Şiir Antolojim

En çok yorum alan yazıları

  1. Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
  2. DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
  3. Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
  4. Son Hatıra — 2 yorum
  5. Çamur Etkinliği — 1 yorum

Yazarın yazıları

Onbeş nolu sınır taşı

ne zamandır bu dağ başındayım hangi işgüzar eller dikti beni burayakumdan kilden demirden mamulümhangi dereden aldınız kumu/kili hangi ocaktan madenden alındımişlendim haddeden geçtimdemir oldum birkaç filiz sınıra dikildimismim: onbeş nolu sınır taşı, biliniz onbeş nolu sınır taşıyım bu huduttadört bir yanım çırılçıplakne bir kavak ağacı var ne bir servine sesli sessiz bir pınarne de ceylanlar …

Devamını oku

asıl aşk şimdi başladı

asıl aşk şimdi başladı alnıma bir çizgi daha düştükavga derinliğinde aşk serinliği kılıç yarası gittin de yanaklarımda leblerinin sıcaklığı ellerimde ellerinin gölgesi kaldı gözünde muştum gamzemde gülücüğün kaldı üzerimdeki aşk kanadının dört mevsimi yedi iklimiydin gittin de kadirşinas dillerim sende lâl ü mercan suskunluğun bende kaldı bir buluttan ağdın yağmurdun nehirlere katıldın -yolculuk hangi ummana- …

Devamını oku

Emrah Serbes Hikayesine Hüzünlü Piç Adını Vermeseydi Bu Hikayenin Adı Hüzünlü Piç Olurdu..

– Seni seviyorum dedi mi sana? – Demedi. Ama seviyor gibiydi. Bana öyle geliyordu yani. Tamam benim gibi sevmiyordu belki ama sevecekti. Benim sevmesi için gereken her şeyi yapıyordum. Tek istediğim umudumu kırmaması ve bana biraz güvenmesiydi. – Öyle olur mu lan? Sevmek denilen şey böyle bir şey değil. Süs bitkisi gibi ışığı suyu sağlayınca …

Devamını oku

Adım Sonbahar

nasıl iş buher yanına çiçek yağmışerik ağacınınışık içinde yüzüyorneresinden baksangözlerin kamaşır oysa ben akşam olmuşumyapraklarım dökülüyorusul usuladım sonbahar Attila İLHAN

Su

Bir gün, bir uzun gün hep denize baktıkMiller ve ağırlıklar bittiGelip geçmeler bitti, gemilerinBeyaz ve kocaman gövdeleriGözün kahverengi suyuna geldik. Palamutlar yaktık, çalılar her zamanki gibiSüsledi bizi bu ufak değişiklikÇok ağır bir şeydi gün dörtgenleri üstümüze düşenAydınlıktan kopan aydınlıktan kesilenAğır mı ağırKaldık ne kadar kaldıksa böyleSonra gün diye bildiğimiz ne varsa akıtıldıDuvarlar, sarmaşıklar, evler akıtıldıGüneşler, …

Devamını oku

Mavi Bir Ölüm

Yine sana sesleneceğim Senin kim olduğunu hiç bilmedenSenin kim olduğunu en çok bilerekİsyankar zambakların çılgın nilüferlerinDört nala açan kiraz çiçeklerininDudak kıvrımlarına yoldaş olacağımSarı bir hüzün kızıl bir gururVe siyah bir öfkeyle konuşacağım sana………..Sana oklardan değil yaylardan bahsedeceğim Gülün dikeninden değilGülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayacağımTopraktan söz açacağımAkan su gelmeyecek kelimelerimeSuyu şefkatle kucaklayan damlaları dinlendireceğim…………  YİNE SANA …

Devamını oku

Zerdali Ağacı

Havalar güzel gidiyorSen de çiçek açtın erkendenKüçük zerdali ağacım,Aklın ermeden. Bak kurt gibi kalın yapılıGörmüş geçirmiş ağaçlaraKüçük zerdali ağacım,Pişman olursun sonra. Şimdi okşar da hafif hafifBir gün yerden yere çalar rüzgarKüçük zerdali ağacım,Bakma güzel gitsin havalar. Sallasın dalların çocukların gibiBakma güneş ısıtsın varsınKüçük zerdali ağacım,Sonra donarsın Zemheri bahar mı olurAkşamları seyret anlarsınSakın erkenden çiçek açmaKüçük …

Devamını oku

Gizli Sevda

Senin gözlerinden öyle acıBir ışık geçer ki bazan…Melek mi, şeytan mı belli olmazBakar pusularda uzaktan.Senin ellerin öyle nârinBulutlar gibi yüzsün varsın.Takip penceni yüreğimeBaştan başa yırtarsın. Masallarda iki tel birbirineSürtülürse yardıma devler koşar.Senin saçların öyle gür kiRüzgâr esse kıyamet kopar. Alıp başımı delicesineKoşmak isterim nere olursa olsun.Tutarsın devler gibi yolumu,Ne yana koşsam durdurursun. Cahit Külebi

Çürüyen Otlar

I Bilinmez hangi şehirde Yaşarsın aşktan habersiz, Küçük çakıl taşım, nasıl bulayım! Kaybolmuşsun bir kocaman nehirde. Bu kimin çocuğu, der, seni görenler. Benim çocuğum, diye, sesim gelir uzaktan. Bunca kötülüğü bağışlatır bakışın Yanakların kızarır ağlamaktan. Bir gün sokakta rastlasam, ellerini Alsam avuçlarıma okşasam. Sıcaklığını tanır da mısralarımdan Kız kardeşimsin sanırlar belki. Sen orada, ben burada …

Devamını oku

Yalancı Şahit

Bundan yüz sene kadar evvel, İstanbul’da Sultanahmet Adliyesi’nin karşısında, Binbirdirek yakınında bir kahvehane varmış. Mahkemeye yakın olmak dolayısıyla aylakçı takımından bazı uyanıklar burada oturur, yalancı şahit lazım oldukça kadı huzuruna çıkarlarmış. Yine bir seferinde kadı efendi davalıya “şahidin var mı?” diye sorunca adam “dışarıda efendim, bir çeyrek müsaade ederseniz hemen getiririm!” cevabını yapıştırmış. Sonra da …

Devamını oku