En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
ağlar çekiliyor sulardan sular da biziz bir sokağı yürüyorum ardımda peygamber çiçekleri kaldırım taşları, unutulmuş bir an, tırnak izleri ardımda fistolu perdeler, özenle saklanmış tabancam bir sokağı yürüyorum ağlar çekiliyor sulardan herkes küçük bir hayatı doldururdu tıka basa anı biriktirirdi herkes; yaşamak buysa! usulca beklerdik sessizliğin çökmesini. susardık sonra yataklara ulaşırdık tören adımlarıyla bir sokağı …
Şub 23
Konuşuyoruz desem konuşmuyoruz daAyrı ayrı şeyler düşünüyoruz üstelikBirbirimize bakarakNe seviyoruz ne de sevmiyoruz birbirimiziNe varız ne de yokuz gerçekteİki lamba gibiyiz,iki ayrı yerindenAydınlatan odayı Değilsek de yakın birbirimizeUzak da sayılmayız büsbütünGökyüzünde iki uçurtma başıboşYanyanayızdır sadece Her çiçek bir çoğulluktur gününe göreYalnızlık çoğullukturSanırım bir giz de yok bu beraberlikte. Edip Cansever
Şub 23
Şehri baştanbaşa dolaşan gecenin ayak izleri karda, şehir kihenüz temize çekilmemiş bir şiirdi gecedeevler sığındı birbirine. Avcumda üşümüş elleri odamda sabahladı bir periuyudu uyandı eşyasayıkladı kedi. Geçip giden evsiz bir sokak durup baktı da penceremeyüzünde donmuş bir gülümsemenasıl da içli, sessiz,nasıl da ince, ürkek,dokunsam parçalara ayrılacak. Karlı damlardan kanatlanan kuşlarve içimdeki karanlıktabunalanbir sızı çıkıp karşıladı …
Şub 23
Ancak bir yalnızlık vardır, o da büyüktür ve ona katlanmak güçtür. İnsanın öyle anları olur ki, bunlarda, hemen hemen herkes, yalnızlığını, kolayca elde edilen herhangi bir beraberlikle değişmek ister: Hiç uymadığı halde uyar gibi görünüp yanındakilerden herhangi biriyle, en düşük biriyle de beraber olmak ister… Ama yalnızlığın büyüdüğü anlar, belki de işte bu anlardır. Rainer …
Şub 23
kim olduğumu henüz bilmiyorsunkendini yaralamış biriyaşamını ikiye bölmüşçünkü yaşamım hiçbir şeyonu kurar ve yeniden yıkarım gözlerimin etrafındadaha fazla ıssızlık yaratmayayımdiye gönderdiler beniçünkü artık sürdüremezdim kim olduğumu henüz bilmiyorsunkendini yaralamış biriöyle sıradan ıssız biri… Lâle Müldür
Şub 23
Bazan oturduğum yerdeKendikendime dalıp giderim,Bulanık geçmişimle.Genişleyen halkalar çizerim,Bir düşün uyanık imgesine. Gölünüze taş düşerim. Sizse hep konuşursunuzSığınıp kof sözlere,Kaçarak kendinizdenUğuldayan hüznünüzle.Telâşla geceyi bulursunuz. Gözünüze yaş düşerim. Metin Altıok
Şub 23
Gözlerimden uçtum -bırakıp eski gövdemi-Aynanın önünde durdum-Kenarları saydam yapraklı aynanın-Omuzları açık giysimi giydim -siyah-Topaz kolyemi taktımGöğsümün ortasına bir gül yerleştirdimAcı, apacı bir gülDışarı çıktımMuhassen’e uğradım -çağırdı demin-Firuze ve turuncu deniz kabuğu alaşımı Muhassen’eYedi lamba, yedi güvercin saçlarındaVe eşyalarında bir başkalık: ‘çabuk-güzel’Her şey ‘acele-sıcak’, ‘acele-yerli yerinde’Her şey, ama her şeyBir düğün öncesi gibiUzun bir deniz yolculuğu …
Şub 23
Denizden yeni mi çıkmıştı neydi; Saçları, dudakları Deniz koktu sabaha kadar; Yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi. Yoksuldu, biliyorum – Ama boyuna da yoksulluk sözü edilmez ya- Kulağımın dibinde, yavaş yavaş, Aşk türküleri söyledi. Neler görmüş, neler öğrenmişti kim bilir, Denizle boğaz boğaza geçen hayatında! Ağ yamamak, ağ atmak, ağ toplamak, Olta yapmak, yem çıkarmak, kayık …
Şub 23
amforada balkıyan suyun dilindeunutma makamında yürüdüm günleridurmadan yağmur gecelerce… kuşlar çığlıklarla ezberliyor tükenişitenhayım mor ötesi acılardabir savaştan çıktım aşk faslındayok olanı sevmiştim, yalnızlığımı aslındakuytumuzda saklayalım unutuşlarımızıkülüme derman diye, tüm susuşlarını… -limanda demirli bir martıyım şimdi- sesindeki keman ezgisinive unuttum ellerimi baharlardatelaşlı bir iz kalmış içilen kahvelerdenboncuk taktı saçlarına küstümotu, dilsizimkayıt yaptırır vadesiz özlemlereışık gözlü bir …
Şub 23
Gözbebeklerinde bir ağrıyla gelirdi. Ben, kirpiklerimde binlerce yol, parmaklarımı kalbime batıra batıra beklerdim. Sokakların telaşıyla odaların suskunluğu arasına sıkışmış bir kekeme hayaldi. Gülüşü bir yaprak ummanında gün ışığı gibi hüzünlü bir sevinç verirdi. Akşamüstüne benzeyen bir sesle konuşurdu. Kendisine ait olmayan bir zamanı sorgulamaktan bunalmıştı. İki kuşağın yanlışlarından bir dağ taşırdı iki kaşı arasında. Ellerini …