Şubat 2021 archive

Söyle be Ustam

İçimdeki papatyalar yolundutomurcuklar kırıldıben kırıldımen çok da sevdiklerime Bir türküsü olmalı şu hayatınbahar aylarına, gönül yaralarınabilirim herkesin bir şiiri vardır bir de umuduhangi iklimin kırılgan ağacıyım benküskünüm, güz acısı çekiyorum iştesöyle be ustamyerim neresi bu çıkarcı dünyadaalıp başımı nerelere gideyim Bak ustamgözlerim ıslak, hüzün akıyor yüzümdenküskünüm, yaşam ağrısı çekiyorumkederimle boğuşmaktayım sancılar girdabındahayatın en sessiz matemindeyimsöyle …

Devamını oku

Şiir sonunda öldürür.

Genç, sadece canlıdır. Canlılık nasıl bir şey acaba? Canlı ama ruhtan uzak, canlı ama akıl ve anlayıştan uzak. Heyecan, ürperti, korku, tedirginlik, vesvese, telaş ve tuhaf bir coşkunlukla tıka basa dolu. Gencin coşkusu derken bu coşkunun çoğu hayal kırıklığının taşması neticesinde oluşan keder coşkunluğu ve hayatiyet gibi de görülebilecek ölüm coşkusudur. İhtiyar coşkusuz ölür, genç …

Devamını oku

İbn el-Arabi

Hüzünden acıyave acıdan yeniden hüzne dönüşansızın sevinçfırlatır atar seni yaşam-İnan ki;‘Göğüs kafesindedir sevdiğinsoluğunla bir uçtan diğer uca sürüklenen’ Opus incertum (1959) Gunnar Ekelöf

Güzel Suriye sahi sana ne oldu?

Bir zamanlar sözleri Çolpan’a ait “Güzel Türkistan sana ne oldu – Sebepsiz vakitsiz güllerin soldu” diye bir türkü vardı. Gençliğimizde dinler, hüzünlenirdik. O diyarlarda güllerin açmasını bekleye duralım gariptir ki son yıllarda ne zaman Diyar-ı Şam’dan haberlere baksam gayr-i ihtiyari “Güzel Suriye sana ne oldu…” diye mırıldanır oldum. Pirimiz Muhyiddin-i Arabi; “Şam Allah’ın, arzında mümtaz …

Devamını oku

Nihayet Faslı

Dünya ellerimden kayıyor sanırken,Kayan benmişim onun ellerinden;Anne, Baba, Arkadaşlar ve nicesiBuhar oldular ardarda             Sıklıkla gözlerimde yağar yağmurları…Savaşlar, Ölümler, Dertler bir yana,Güzel besteydin ey Ömrüm!Bir fasıl heyeti loş bir salonda,Yorulmadan seni seslendirdi…Renk vermiyorlarsa da artık, hayli mahzun saz heyeti.Salon loştu zaten fakat işte lâkin,Sahne ışıkları da azalıyorAydınlandı koridorSahne arkasındaki ışıklar,Birden açıldı …

Devamını oku

Yaşlılar Korosu

Susturun ne olur şu olukları;Ne rahattı ama yağmur öncesi,Kesilsin hepsinin solukları,Biz miyiz onların eğlencesi?Biz de Arkadya’da yaşamıştık…Sanırdık, isterse iyi olur insan,Kalbimiz bu zırhı nasıl ne zamanKuşandı bilmiyoruz, vakit geç artık.Yavru kuşlara acımakla başlayıpKimseye acımamakla biter ömür,Duyguları kaybederiz bu kayıpBize bir kurtuluş gibi görünürBir yağmur yağmaya görsün, oluklar,Takma dişlerini takırdatırlarKelimelerle geçen ömrümüzü,Çekinmeden bize hatırlatırlar.Kurtlara yenilmemekti dileğimiz,Bizler …

Devamını oku

Sürgünden Dönüş

-I-O kentin kapısı önünde ;Kuşkularla kuşatılmış ve dalgın,İç kentim mi bir dış kent miydi bu?Bilemem, bunu şimdi sormayın…Karanlık bastırıyorken girdim;El ayak çekilmiş dar sokaklardan,Bir ağaç altında oturmuştum, huzursuzÜşümüş ve türlü tehlikeye maruz,Karşı tepede bir konakBir iki penceresi ışıklı…Tepe eteğinde, güneşin yasını tutan,Karalar giymiş bir koruKoru değil “meşcere “ diyordum,Çünkü içim makbere gibiydi,Ortaçağda bir gece yaşıyordum..Bu …

Devamını oku

Derinden bir düşkırıklığı benimkisi.

Hayal kurmakla başım hiç hoş değildir. Gelecekten beklediği nelerse onları kafada keyfince şekillendirip sonra onlara uymayan durumlarla karşılaşınca hayalleri yıkılan kimselerden değilim. Güvendiğim dağlara kar falan yağmış değil. Derinden bir düşkırıklığı benimkisi. Geçen her gecenin leyle-i kadr, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. Evet, bizzat kendim …

Devamını oku

Saadet, hayatı olduğu gibi kabul edip, insana yüklediği yüklere razı olup, bunun daha iyi olması için gayret etmektir.

Bugün Aynalı’nın hâlinde bir durgunluk, bakışlarında biraz hüzün vardı. Uzun süre sessiz kalıp, düşüncelere daldık. Ben seyrettiğim garip manzaraları düşünüyor, insanların fikirlerinin bu kadar değişik ve çok oluşuna şaşırıyordum. Aynalı’nın konuşmaya başlamasıyla düşüncelerden sıyrıldım ve kendime geldim.-Ben yalnızca ney değil, saz çalmasını da bilirim. Aslında bütün çalgıları çalmasını bilirim. Bugün sana biraz saz çalayım.Kulübesine girip …

Devamını oku

Ne geçmiş ne de gelecek, dem bu demdir…

Mezarlıktan çıkıp eve gittim. Annem şaşkın bir hâldeydi. Her gece beni sarhoş olarak görmeye alışmıştı. Her zaman eve sabaha doğru gelirdim. Onu hasta olmadığıma ikna ettikten sonra kendi hâlime bırakıldım. Gördüğüm hayalleri düşündüm ve erkenden yattım. Ertesi sabah çarşıya gittim. Birkaç küçük tencere, tabak, sahan, kaşık ve mangal gibi eşyaların yanı sıra yağ, pirinç, kahve …

Devamını oku