Kategori: Şiir

Bir Sonuca Varamadım

Hem sanık hem yargıç rolünü bırakAslolan yaşanandır, doğayı düşünsene birNe kimseyi suçlar, ne suçludur bir başınaHerkesin ömrü kendinin hem yanlışı hem doğrusudurVe insan ölüme ancak anılarını götürür…Dokunmak ne zaman sevmenin dili olduysaHalka halka yankılandı parmaklarımda sesinUzak dost, nazlı konukSözlerinin ipoteğinde kaç yıldır yaşadıklarımBoğuldum çırpına çırpına iki duygu arasındaYine de bir sonuca, bir sonuca varamadım… Şükrü …

Devamını oku

Çığlık

Yankısı boşlukta kalmış bir içli çığlık,Elektrik direğine tebeşirle yazmışlar:Seni seviyorum Direnip durdu günlerceZamanların bulutundan süzülenHüzün yağmurlarınaTuhaftır silinmedi. Kimdir, hangi çalkantıdaSalmıştır çığlığını yolların ucuna?Almış mıdır bir yazıda donup kalmış titreşimiYüreğinin ocağına o gönül üzüncü? Sevmek derinimizde gülü solmuş bir zamanGeçtik her seferinde aynı soruylaDüğümlemiş bir duyguyu çözüp bağlayarak:“Sevdiğine yanıt vermedikten sonraBaşka kime yanıt verir yeryüzünde insan?” …

Devamını oku

Eksilmesin İmgen

Bana verdiğin mutluluğu Paylaşacak kimsem yok Sevincimi içime Ve yalnız taşıyorum.(Biliyorsun ya Susarak yaşamak zorundayım seni) Bu yüzden gecelere ve sözcüklere Bölüyorum ağırlığını Yüzünü gözbebeklerime çiziyorum Kırık kalemleriyle kirpiklerimin Baktığım her yerde seni göreyim Ve eksilmesin diye imgen Uykularımda bile Ömrümün evinden Sır vermez derininden kalbimin. Şükrü Erbaş

Sıfır

“o kadar çok şey geçti ki gözlerimizin önündensonunda hiçbir şey göremez olduk.” Biz de sevgili seferis, biz deGüdük bir yaşamı benimsedik sonundaGüdük ve tekdüze. Güne yeniliksiz başlıyoruz her sabah,Aynı kör aynasında küflü alışkanlıkların,Süsleyip saklayarak sıkıntılarımızı –kendimizden bile-Düşüyoruz ömrümüzün o ölü çizgisine.Duyarsız,devinimsiz,umutsuz,güne heyecansız başlıyoruz. Duymadan dinleyip anlamadan konuşuyoruz.Hepimiz ayrı ayrı kendi kıyılarındaÖyle kolay anlaşıyoruz ki…Bir ayrılığı …

Devamını oku

Koşaradım

Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu; Toprağı rüzgârı denizi göğü O her zaman bir insanla anlamlı Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların Ve ucuz korkuların kör kuyularına Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz. Fırlayıp ilk …

Devamını oku

Güneş uykuya yatmış bu akşam bulutlarda

Güneş uykuya yatmış bu akşam bulutlarda.Yarın fırtına var, sonra karanlık ve gece, Tan ağaracak sisin içinden sızan ışıkla, Derken günler ve geceler, ardı arkasınca! Geçip gidecek günler, geçip gidecek zaman Dağların üzerinden, dağların, denizlerin, Irmakların gümüş sularından, ormanlardan Anlaşılmaz ilahileri gibi ölülerimizin. Ve suların yüzü,ve kırış kırış ama genç Dağların alınları ve yemyeşil ormanlar Daha …

Devamını oku

Bir Kız Bana Emmi Dedi

Değirmenden gelirim beygirim yüklüŞu kızı görenin del olur aklıOn beş yaşında kırk beş belikliBir kız bana emmi dedi neyleyim Bizim ilde üzüm olur alc olurSızılaşır bozkurtları aç olurBir yiğide emmi demek güç olurBir kız bana emmi dedi neyleyim Birem birem toplayayım odunuBilem dedim bilemedim adınıElbistan yanaklı Kürdler kadınıBir kız bana emmi dedi neyleyim Karacoğlan der …

Devamını oku

Gılgameş Destanı

Onuncu Tablet Sâkiye Siduri, denizin ıssız bir köşesine yerleşmiştir. O tahtında oturuyor. Sâkiye için ağaçtan ayaklar yapılmıştır. Bu ayaklar üzerine altından yapılmış şıra fıçıları konmuştur. Tanrıça sık bir duvak örtünmüştür. Yüzü görünmemektedir. Gılgamış koşup onun yanına geldi. Kirle örtülüdür. Bir posta bürünmüştür. Bedeninde tanrı eti vardır. Gönlü üzgündü. Yüzü uzun yolculuk yapan bir yolcunun yüzüne …

Devamını oku

Alışılmadı!

Avuçlarımda dağılan kar gibiydi yüzünVe semazenler dönüyordu hüznün çevresinde Geçtin ansızın öte yakasına ölümün Yaşamaktan usanmış Nereye gidersin böyle Alıp başını giderek Gözlerin Mistik bir anlatım aracıdır artık Nereye gidersin böyle Alıp başını giderek Yaşamaktan usanmış Alışılır ölümlere de demiştin Siyahlara bile alışılır Günün birinde demiştin Alışılmadı! İsmail Haydar Aksoy

GECEYE TÜRKÜ

1 Doğup da bir soluğun gölgesindenDönüşüyoruz işte bir terk edilmişliğeVe biziz sonsuzlukta yitip giden,Kurbanlar gibi, adandığını bilmeden neye. Tek şey yok bize uysun öyle dilenciler gibi,Biz çılgınlara o kapalı kapıda.Fısıltımızın yitip gittiği,Sessizliği dinliyoruz körler gibi orda. Yolcuyuz işte yok bizde hiçbir erek,Bulutuz, rüzgârla sürüklenen,Çiçeğiz, ölümün soğuk ikliminde titreyerek,Koparılmayı bekleyen. 2 Bende gerçekleşsin en son acılar …

Devamını oku