Kategori: Şiir

Seni Seviyorum Ey Kadim Memleket

Eğer ki boş dünyada bir şey seviyorum,Ey Kadim Memleket! Ben seni seviyorum. Sen ihtiyar bilge, sen ölümsüz civan,Eğer ki seviyorum, ben seni seviyorum. Sen soylu ve kadim ülke İran,Paha biçilmez mücevher, seni seviyorum. Ey uluların anası eski memleket,Ulularınla meşhursun, seni seviyorum. Sanatın ve düşüncenle parıldıyorsun,Hem düşünceni hem sanatını seviyorum. İster efsane olsun ister tarih,İster eskilerin …

Devamını oku

Yankesici

Bilir misin neden hapisteyim?Bir gencin cebine el atmıştım,Bir şey geçmeden elime,Ansızın feci bir şamar yedim! Bilmiyorum babam kim benim,Nerde açtım gözümü dünyaya;Beni kim doğurup yetiştirdi böyle,Kimin memesini aldım ağzıma! (bilmiyorum) Kimse benim için sabahlamadıHastayken başucumda!Yalvarmadan ya da karşılıksızGelen olmadı yardımıma! Kâh Ocak soğuğunda titredim,Kâh inledim Temmuz sıcağında!Ekmek hasretiyle aç uyudumHasır üstünde cami avlusunda! … Tüm …

Devamını oku

Kadersiz

O gidiyor gevşek ve titrek adımlarlaO gidiyor, elinde eski bir bavulKar başladı ve derin bir gece yeni başlıyorO işin sonunu böyle bir başlangıca bağladı O gidiyor, ama nereye? Bir dostun semtine mi?Bir misafirhaneye mi? Ya da akrabalarının yanına mı?Acaba kim hiçbir şey söylemeden kabul edecekOnun böylesi karışıklığını, şaşkınlığını, perişanlığını? Onun her adımındaki uzunluk bir cadde …

Devamını oku

Gökyüzü Boştur

Gökyüzü boş, bomboş, onun aydınlığını kim götürdü?Ay’ın tacı olan Samanyolu’nu kim götürdü?Gecenin saçları karışıklıktan perişandırNil Nehri’nin saçının süsünü kim götürdü?Kavisli yıldızını kimse görmüyorOnun karanlığını kim kırdı, onun yayını kim aldıBahçıvan yalnız, onun çevresinde dikenden başka bir şey yokSöğüt ağacını, gülü, erguvan çiçeğini kim götürdü?O çınar yıllarca beyhudelikten yorulmuşNağmeler söyleyen kuşların yuvasını kim götürdü?Irmak hayat arkadaşlarının …

Devamını oku

Sabret, gelecek aya kadar…

Gücünü bitiren bu zor işin ücretiniBir ayın sonunu elle geçirdimArzu dolu ve sıcak bir gönülleHemen eve yöneldim Fakat, Ne yazık ki, azıcık ücretimBiriktirdiklerimin hepsi alacaklılara gitti!Gözüm açılınca gördüm, AhNeyim varsa gitmiş Çocuğum geldi, şaşkınlıkla gözlerime baktıOnun iki siyah elmas gibi gözleri vardıArzuyla yanan gönlünün kıvılcımlarıGünahsız bakışlarıyla isyan ederek: “Ah anne! Geçen ay demiştinBana elbise alacağını …

Devamını oku

Sessiz Sinema

Yordu bütün yıl bizi işlerve ilişkiler: Buraya ondan geldik.Korkmuştuk korkularımızdan,coşkularımızdan bıkmıştık,ne yavaşlıyor ne de hızlanıyorduçarklar, kimseye rastlamıyorduk,kendimize bile: Buraya ondangelmiştik. Bulduk aradığımız yeni oyuncuları,öğrendik ve öğrettik basit ve karmaşıkkuralları, neden böyle oldu pekanlayamadık: Kağıtlar ve zarlar,pullar ve kibrit çöpleri atıldıtek tek bir köşeye: Bir gençlikoyunuydu, benimsedik birden. Kamera kontrol, döndü makaralargeceden geceye: Rolden role girdikgördüğümüz, …

Devamını oku

Ehlen ve sehlen ey gam-ı kalb-i perişân merhabâ

“Şair görmüştür, size de gösterir; gördükleri ona tesir etmiştir, o da intibalarını size nakleder; dinleyicilerin/okuyucuların hepsi de onun gibi şairdir.” Steal  Pâmâl idüp beni sıdı gam cündi kalbümiHimmet demidür ey Şeh-i Merdân yâ Alî(Gam askerleri beni ayaklar altına alarak kalbimi kırdı;  Ey yiğitlerin şahı Ali, vakit yardım etme vaktidir.) Hayretî ** Gam leşkerinden ister isen …

Devamını oku

İsa çarmıhta boşuna öldü

Kalmak-evet!-Ve kendi hüznünüakşamlarıTerkedilmiş kuyulara bırakmak,Kendi acının feryadınıFırtınanın kükreyişinekoyvermek,Yerinde duramayan ruhunun inleyişiniYağmurun gürültüsünekatmak.KalmakevetkalmakSeyre koyulmakevetseyre koyulmakYalanı:Riyayı kimsenin gizlemediği şehirdeÖmür ne şâhâne geçiyorVe hemşehrilerimin sadâkatiyalnızcabunda Ahmed Şâmlu Artık yer yokKalbin hüzünle doluSıcak mavi rengini yitirdi senin göklerin.

Acılı ve yanık seslenmek ister yüreğinin derinliğinden

Ve tepenin üzerinden,Çırpınır birdenAcılı ve yanık seslenmek ister yüreğinin derinliğinden,Gelip geçen kuşların, anlamını bilmediği.İşte o zaman içindeki acılarla sarhoşKendini ateşin heybetine atarSert bir rüzgar üfler; yanmış mıdır kuş?Biriktirmiş midir gövdesinin külünü?Külünün kalbinden doğar artık onun yavruları. Nîmâ Yûşic

Efsane

Efsane: evet, evetKararsız bir aşığın hikâyesiyim.Ümitsiz, ıstırap doluÜzüntüden gece ayakta kalanYıllarca keder ve inzivada yaşayan. Korku dolu bir aşığın hikâyesiyimSahra devi gibi korkunçsam,Ve eğer beni ihtiyar köylü bir kadınİnsanların kaçtığı bir dev gibi görüyorsa,Cihanın ıstırabının oğluyumdur da ondan Nima Yûşic