Her şey bir güzel kız için yazılır, diyor.Kırkına yakın, yılgın biraz.İsteksizce yanıtlıyor derginin sorularını.Öğrenci derneğinde konuştuğu akşam uzaklarda gibi dinleyenlerden, güvenle konuşuyor –üst üste kazandığı yenilgilerin güvenliği içinde.Oyunlarından sahneler geçiyor gözlerimin önünden,değişik zamanlarda, değişik sahnelerde izlediğim:çürüyen bir şey, çocukluktan erginliğe geçerken,yarı kaçık soylular, saray artıkları, kırık bilgeler,şehvetle kutsallığın kucaklaştığı tenha köşeler…Sonra kurtulmak için boğuntusundan günlük …
Kategori: Şiir
Şub 23
Çıkrıkçılar Yokuşu
ve yüzünü alıp çıktım. öğleye doğruyduçıkrıkçılar yokuşuna yağmur yağıyordu ellerin ellerimde sessiz yürüyorduk vekapkara bir oğlan durma bize bakıyordu tuhaf uzun bir sokaktı ve ben susuyordumbir kız memelerini bırakıp gidiyordu âşıktım ve hep seni soyuyordum aklımdabir adam çarşıyı üstümüze kapıyordu kadınların kızların ardından gittim durdumöptüğüm yerlerin içimde durulmuyordu üç kez yokuşu indim çıktım boncuklar aldımkocaman …
Şub 23
Ne Ben Benim, Ne Sen Sensin
ni men menem-ü ni tü tüi ni tü menihem men menem-ü hem tü hem tü meni.men bat ü çunanem ey nigari huteni,kender galatam ki men tü em ya tü meni ne ben benim, ne sen sensin, ne sen ‘ben’sinhem ben benim hem sen sensin, hem sen ‘ben’sin.ben seninle o haldeyim ki -ey güzel sevgilimben sen …
Şub 23
Unutma
nasıl da kolaylaşır her şeyve nasıl basitleşirmutluluğu bulunca!nasıl da basittir mutlu olmaksana sokulunca sevgilimsen bana sokulunca…unutma yalnız nice yürüdüğünübeni buluncaya deknice bitkin düştüğünüyolunu yitirerekunutma.seni aradığımı bilmiyordun değil mibenim de durmadan?bilmiyordumiçimde bir yerinnasıl dolup dolup da boşaldığını!bilmiyorduk ikimiz deyürüyerek durmadandurmadan ileri doğrubeni bulacağını bir günbir gün seni bulacağımı durmadan..halklar da böyledir diyorum iştebilmezleranlamazlar bilealdanırlar durmadan..ama durmadan …
Şub 23
Yüzüyorsanız Boğulmayın…
yüzüyorsanız boğulmayın..içiyorsanız çok için..seviyorsanız sevişin..üzülüyorsanız..yapmayın..değmiyor. Küçük İskender
Şub 23
Yıldırım Aşkı
İkisi de emin.birbirlerine bağlandıklarına bir anda.böylesi emin olmak güzel deemin olmamak daha güzel.daha önce tanışmadıklarına görearalarında hiçbir şey olmadığını sanıyorlar.belki ta eskiden, yanyana geçtikleri sokaklar,koridorlar, basamaklar ne derler buna peki?sormak isterdim onlara,anımsıyorlar mı acaba,belki döner bir kapıdahani bir gün yüzyüze?bir “özür dilerim” sıkışık kalabalıkta belki?ya da bir ses telefonda “yanlış numara”?– ama biliyorum yanıtlarını.yo, anımsamıyorlar.uzun …
Şub 23
Saf Sabır
Ben, birlikte kıyıya sürüklediğimiz kayıktansaflığımı ve sabrımı aldım tekkalanları kumsala göm sen deyaz boyuncanasılsa her keder eksilirkendini doldurarak sardunyalarla konuşarak çoğalttımaramızdaki ayrılığısayarak çoğalttığım günleri tamamladımkirpiklerimin arasına çektiğim tüldeyağmur durdu ve şimdi kış bitiyoroysa kimse yokmuş dışardaiçim dışıma vuruyor sardunyalara su vermekle unutamadığımızşeymiş aşk:alnından bir günaydın gibi düşürdüğüm sabah,sağ yanımda unuttuğun keder. Birhan Keskin
Şub 23
Yaşam (ki) 1-14
1.Yaşamın, en temelde, bağımsız, kendine yeterli olmayaçalışmanın süreci olacak — doğumda, tam bağımlıydın; sonda, ölümde ise, —başarabilirsen— tam bağımsızolabileceksin. Ama, ikisinin (doğum ile ölümün) arasında, hep bir gelişme olacak yaşamın : bir ‘ilerleme’ değil; şu ya da bu yönde, bir gelişme… Kendine yeterli olma, bağımsız olma yönünde ise, gelişmen, hep, başka kişilerle kurduğun ilişkilerin içinden …
Şub 23
Uzun Kanatlı Kuş Sürüleri Diliyorum
Aşk çılgınlığının köprülerinden geçelim seninle sevgilim, yaban otları arasında bulduğum yeşim yüreğimdeki su birikintisinde okyanusu arayan nehir sevgilim, unutmabeni çiçeğinin tuttuğu günlük gözlerimle sarıldığım kuğu bulutlu gökyüzü ellerini ayrılıklardan kaçırdığım dalgın deniz feneri duruşlu ilkbaharda gezinen sis saçlı sevgilim mevsimlerin ilkokulundan kışı silelim seninle yaz yağmurlarına yakalanalım kumsalında sevişmek istediğin kız kalesi’nin önünde açık hava …
Şub 23
Nuh’a Gemi Resimleri
ı gençtim şiire hevesim vardıbüyük sözlerden utanmıyordum henüzalnım kırış kırıştı daha o yaştabir nalbant çırağı kadar sıkıntılıydımatların toynaklarını yonta yontaçöl gemileri yapıyordumuçan gemilerbej üstüne lacivert duygularbırakan ruhumdayelkenlerine su renginde atlar koşulmuşiçimizin karanlığından türemişsayısız hayaletinmağripli cinlerin isimsiz ifritlerinkum üstünde iterek yürüttüğücan sıkıntısı ve boğuk neşidelerle yüklüsahra gemilerikaleleri yıkanşehirleri ehramları yutanşiir sefineleri… ıı eğilip taşgemiden bakıyorum şimdibozbulanık …