var mı ruhunun arasıra?Hey trenler, vapurlar beni burdan götürün!Ne var gözyaşlarından çamurlar yuğuracak?Arasıra der mi ki Agathe’ın ruhu, üzgün,”Nedametten, azaptan ve ıstıraptan uzakHey trenler, vapurlar, beni burdan götürün.”Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet,Ey, sadece …
Kategori: Şiir
Şub 23
İkilem
Güzel kadınlara kederli şarkılar söyletmeyinBirbirini çoğaltıyor üç acı Kadın, güzellik ve şarkı… Kederli şarkıları güzel kadınlara söyletin Birbirini bütünlüyor üç acı Kadın, güzellik ve şarkı… Ey insan ömrünü dolduran biçimleyen duygu Hüzün müdür her vakit mutluluğun bir yüzü?… Şükrü Erbaş
Şub 23
Âşık Kadınlar
Coşkunuzdan bir gökkuşağı yapılırdı güzel yavuklular Biri beni bırakır bir başkası gelir aynı güzellikte o da bırakır gider Senin bana bıraktığını başkalarına veririm ben Voltava pırıldar Ey sen kıskanç kadın geçer ve şarkı mırıldanırsın ve çekip gidersin sonra Üç renkli fiyonga karşılaştırılabilir aşkla saçlar ağız gözler Ölür ayak sesleri avlunun yankılanımında mavi bir gökyüzünü andıran …
Şub 23
Senin Korkularını Benim İnceliğimi
Ayrılık ne biliyor musun?Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık! İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken, duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak …
Şub 23
Değişip Yok Olan Bir Kenti Anımsayarak
bu kent büyük bir ihaneti gizliyor sabahlara dek inlemesinden belliseni nasıl uzak kentlere götürsemnasıl uyutsam nasıl dinlendirsembu kent gizliyor büyük bir ihanetibu kent küçücük adamları büyütüyor utanmadanışıl ışıl yanan lâmbalarıpişman gözleridir pişman gözleridir pişmanbir ölüyü suçlamak kadar anlamsızüstüme üstüme geliyor hiçbir şeyanlatmadan anlatmadan anlatmadanben nasıl yanılmışım bilmiyorum bilmiyorne çok anlatamadığımı gizlemekleumarsız iniyor umarsız akşam iniyorbir …
Şub 23
Aynı Yürek Lekesi
Babam gelirdi ve akşam olurdu. Bahçedeki akasya ağacı günboyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza. Siyah-beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam. Kamyonlar hep geceleri, hep uzaklara giderdi. Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım. Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam. Kapılar titreyerek açılır, titreyerek kapanırdı. Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç. …
Şub 23
Lucca
Mısır’daki evimizde, akşam yemeğinden, Dua’dansonra annem buraları anlatırdı bize.Bundan, şaşırmalar şaşırmalarla geçti çocukluğum.Sakınan, körce bir gelgit var kentin sokakları arasında.Burda amaç yola çıkmaktır.İkindi serinliğinde meyhanenin önünde, California’dankendi mülkleriymiş gibi söz eden insanlarlaoturdum.Dehşetle kendimi buluyorum bu insanlarındavranışlarında.Sımsıcak aktığını duyuyorum şimdi damarlarımdaölmüşlerimin kanının.Bir kazma aldım ben de.Toprağın tüten kalçalarında güler yakalıyorumkendimi.Elveda istekler, sıla özlemleri.Bir insanın bilebileceği kadar …
Şub 23
ömrümü böyle uzatıyorum
ağaçları suluyorum durmadanışığın ve rüzgarın peşinde uzun yürüyüşlere çıkıyorum.yerimi çocuklara veriyorum parklarda ve otobüslerde çocukları büyüklerden çok seviyorum.bir genç kızın halka halka gülüşüduvar diplerinde soluklanan ihtiyar aynı hazzı veriyor aynı yalınlıkla gökyüzünü biçimleyen bulutlar. eğiliyorum toprak, eğiliyorum sular bir kıyısız zamana kanat vuruyor üzerimden uçan bütün kuşlar. dört mevsim bire indi uzaya uzaya iyimser, geniş, …
Şub 23
Selma…Sen de Unut Yavrum!
Bir akşamdı, evimizde ecel kanat germişti,Anneni – bir cellad gibi – vurup yere sermişti. Ölüm ile pençeleşen bir hayatın güreşi, Sekiz yıldan sonra dinmiş; nihayete ermişti. Adalar’ın denizinde batan akşam güneşi Sönük, ölgün ışığını çamlıklara dökmüştü. Evde yoktun, sonra geldin, dağda kırda gezmiştin; Lâkin bilmem bu yokluğu nerden, nasıl sezmiştin? Güzel ela gözlerine bir öksüzlük …
Şub 23
Uçun Kuşlar
Uçun kuşlar uçun doğduğum yere;Şimdi dağlarında mor sünbül vardır.Ormanlar koynunda bir serin dere,Dikenler içinde sarı gül vardır. O çay ağır akar, yorgun mu bilmem?Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem?Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem?Yüce dağ başında siyah tül vardır. Orda geçti benim güzel günlerim;O demleri anıp bugün inlerim.Destan-ı ömrümü okur dinlerim,İçimde oralı bir bülbül vardır. …