Kategori: Altı Çizili Satırlar

Orta Çağdan Günümüze Fransız Şiiri Antolojisi

Şayet bu hoş avazlıların gülistanından derdiğimiz güller solmuş, o mest eden kokuları kalmamışsa acemi bülbül oluşumuzdandır… affola

Şİ’İRİ KADİM / ŞİİRİ SEVME EGZERSİZLERİ

Bizim nesil, ortak bir kültür zenginliğinde birleşmedi. Biz, birbirimizi hicvedemedik, sade vezinsiz kafiyesiz küfürlerle kavga ettik. Bu böyle giderse, birkaç yıl sonra ortak kaynaklarımız piyasa şarkı sözleri olacak

BİR ZAMANLAR BİR ŞİİRDE

Kendi ölümümle beni en çok uzlaştıran şey bir düşünce, senin ve benim kemiklerimin birlikte gömülüp dağıldığı, çırılçıplak kaldığı bir yer düşüncesi. Kemiklerimizin ortalığa saçılmış darmadağın yattıkları bir yer.

Mezartaşı Yazıları; Dünyaya ve Dünyada Kalanlara İki Çift Laf

Her kabir yazısı ayrı bir hikaye. Dünyaya ve dünyada kalanlara iki çift lafı olan birbirine yabancı iki kişinin kabrinin yanyana gelmesi de ayrı bir hikaye: Boşa geçiyor ömür…!!Sığamadık ne hayataNe hayatımızdaki insanların hayatınaYa fazla geldik ya eksik kaldıkKendimize de yetemedikŞu koca dünyaya bile dar geldik…Gidenlere rahmetKalanlara selamet olsun… El Fatiha…Amin… EŞİ VE KIZI AYŞEiLALDIMARSAKCELAL VE …

Devamını oku

Hayat da böyle bir şeydi benim için; hep bir yerlere gidecekmiş gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek.

“.. bostan dolabının yanındaki, suları bana kahverengi gözüken o küçük ve eskimiş havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere bakardım çocukken, babam onların kökleri olmadığını anlatmıştı bana. Neden bu çiçekleri hep bir şeylere benzetmek için kullandıklarını ancak büyüyünce anladım. Yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar, ama küçük bir havuzun içinde bir …

Devamını oku

Mustafa Sâdık er-Râfiî

Hayatın en zorlu hapishanesi insanın içine hapsolduğu yarım kalmış düşüncedir. Bu düşünceyi bırakmaya da gerçekleştirmeye de gücü yetmez. İşte bu şeyin kötü hissi uzadıkça uzar. Öyle ki, sanki bu his daha başlangıçtadır ve bir sona doğru ilerlemiyordur. Acı çektikçe acı çeker ve bu sırada hayat ona öyle hissettirir ki, başından geçen bütün ızdıraplar sadece ızdırapların …

Devamını oku

jisei, rastlantıyla, ölmeden önce yazılmış son haiku değil; ölmekte olma bilinciyle ölüm karşısında yazılmış, ölme-haikusudur

Haiku, ölüm karşısında içinde şakacıdır: Onun neşesi, bütün ağırlığıyla ölümle birlikte duyulan yaşamın neşesidir. Çiyoni’nin “benim küçük yusufçuk avcım” diyerek ölmüş oğluyla ilgili yaptığı şakadır bu. Bu anlamda, Başo’nun, ölüm-döşeği haikusunu şöyle de anlayabiliriz: Her haikun, onu yazdıktan hemen sonra ölecek durumdaysan -ölmeyi düşünüyor, ya da öleceğini biliyorsan-jiseindir. Yani, her haiku, zaten, şakacılığında, ölüm taşır. Şimdi anlıyorum: …

Devamını oku

BİRKAÇ KISA GÜN…

Birkaç kısa gün.. Ve ben ne kadar çok yaşadım! Aynaya bakmağa pek cesaretim yok; saçlarımın ağarmış olmasından korkuyorum…. Ve bu kalb, ah, bu o kadar ihtiyar ki. Geceleri, gözümü yummadan geçiriyorum. Uykuyu artık aramıyorum bile. Nasıl olsa bulamam. İçimde ümit uyuyalı gözüme uyku girmiyor. Artık ıstıraplar bile hep yoruldular, bana işkence etmekten yoruldular; halbuki göğsümüzün …

Devamını oku

EĞER ALLAH

Eğer Allah bana: Çocuğum, nasıl istersen öyle öl, sana izin veriyorum deseydi ondan şunu dilerdim: Sonbahar, fakat güzel, munis, açık bir sonbahar olsun; sararmış ağaç yaprakları üstünde güneşin ziyası pırıldasın. İlkbahardn kalan bir kuş, sarı yapraklar arasında son şarkısını söylesin. Ve ölüm, sonbahardaki tabiat üzerine nasıl yavaş yavaş, hissedilmeden inerse, bana da öyle gelsin. Ancak …

Devamını oku

Şiirlerimin faydası olacak mı? Ölüm beni koynuna aldığı zaman, mezarımın üstümde, ay gibi parlıyacaklar mı?..

Gece mi oldu, yoksa gözümün nurunu mu kaybettim ?… * Şüphe tuhaf bir çocuktur! Dünyaya geldiği anda karnı açtır; hemen yemek ister. Karnını doyurunca da canavar olur… * Ey ebedi muammalı duygu, ey aşk! Ey, suyunun üstünde, bir kere süprüntü, başka defa çiçek lâkin, her ikisini de aynı yerden insanların kalbinden – getiren ulu nehir! …

Devamını oku