1. Sorma bizden o sözcüğü, her yandan sarıp biçimlenmemiş ruhumuzu, ateş harflerle açıklayan onu ve tozlu bir çayırda yitmiş safran gibi ışıl ışıl yanan. Ah o insan ki güven içinde gider, o kendi kendisine ve ellere dost, gölgesine dost insan inanmadı, sıvası bozuk duvarda yaz sıcağının iz bıraktığına yer yer. Bir çözüm isteme bizden sana …
Şubat 2021 archive
Şub 23
Meftun
Gecenin yıldızlı bahçesi çiçek açıp Sabah çamların arasından süzülünce Tökezleyerek ineriz merdivenlerden Kollarımız yastıkların etrafında ağırlaşmış Parmaklıkları geçeriz tazelenerek Üzüm asmasındaki çiçek kokularından. Uykuyla ağırlaşıp Her zamanki yataklarımıza yığılırız, Böcekler ve sert döşemeden kurtulup. Şimdi pervane uğulduyorken Zihinlerimizi alışkanlıklara iliştirerek. Ama gün ortasında, alışkanlıklar arasında Bellekten süzülür içeriye O serin başlangıç saatlerinin hatırası Hanımellerinin keskin …
Şub 23
Bulantı mı Ölüm müdür Bu Yaklaşan?
İndir bayraklarını, kalbimYeter çarpıştığımız,Ömrümü noktala artık.Ödlek diyemezler bizeElimizin erdiğince yaşadık. Ah ruhum,Gitmek midir niyetin kalmak mı?Bildir kararını.Her yanımı yoklayıp durma öyle.Bir çekip bırakma gövdemiSöyle kararını. Sorma bana, hiç hâl kalmadı bende. Azrail Hazretleri,Ne küfrettim ne de yaltaklandım zâtınızaAcıyınız bana, kaç kez yalınayak başıkabak yola çıkmış bu yolcuyaÜstelik ne bir öğretenim oldu, ne param, şan şeref …
Şub 23
Bakışını İçimde Saklıyorum
Elini tutup çekiyorumYaşlanmakta olan elimleSaklıyorum bakışlarınıFeri sönmüş gözlerimde. Korkunun kovaladığı bir yaban hayvan gibiVarıp geldim yamacınaHep sıkıntı ve ürkü içindeBekliyorum seninle aha. Elini tutup çekiyorumYaşlanmakta olan elimleSaklıyorum bakışlarınıFeri sönmüş gözlerimde. Neden ve henüz bilmiyorumNe güne dek senin kalacağımıElini tutuyorum ve işteİçimde saklıyorum bakışlarını. Endre AdyÇeviri: Tahsin Saraç
Şub 23
Yol İkiye Ayrıldı
Yol ikiye ayrıldı güze batık ormanda,Gezemediğim için üzgünüm ikisini deBir gezgin gibi tek başına, uzun süreDurdum, baktım en uzaktaki yolaBükülüyordu çalılıkların arasında; Ardından ötekine saptım güzellikten nasipli,Kim olsa onu seçmez miydi zaten,Çimenlerle kaplıydı fethedilmekti niyeti;İşin doğrusu yolların her ikisi deGerçekte eşit ölçüde aşınmıştı, Ve ikisinde de seher eşit uzanırdıYapraklara, ayak altında kararmamıştı renkleriÂh, ilkini bir …
Şub 23
Bekle Beni
Bekle Beni Bekle beni, döneceğim Bütün direncinle bekle beni. Bekle hüzün yağmurları Gökyüzünü kaplayınca, Karakış üşütürken bekle, Sarısıcaklar yakarken bekle. Kimseler beklemezken bekle beni, Unut anılarla yüklü bir geçmişi Ne bir mektup ne bir haber Gelmesin ne çıkar, bekle beni Bekle beni döneceğim Bekle, yalnızca sen bekle beni. Bekle beni döneceğim, bırak Beklemekten usanmış dostlarım …
Şub 23
Gidersen Yıkılır Bu Kent
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da giderBir nehir gibi susarım yüzünün deltasındaYanlış adresteydik, kimsesizdik belkiSarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklarBiz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardıÜşür müydük nar çiçekleri ürperirken Gidersen kim sular fesleğenleriKuşlar nereye sığınır akşam olunca Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunuSustuğun yerde bir şeyler kırılıyorBekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsunAdını yazıyorum bütün otobüs duraklarınaÖpüştüğümüz her …
Şub 23
Konuşsam Sessizlik Sussam Ayrılık
resmin rehindir gurbetimdegurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasabave senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sanasar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığınakonuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana… ve akşam, bir kez dahasaçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara“bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır” çekmiyorsun! akarsuları imrendiren yüzün desabahçı kahveler de biliyorgörüşmeyeli …
Şub 23
Veda Şiiri
Geleceğim bazen uykudayken sen Beklenmedik uzak bir konuk gibi, Sokakta bir başına koyma beni. Kapıyı sürgüleme üstümden. Usulca girecek,bir yere ilişeceğim, Bir zaman,karanlıkta,bakacağım yüzüne Ve yorgunluk göz kapaklarımı indirince Seni kucaklayacak ve çıkıp gideceğim. N.Vaptsarov
Şub 23
Sessiz Şehir
Bir şehir vadinin içinde Solgun bir gün geçip gitmede Ne yıldız,ne de ay,çok geçmeden Gece belirecek gök ülkesinde. Sisler iner bütün dağlardan Uyuyan şehrin üstüne Ne bir ev,ne bir dam,ne de bir çatı Ne bir ses yükselir dumanlardan ne köprü belirir,ne kule. Gene de yolcu korkuya düşünce Küçücük bir ışık parıldar derinde Dumanlar içinden,sisler içinden …