En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
Son da değil baslangıç daNe kadar az ne kadar çok’uzHer yerde ayak izimizNe kadar çok özel’iz Gün geceden kısa bu aralar yoğun bakımdaBir acı aldı bir ağrıya terfi etti kendiniSözden alacaklı kalmasın diye anıBir karalama defteri gibiÖmrüme iliştirdiğim o serseriŞiirle aldattı seni Ne akciğer ne kalp yetmezliğiAcı da yok hayretAklın durduğu yerde bir sayıklamaSanki mor …
Şub 23
Resulullah (sav)’a birlikte demirci Ebu Seyf radıyallahu anh’ın yanına girdik. O, Resulullah (sav)’ın oğlu İbrahim’in süt babası idi. Aleyhissalatu vesselam oğlunu aldı, öptü ve kokladı. Daha sonra yanına tekrar girdik, İbrahim can çekişiyordu. Bu manzara karşısında Aleyhissalatu vesselam’ın gözlerinden yaş boşandı. Abdurrahman İbnu Avf radıyallahu anh: “Sen de mi (ağlıyorsun) ey Allah’ın Resulü?” dedi. Aleyhissalatu …
Şub 23
2:7 – Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır. 2:10 – Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardır. 2:74 – Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale …
Şub 23
“Rıza Tevfik’e bir şiir vermiştim, beğenmemiş. Masasının üstüne koymuş. Pencereden gelen cereyanla şiir uçmuş. Ali İlmi Fani Bey’e; “Çocuğun şiirini de uçurduk, ne diyeceğiz?” demiş.” * Çocuktum. Benim için edebiyat şiir demekti. Nâbî’ye, Fuzûlî’ye aşıktım. Müpheme, kavranılmayana karşı duyulan garip bir sevgi. Daha dogrusu hayranlık. * “Şiirin devri geçmiştir” dedim. Ama ben de şiir söyledim, …
Şub 23
Rüya gördüm, çağların duvarı uzuyorduÖnümde. Granitle etten bir yığındı bu.Bağrına uğultusu sinmişti milyonlarınEndişeden kaskatı kesilen o duvarın.Loş oyuklarda vahşi gözler parıldıyordu,Yığınlar, kabartmalar, nakışlar oynuyordu, Zaman zaman önümde açılıyordu duvar.Yeşimden somakiden ve altından saraylar:Uluların, bahtiyarların otağ kurduğu, Cihangirlerin kandan, buhur’dan kudurduğuİnler görünüyordu, Seher yeliyle nasıl Ürperirse bir ağaç, o duvar da muttasılÖyle ürperiyordu. Alınlarında burçlar, Alınlarında …
Şub 23
Geniş gövdeleri, sert hareketleri, Alınlarında faydalı zaferlerin rüyasile, Nefes nefese işçi kafileleri, Hafızamda hailevi ve gerçek Kahramanlık tabloları çizerek, Dikilip karşısına asırların, Koşuyor ileri.. Yiğit dölleri kumral ülkelerin, Cilalı, ağır arabaların, kişneyen atların sürücüleri, Severim sizleri.. Ve sizi, kızıl oduncuları burcu burcu kokan ormanların Ve seni, çamurlu, çarpık yollarıyla yalnız tarlaları seven, Ve canlansın, ışıklansın …
Şub 23
Karanlık gözlerinde yaş yok. Tezgâh başındalar Önlerinde kumaş yok… Gıcırdıyor dişleri:– Sana kefen dokuyoruz… Sana tezgâhımızda üçüzlü beddua dokuyoruz Dokuyor, dokuyoruz… Lânet olsun önünde diz çöküp yalvarılan puta, Kışın soğuklarında ve zalim pençesinde açlığın Boşuna bekledik, boşuna umduk, O bizi aldattı, bizi oyaladı… Dokuyor, dokuyoruz… – Lânet sana ey kıral, Sefaletimiz karşısında taş kesilen Ve …
Şub 23
İnsan en iyikalabalıkta, akşamüstü öğreniyor kendiniadını, adresini, dünyadaki yeriniŞaşırtmasa, gazetelerden habersiz ağacın serçeleriGürültüyle gülüşüyorlar, toplanmışlar daSaçma, ama yine de sapan kullanıyor çocuklarOysa insan bir ömür unutamıyormermileri, Köroğlu’nu, Robin Hood’u, Hazreti Ali’yiyalanı, gibiyi, şeyi, filanıaşkı, hasreti, beklemeyiinsan en iyikalabalıkta, akşamüstü öğreniyor İnsan en iyibirini dinlerken öğreniyor kendiniyüzün çırpınışını, elin kederinibakıştaki anlıyor musun’usürçmedeki gizlenme telaşınıöğreniyor, yapıyor, ne …
Şub 23
ben esterebadi’nin sözünü kalealmadım: harfler dünya’dan hayaledoğru yolcudurlar, durmazlar;dönüşür birbirine ‘Allah’ ve ‘Lale’… sen bir kurdun yalnızlığı gibi kurdun yalnızlığı…harfler ki, dağbaşlarıdır;sözler, bulutların ördüğü hâle…o eski hüzünlerin aldığı biçim;harflerin ormanında çok çok dolaştı;ağacı, yaprağı, çiçeği aştı; -ama yok!bir karşılık bulamadı melâl’e… Hilmi Yavuz
Şub 23
akşam ıssız bir ağaç biçimindesırrı dökülmüş aynalarda görünür(bakmak, uzaklara dokunmaktırsen benim en alımlı gözlerimsin)bakışını duyar gibi güllerdentıpkı enli ve kalın hüzünlerdenbana bir gülümseme biçer gibisin benim özel bir tarihim olmadıbaşlamak için en ilkel gereçlerleilk kumaşı biçenlerin tüylü sıkıntısınaduyulurdu bungun ve boğunuksağrıları tere batmış at biçimlerininsazlıklarda doludizgin koşturulduğu(sen benim fırtına gecelerimsin) fırtına başlatılır ilk tecimevlerindeölü testiler …