Kategori: Altı Çizili Satırlar

Kimin nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiçbirimiz bilmeyiz.

Daha doğrusu ben sana dönüp bakmıyorum. Sesinden, senin de bana bakmadığını anlıyorum. “Kimin nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiçbirimiz bilmeyiz…” Duruyorsun, ekliyorsun: “Kimin hangi anısına nereden girip katılacağımızı da…”

Dünya Mikail’i Bilmeli

Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı.

Vincent Van Gogh’dan Theo’ya Dostlukla Mektuplar

İnsanlar HİSSETTİKLERİ GİBİ davranırlar. Ne olduğumuzun anlaşılmasını sağlayan şey DAVRANIŞLARIMIZDIR, atik mi, ikircimli mi olduğumuz olduğumuzdur -dostça olsun ya da olmasın, dudaklarımızdan dökülen şeyler değil.

Ölülerin ölümü duyduklarını sanır da onlara acır, yaslarını tutarız, oysa onlar rahat bulmuşlardır.

dış olayları, kar tanelerini silker gibi üzerimden silkip atmaya alıştım; ölüm denen şeyden, o halde neden ürkeyim? Kendimi düşümde binlerce kez kurtarmadım mı? Öyleyse niçin bunu günün birinde gerçekten yapmayayım?

Hyperion

Sonunda zorla birbirimizden koptuk. Kalbim didinmekten yorulmuştu. Son anda daha da rahattım. Bir kez daha onu kollarımla sardım. Önünde diz çökmüştüm. Gözlerimi kendisine kaldırdım, yavaşça: «Наyır duanı bekliyorum, babacığım!» dedim. Yüzünde soylu bir gülümseme belirdi, alnını sabahın yıldızlarına kaldırdı, gözüyle göğün derinliklerini yararken: Onu benim için koruyun, siz ey geçmişlerin ruhları!»

Uzağa Fırlatılmış Baba Duygusu

Babayı geç tanımak veya baba ile geç karşılaşmak… Bu geç kalışı kendi babalığı üzerinden izale etmeye çalışırcasına kendi çocuklarına karşı son derece sıcak, onları dokunarak seven, evin kapısından girdiği andan itibaren bütün çocuklarını tek tek selamlayıp hatırını soran, onlara masallar anlatan, onlarla vakit geçirmekten ayrı bir haz duyan bir Zarifoğlu portresi çıkıyor karşımıza

Ölmüş Bir Dosta Açık Mektup…

Çünkü hiç hazır olmadığım bir yaza girmek üzereyim ve çünkü geçen kışın soğuklarında, şimdi senin rüzgârlı bir tepesinde uyuduğun bu kentteki son sevdiklerim, beni, sevdiğim için öldürdüler!

Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.

Üzüldüğüm tek bir şey var. Biraz daha yaşamak is­terdim, şu çocuğun beni hatırlaması için, başka bir şey istemiyorum. Şu çocuğun beni hatırlaması için

Dervişin Teselli Koleksiyonu 2 Klasik Metinlerle İyileşme

İnsanların hiç olmadığı kadar sıkıntılı bir yaşam sürdüğü bir dünyada yaşıyoruz. Dünyanın her yerinde daha çok ümitsizlik, daha çok bunalım, daha çok depresyon var. İnsanlar kederlerini, acılarını neyle dindirecekler? Alkol, uyuşturucu veya zararlı bağımlılıklar acıları bastırmakta yoğun olarak kullanılıyor. İnsanların ruh dünyaları açısından zararsız bir ağrı kesiciye ihtiyaç duydukları muhakkak. Bugün ister edebi alanda, ister sanatın diğer dallarında olsun insanın kalbindeki ağır yükleri hafifletecek eserlere ihtiyaç var. İnsana ümit vermeye, onu ayakta tutmaya çalışan eserler üretmek zorundayız. İnsanın en azından kitap okumakla dindirilebileceği kederleri de vardır ve bunlar bence pek çoktur.

Dervişin Teselli Koleksiyonu 2’den Bir Teselli

Ne kadar büyük de olsa keder,
Zaman kuşunun kanatlarına binip gider.
Aynı kuş getirir yeniden,
Sevinçli ve mutlu günleri..

Jean de La Fontaine

Mecit Ömür Öztürk
Dervişin Teselli Koleksiyonu 2