Hani herşeyi hissedenHani benim yarımdın senYalan söyleyen de senKızıyorsam sevgimdendirHep sevgimdenŞimdi artık git istersen Bitkinim bitkinKaç gündür oruçtayımArtık ağlamam lazım… Kaç gündür habersizimAdaletin bu mu seninŞimdi hepten git istersenÇok mu önemliydi sankiYalnızca bir öfkeydiBırakıp gittin sen beniMerak eden bendim seniHâlimi hiç sordun mu kiİşte sevgi işte sevdaYağmur gibi sokaklardaKorkuyorum bu gidişle… Sev dedin sevdim işteİntikamsa …
Kategori: Şiir
Şub 23
mutluluk fotoğrafı – 1
meğer dostluklar da anayollara atılan bir çiçek demeti gibi hüzünle ezilirmişmeğer sevgili kardeşim bu resimde oldukça mutlu görünmeliymişim benyanağımı bir kaynağa yaslarcasına tutmalıymışım karımın omuzunaelim sana ait bir çaya şeker atar gibi tereddütsüz ve işlek olmalıymışgözlerimde birşeyler infilak etmeliymiş; bir yıldız kayarcasına, bir sunauçup gitmeliymiş ben gülünce(dudaklarımın genişliğince olmalıymış gülümsemem)saçlarım itinayla öne düşecekmiş; yarlardan dökülen …
Şub 23
güle ve aşka veda
Kalbinin durağında eyleşmeden geçiver verimli kuluçkada peydahlanan balçığın tahammülsüz atların sırtına bindirildi bırak da can çekişsin bir alabalık gibi ruhun kirli sularda gözeyi anımsama künyende tabiatı hatırlatan ne varsa rendele hafiflesin boynundaki ağırlık çocukluğunun masal küresinden sökülmüş ülkelerini bir bir geçir madeni ipten ve bu afyonlu çağın mabedinde tesbih çek güle ve aşka veda güle …
Şub 23
Ben Senin Yüzünden Ölüyorum
Ben senin yüzünden ölüyorumOysa sen benim hayatımdınSen benimle gidiyordunSen beni okuyordunBen caddeleriAmaçsızca arşınlarken Sen benimle gidiyordunBeni okuyordunKaraağaçlardan âşık serçeleriSabahın penceresine davet ediyordunGece tekrarlanırkenGece tamamlanamazkenSen karaağaçlardan âşık serçeleriSabahın penceresine davet ediyordun Sen ışığınla geliyordun sokağımızaSen ışığınla geliyordunÇocuklar giderkenVe akasya salkımları uyuyorduBen aynada yalnız kalıyordumSen ışığınla geliyordun Sen ellerini bağışlıyordunSen gözlerini bağışlıyordunSen sevgini bağışlıyordun Ben açkenSen hayatını …
Şub 23
modern aşk
gemilerde, otobüslerde, uçaklardagittim seni bulmak içinseni yani doğru kişiyidoğru kişi kimdoğru kişi bazan en yakınındaolabiliyordu insanınbazan en uzağındabunu bilmiyorduksonunda doğru kişiyi değilhep kendimizi buluyordukaldırmıyorum ben şimdiintizar ettiğim birisi yokdua ediyorum hayatıma girenyanlış kişiler içinbana gelince benhazan yüzlü bir adamı aradım hepbir sonbahar günü beyaz pardesüylekurumuş yaprakların üstündenkapımı çalmasını bekledimgelse ne olacaktıonu da bilmiyordum yaolanaksız bir …
Şub 23
Ormanların Gümbürtüsü
Artık hiçbir şeye karşı değilmiş gibikayıtsızımYolculuğun sonunda ormanda duyduğum sesi öldürdümAmacım yoktu sesi öldürürken, ses öldüğü için dehala amaçsız sayılırımOrmana karşı değilmiş gibi kayıtsızdımOrmandan çıkınca şehrin ışıkları ve ışıklarınsuda işaret ettiği anlamların adı olan dünyaile karşılaştımDünyaya karşı da kayıtsızım “Anlamıyorum seni” diyen birine kendimi anlatmaküzere uzattığım kitap hâlâ okunmadığı için,Bir gecenin sonunda anlatılmamak için yaşanmışgönderilmemek …
Şub 23
Recim
artık eflatun o sokakta şüphebeyaz o evde duman ve ihtimale duramammadem ki dışarıya olamadımdışarıyı da içeri alamamyalan ya da dolanikna ya da ısrarkarargâh denerim ben bu evde, karakol!hepsini kurarım yedi hayatı varsa bu evinhiçbirinde kalamam hiçbiri, hepsi ve ikiz adında bir şey yokyok taşın taşı seveceği, evin evimadem ben buna sarıldım bunu sevdimdedim ben ikiz …
Şub 23
Saatler Geyikler
rüzgâr hediye edilebilseydi eğer sana rüzgâr hediye etmek isterdim sarı yapraklı bir ormanda iki geyik havaya sıçrayıp öpüşüyor. boynuzları birbirine dolanmış. açamıyorlar. sarı yapraklı bir ormanda. ata nur kahve falında görüyor bunları. gizem bir geyik başı gibi uzanıyor aramızda. boynuzlarında senin karmaşan ve sana ait bilmediğim ve bilmek istemediğim onca şey. buna benzer çözemediğim birçok …
Şub 23
İKİ KERE GELMİŞ GEÇMİŞ OLA
Taşları eriterek önümüze döşüyor, yürüyüp gidiyoruz “_ Son oyalanmasını göstermeyi kim keşfetmiş ilkin? _ Çok köke inen bir soru bu, binayı çökertir, kovun bunu…” Demek ki ben, sesimi asıp can çekiştirmeye yazgılıyım. Çünkü başıyla oynanmış bazımızın, eti yavaş yavaş kelle olmuş Büyüdüğü doğru ağaçların ama doğru değil çocukların Büyümek istedikleri… Susacak ne çok şey var… …