Kategori: Altı Çizili Satırlar

Seninle ilk tanıştığımda seni bulduğum aşırı yalnızlığa ne kadar şaşırdığımı hatırlıyor musun?

Sevgili Rilke, bana saf zamanın içine hapsolmuş gibi göründün ve senin için, birbirinin benzeri günlerin döngüsünde insanın ölümü açıkça görmesine izin veren, fazlasıyla tekdüze bir hayatın şeffaflığından korktum

Simone Weil’in portresi

Simone Weil’in 100. doğum günü için Simone Weil, Hannah Arendt veya Simone de Beauvoir’dan çok daha az tanınır. Bildiğim kadarıyla, çalışmaları yıl dönümü münasebetiyle yeniden basılmadı. O oldukça heyecan verici bir düşünür ama aynı zamanda anlaşılması çok daha zor, çok daha tartışmalı. Onunla Beauvoir arasında ve aynı zamanda Arendt ile arasında büyük fikir ayrılıkları var …

Devamını oku

Öfkeyle söylenen sözleri asla geri alamazsınız, bunlar sonuna kadar ilişkiye musallat olur, bir sonraki kavgada ortaya çıkıverirler.

yetişkin çocuk içinden geldiği aileye değil, eşine/partnerine sadık olmalıdır. Çocuklar geldikleri aileye sadık kalacak olursa, aşk ilişkisi ciddi bir parçalanma tehlikesiyle karşılaşmaktadır.

Harp Baladı

Birkaç kelime daha sığardı belki şu hayata; birkaç kahkaha ya da gözyaşları belki. Heyecanlar, ümitler ve de hayaller sığardı. Ben sığamadım oğlum! Bilemiyorum; artık o tren kompartımanında cepheye doğru ilerleyen adam değilim sanki. Arzularım, gayelerim ve de heveslerim terk etti beni; kavgam bitti! Yalnızım ve fakat hiçbirine kırgın değilim

Ivan Turgenyev’den altı çizili satırlar

Bir romantik olsaydım ‘yollarımızın ayrıldığını hissediyorum’ derdim ama değilim, o yüzden sana birbirimizden bıktığımızı söylüyorum.

Bazen herşey yorar insanı, dinlendirici olanlar bile. Yorucu olduğu için yoranlar; bir de dinlendirmesi gerekirken, sırf bunun için uğraşmayı düşünmek bile yorucu olduğu için yoranlar.

Bazen herşey yorar insanı, dinlendirici olanlar bile. Yorucu olduğu için yoranlar; bir de dinlendirmesi gerekirken, sırf bunun için uğraşmayı düşünmek bile yorucu olduğu için yoranlar. Her türlü bunalımın, her türlü acının daha altına yuvalanan ruhsal bitkinlikler vardır; bunlardan sadece insana özgü bunalımlardan ve acılardan kendilerini gizleyebilenlerin haberi olmaz, kendilerine karşı, sıkıntıyı bile başlarından ustaca savacak kadar diplomatça davranmayı bilenlerdir bunlar.

İyi Notlar

Abdullah Harmancı’nın “seni ne ihtiyarlattı” sorununun bendeki cevabi İhtiyar Kitapçı’nın “yorduklarımız inşallah bizi afteder, cümlesi olmuştur. Twitter’a “İnsan insanı yorar” yazmıştım da İhtiyar altına bunu yazmıştı. O gün ihtiyarladım işte. O cümleyi okuduğumdan beri yeni biri oldum. Artık insan insanı yorar gibi beylik laflar etmiyor, aklıma hep yorduklarımla nasıl helalleşeceğim geliyor. Dünde kalanlar için birşey yapmasam da kimseyi yormamaya çalışıyorum.

AZİZ NESİN’İN ANILARI BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİTMEZ’DE BİR ÖĞRENCİ EVİ

Bu evde çok savrukça, tekbaşına yaşarmış ama arkadaşları pek de bırakmazlarmış tekbaşına yaşamasına. Haftanın çok gecesini bu evde geçirirlermiş. Gecenin geç saatinde, sabaha karşı gidecek yer bulamazlarsa, ceplerinde para kalmamışsa, kışın soğuğuna, karına dayanamamışlarsa E. A.’nin evine damlarlarmış. Halit Fahri ve daha başkalarının da katıldığı olurmuş. Sokak kapısı çalmak yok. Bu eve girmek kolaymış. Sokak kapısını kapı tokmağından tutup şöyle bir omuzlayınca açılırmış. Açan, dalarmış içeri, aç olanlar bulduklarını yer, olanı biten siler süpürürlermiş. E. A. olmadığı zamanlarda da eve girerlermiş. Kimi gece evine gelmekte gecikirse, E. A. yatacak boş yatak bulamaz, eline geçen örtüyü, paltoyu ustune çekip biyana kıvrılırmış Kendi evlerinde bile olmayan ozgurlukle evine girip çıkan, yiyen içen arkadaşlarına E. A. sesini bile çıkaramazmış. Dahası, bütün bunlar yetmezmiş gibi, geceyi evinde geçiren arkadaşları ertesi sabah hiç ödenmemek üzere E. A. dan borç para da alırlarmış.

Thomas Bernhard: Dünyaya geldiğim gibi, oradan ayrılmak istiyorum. Kargaşa olmadan.

Thomas Bernhart Hiç işe yaramaz bir hükümetimiz var, iktidarda kalmak için her türlü dalavereyi çevirmekte kendinde hak görüyor.

Depreme maruz kalan kardeşlerimizin gönülleri naz makamıdır. Onların gönülleri Rabbe karşı kırık, develete karşı buruk, hatta biraz da öfkeli olabilir.

Depreme maruz kalan kardeşlerimizin gönülleri naz makamıdır. Onların gönülleri Rabbe karşı kırık, develete karşı buruk, hatta biraz da öfkeli olabilir. Ancak bu kırıklığı, bu burukluğu, yüreklerine dokunarak, hayatlarına rahmetle, şefkatle dokunarak gidermek bizim görevimizdir. Milletimizin görevidir