Hiç söylenmeyecek sandığım sözlerBir bir kayıyor artık dudaklarımdanHiç ayrılınmayacak sandığım dostlarGülümsüyorlar şimdi kendi yollarından Avuçlarıma çeşmelerden su dolduruyorumÜstüne tutuyorum yazdığım şiirlerinYazılar silinmiyor, daha belirginleşiyorO buruk anıları yaşanmış günlerimin Hayata da ölüme de öylesine uzağım kiYüreğim eski bir duvar gibi delik deşikBir sevda mı onaracak şimdi onuGeçip gitmişken benden sevgililik? Ahmet Erhan1979
Kategori: Genel
May 20
Hiç kimse bizi kedi köpek gibi aşılayamaz.
Bugün uygulamada olan, sokağa çıkma yasağı, maske takma zorunluluğu, sosyal mesafe kuralı, seyahat kısıtlamaları, bunların tamamı hukuka aykırıdır. Valiler bizlere aklımızın almayacağı şeyler emredebilir Uzatmamak için çok fazla tafsilata girmiyorum fakat Anayasada bunun nasıl yapılabileceği ayrıntısıyla düzenlenmiş. Onun haricinde başlangıçta büyük karışıklık vardı yani belirlilik te yoktu ortada. Vatandaş neyle muhatap olacağını bilmiyordu. İl İdaresi …
May 20
Yaşamın Ucuna Yolculuk
IBöylesi bir duyguyu şimdiye dek hiç algılamamıştım. Ne benim, ne de çevremin yaradılışıyla bağdaşmazdı. Ama gökyüzüne açık bir hücreyi anımsatan bu balkonda otururken, Storkwinkel’de çıplaklıklarından sıyrılmaya çalışan ağaçların tepelerine baktığımda, Berlin sokaklarının, Pazar günlerinin bırakılmışlığında esen rüzgâr tenime değdiğinde, birden yeni bir duygu oluştu. Kalkıyorum. Diğer evlere, diğer balkonlara bakıyorum. Tüm balkonlar, insanların birbirini göremeyeceği biçimde örülü. Yeniden beyaz …
May 08
Yazmadan Edemedim
Rüzgâr bu şiiri sana götürsünkâğıttan yaptığımo işlemelikayıklarfırtınalaradayanankoş rüzgâr koş Yazmadan edemedim… Behçet Aysan
May 08
Karantina
Yoruldum, Enis, durmadan kendim olmaktan, kendimdeki başkalarından da. “Odama kapanıyorum” demiştim, “açık denize çıkarken.” Büyük bir mide gibi salladı ve kustu su, kamaramı: Orada yaşamıştım peşpeşe, cinnet ve som sabır arası tahteravalli, onca mahzun coşku, tayf dehşet ve ışık. Simsiyah bir çölden, buzul mavi bir gökten geçip, ipekböceği düşlerim, burada demir attım. “Bekle” dedi bir …
May 08
Hiçbir şey tabiatın ihtişamı ve asaletine tanıklık etmek kadar önemli değildir.
Bu hafta, bilgisayarlarınızı bir kenara bırakın. Cep telefonlarınızı kapatın. Bu cihazlarla beraber hareket etme cazibesine karşı koyun. Eğer bu aletleri taşırsanız nereye giderseniz gidin dünya tamamen aynı yer olacaktır. Cebinizde bu aletlerle dünya engellenmiş olacak, dünyanın üzerinizde bir etki bırakmasına mani olacaktır. Bütün engelleri evinizde bırakın. @ Hayatımda, bana yapmam gerekenleri söyleyen yetişkinler olmadığı için memnunum. Bugünlerde, ailemle …
May 08
Elinizdekinden memnun değilseniz bir dakika bile üzülmenize değmez. Hemen onu bir kenara bırakıp baştan başlayın.
Size öğretecek hiçbir şeyim yok. Aslına bakarsanız, buna benzer toplantılarda üstlendiğim vazifeyi katiyen öğretmenlik olarak değerlendirmiyorum çünkü bu kelimeden hazzetmiyorum. Kendilerini genç yönetmenlerle konuşurken bulan bazı insanlar itaat edilmesi gereken belli başlı “kurallar”ın var olduğu hususunda diretirler. Ancak sinema belirli bir metodolojiye ya da fikirler dizisine bağlı değildir. Yönetmenlik, diğer pek çok şeyin öğretildiği yöntemle öğretilemez, bu yüzden …
May 08
Şiir her okumada farklı gösterir kendisini
Şiirin, ağırlıklı olarak elitlerin etkinlik alanında bulunduğu Batı dünyasının aksine hayli uzun dizeleri ezberlemiş okuma yazma bilmeyen İranlılar vardır. İran, şairlerin mezarlarının süslendiği, televizyon kanallarında ezbere okunan şiirlerden başka bir şeyin gösterilmediği bir ülkedir. Büyükannem ne zaman bir şeyden şikâyet etmek istese veya bir şeye beslediği sevgiden bahsetse bunu şiir yoluyla yapardı. İran’ın nispeten sıradan insanları beraberlerinde …
Nis 28
Korkma
Dün sabah işe giderken ölümü gördüm ölümü Ansızın kesti yolumuUsulca tuttu kolumu korkma dedi Bedri Rahmi Eyüboğlu
Nis 21
Sürgünden Dönüş
IO kentin kapısı önünde;Kuşkular kuşanmış ve dalgın,İç kentim mi bir dış kent miydi bu?Bilemem, bunu şimdi sormayın…Karanlık bastırıyorken girdim;El ayak çekilmiş dar sokaklardan,Bir ağaç üstünde oturmuştum, huzursuzÜşümüş ve türlü tehlikeye maruz,Karşı tepede bir konakBir iki penceresi ışıklı…Tepe eteğinde, güneşin yasını tutan,Karalar giymiş bir koruKoru değil “meşcere” diyordum,Çünkü içim makbere gibiydi,Ortaçağda bir gece yaşıyordum.Bu kentle ilgili …

