Şubat 2021 archive

“Ey iman edenler!”

“Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse sapıklığın en koyusuna düşmüş olur.” (Nisa, 4/136)

Saat Kaç?

Şimdi vakit çok geç olmalı.Keder yürekte geçirdi geceyi…Gene de huzur vermiyor acı pişmanlık-Saat kaç, saat kaç? Penceremde duruyorum, değişmiyor gece,Bütün bir sonbaharı başıma yıktı.Şimdi ancak üç olabilir, belki de-Saat kaç, saat kaç? Saat üç çeyrek olmalı,Dışarı bakınca hava karanlık.Garın gongu çalıyor onüçüncü kez-Saat kaç, saat kaç? Düşüncelere karışmış karanlık koridor,Gecenin arabacısı seçemiyor yolu.Gene acı acı …

Devamını oku

Yollar

Bir lâmba hüznüyle Kısıldı altın ufuklarda akşamın güneşi; Söndü göllerde aks-i girye-veşi Gecenin avdet-i sökünüyle… Yollar Ki gider kimsesiz, tehî, ebedî, Yollar Hep birer hatt-ı pür-sükût oldu Akşamın sîne-î gubârında. Onlar Hangi bir belde-i hayâle gider, Böyle sessiz ve kimsesiz, şimdi? Meftûr Ve muhteriz yine bir nefha-yi hayâl esiyor; Bu nefha dalları bî-tâb ü bî-mecâl …

Devamını oku

Savaşa Karşı

Kimdi korkunç kılıcı icad eden?Ne vahşi, ne katı yürekli adammış.Kan dökülüyor o gün bugün sel gibi,Savaşlarla sarsılıyor insanlık. Artık ölümün yolu kısa ve korkunç.Belki suç, kılıcı icad edende değil.Vahşi hayvanları öldürelim diyeBize armağan ettiği aracı belkiBizler kardeş kıyımı için kullandık.Başımıza gelenler, hep altın yüzünden;Tahta çanaklarla çorba içtiğimizdeSavaş nedir bilmezdik. O zamanlar,Kaleler, kuleler, surlar yapılmamıştı;Sürüsünün yanında …

Devamını oku

Gölge

Geriye bakmaya zorlama beni hiçbir zaman,Biliyorum, yol aldıkça ardımda kalıyor hayatVe hak ettimse gerçek tutku,Cesedime bir ışık olarak vuracak. Henüz toprağa gölgesi düşüyor,Başka bir dünyaya göçen bedenin,Kurumuş ve parçalanmış olarak,Yüzükoyun düşüyor ve acıyla ağlıyor. Ve benim yerime başkaları deniyor,Dağa dönüştürmeyi gölgenin ağlamasını.Oysa o tek başına ve bir yabani hayvan gibiKendi tükürüğüyle sağaltıyor yaralarını. Benim gölgeye …

Devamını oku

Anımsama

IBak, anımsıyorum öğrenciliğimizi…Merdivenlerde rastlıyorum sana, rengim atıyor,Sen henüz farkımda değilsin ve bundan dolayıHazırcevap kesiliyorum tamamen. Seni düşlüyorum…Ne söylesem sanaFısıltıyla söylüyorum, gülümsüyorum,Patlamış şeftali tomurcukları sanıyorumGiysindeki düğmeleri.Bir bilsen, nasıl arzuluyordu yüreğim seni,Nefesine atışlarını nasıl bağladığını… Sen artık farkımdasın ve bundan dolayıDaha da artıyor başkalarıyla sohbetin. II… Bak, el ele tutuşmuşDolaşıyoruz en eski semtleri.“Uzağa gidelim, görmesinler”.Demiyorsun artık eskisi …

Devamını oku

Yol Şarkıları III

Geçiyor Balkan günlerim bir elmanın nazik soyuluşunda. Kalp de yaradır, diyor ayazda türküm, kanıyor her yola koyuluşumda. Ölümün dişlediği bir meyveymiş geçmiş özlemi, çocukluğun çürüyüp yapışması deriye. Ah, o kar fısıltılı bahçeler dedemi, amcamı, hele de babamı çağırırlar mı geriye… Trakya, nasıl ayrıldım senden sıvalı kerpiç bacalardan duman tüterken. Nasıl da camlarda kaldı süzgün gözlerin, …

Devamını oku

Yol Yolcu ve Yolculuk Şiirleri Bercestesi

Orçun Üçer Beyefendi’ye Ses mi çiçek mi desem;Işık mı renk mi desem;Sanki geçtiğim yolda bir şey unuttum. Şükûfe Nihal Başar yola bir düşüldü mü ömür boyunca gidilirAttila İlhan Yine zevrak-ı derûnûm kırılıp kenâre düştüDayanır mı şîşedir bu reh-î seng-sâre düştü Şeyh Gâlib hem birazdan yolcuyumben nasıl sevdimSıtkı Caney eksileceğim kadar eksildimdönüşün yollarında buraya gelirkengeriye pek …

Devamını oku

Halk Albümü: Ceyhun Atuf Kansu

Saatini güneşe, işe, çocuklara, ışığa kurmus, şiirimizin “sevgi öğretmeni”nden gecikmeli bir armağan… Halk Albümü: Ceyhun Atuf Kansu Şiirimizin ozan atası Ceyhun Atuf Kansu’nun yüreği 17 Mart 1978’de sustu ama, insanı, doğası ve tarihiyle Türkiye coğrafyasının yüreği bütün coşkusu, bütün hüznü ve iyimserliği ile şiirlerinde atmaya devam ediyor. C.A. Kansu’nun 1952’den 1978’e kadar çeşitli dergilerde yayınlanmış, …

Devamını oku

Hangi Eşikte

Hangi eşikte, hangi akşamdaAyrıldı yan yana yürüyen gölgelerimiz,Hangi aydınlık yuttu seniNasıl taş taş ördüm benBu yalnızlığı dört bir yanımda… Gül toprağın gecesine yaslanırOradan güler güneşe,Bütün sazlarKendi akşamını hazırlar,Bir şüphe damlar geceyeSabah raksına başlar. Sen sesini yıldızlara verdinBüyük rüzgârların uğultusundaArayıp bulsun diye beni… Ahmet Hamdi Tanpınar