Eğer yaşadıklarımız kötü bir rüyaysa, rüyanın sonunu da söyleyeyim size. 2 Temmuz 1993 günü annemin gözünde yaş yerine kan vardı. Büyüdü gözündeki kan pıhtısı. Bir gün ayağa da kalkamaz oldu. Defalarca ameliyat masasına götürdüler annemi. O gideceği yeri bilerek ince bir çizgi gibi gülümsedi. Ölümünden bir gün önce saatlerce konuştuk. “Babamı çok mu sevdin anne?” …
Şubat 2021 archive
Şub 23
Sis
Özenle boyadım ipliğini sevginin,Gidip de bulamamanın incinmiş rengine.Sisi gümüş bir rüzgârla tepelerden eğirdim,Dokudum yalnızlığın bu serin kumaşını,Sesime ayrılıklardan bir gömlek diktim.Ölümü tastamam ezberledim de geldim,Dilimde bu buruk türkü tadıylaBilmem ki buradan nereye giderim. Sonunda kendime bir top yangın edindim,Soluğumla besledim dudağımın ucunda.Ömrümün külüydü savrulan hep ardımda,Örterek yavaş yavaş bıraktığım izleriYanmış bir günün sürüklenen kanatlarıyla.Koştum, durmadan …
Şub 23
Telgrafhane
UyumayacaksınMemleketinin haliSeni seslerle uyandıracakOturup yazacaksınÇünkü sen artık o sen değilsinSen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisinDurmadan sesler alacakSesler vereceksinUyuyamayacaksınDüzelmeden memleketin haliDüzelmeden dünyanın haliGözüne uyku giremez ki…UyumayacaksınBir sis çanı gibi gecenin içindeTa gün ışıyıncaya kadarVakur metin sadeÇalacaksın. 1952 Melih Cevdet Anday
Şub 23
Dünyanın işleri hep aceledir
Dünyanın işleri hep aceledir. Her zamanki gibi ayaküstü kahvaltı ediyordum. Annem yine öyle seslendi:— Otursana evladım. Birazcık otur.— Tamam. Gidiyorum.— Acele etme yavrum.Annem gözüme her zamankinden farklı, nasıl anlatsam bilmiyorum, değişik bir hüzünle baktı:— Konuşmamız gerek.Debelenir gibi saate baktım. Benzin almam gerek, işe yetişmem gerek, sonra yayınevine geçmem gerek…— Ne vardı?O an annem gözlerime hüzünle …
Şub 23
Kendine Ait Bir Oda
Kadının eleştirisi karşısında duydukları tedirginliği ve bir kadının herhangi bir eleştiriyi, bir kitabın kötü, bir resmin yetersiz olduğunu ya da başka bir şeyi, aynı eleştiriyi getiren bir erkekten çok daha fazla acı vermeksizin söylemesinin olanaksızlığını da açıklar. Çünkü kadınlar gerçeği söylemeye başlarsa erkeğin aynadaki görüntüsü küçülmeye başlar; yaşam karşısındaki uyumsuzluğu yok olur. Aynadaki görüntü son …
Şub 23
Sivas Acısı
Ben tanırımBu bulut bizim oranın bulutuHemşeriyiz ne de olsaBenim için kalkmış ta Sivas’tan gelmişYurdumun bulutuBaşımın üstünde yeri var Ben bilirimBu rüzgar bizim oranın rüzgarıHemşerimiz ne de olsaBenim için kopup gelmiş yayladanYurdumun rüzgarıKurutsun diye akan kanlarımı Ben anlarımBu acı bizim ora işi, hançer acısıBir ülkedeniz ne de olsaAynı dili konuşsak daAnlamayız birbirimiziHançerin nakışıTanıdım acısından, Sivas işi …
Şub 23
Güvercinleri Sevindirin
her sabahuyandığımda,gördüğüm düşü hayra yorarımaçmasına açarım dagöğsümün altın kafesinikorkarımya bu gecegüvercinleryüreğimden başka bir ülkeyegöç etmişlerse. çünkü, ben ilyashasköy’lü – kör ilyas,şu koca istanbul şehrindeyenicami önündesanki dünyanın bütün açlarınıdoyuruyormuş gibigururlanan bir sevinçledarı satarımsavrulması için güvercinlere. Behçet Aysan
Şub 23
Son Düello
Behçet Aysan’a Kaybettim ömrümün son düellosundaŞimdi ayağımın altından kayıyor dünyaGökyüzü aklıma bir kefen oluyorCunda’daki mezarlığa, selvilerin altına gömün beniBuna dayanamam, bu yalnızlığaDöktüm ceplerimdeki yıldızları, ifademi verdimKöprüler yıkık, kıyı yok, teknem su alıyorÖlümün itirafçısıymışım meğer, geç anladımKalbimin üstüne tütün bastımkalem yorgun, defter bitkin… dayadım alnımı masalaraKesik bir tırnak gibi parmağımı arıyorumTetik çekildi artık, kurşun havada uçuyorBir …
Şub 23
Behçet
İşte ‘yağmur dindi’; iki yaz arasınayokluğu bıraktılar, senin o ağustossesini gölgeye değil, külünü aramıza…‘Yağmur dindi’, unutulmaya hazırlanan nevarsa temmuz gibi tutuşuyor aklımda;yarısı o güneşli sesinin tozuyla halaürpertili bir yaz hışırtısına takılmışalymışsekizlik plakta, yarısı kül aklımda!Ah, kül razı değil de kul razı, sesinindolaylarından alınma bu yanık havaya,bir bulut kaynıyor temmuz göğündengözümüzde ‘yağmur dindi’, yangınsa daha…‘Yağmur dindi’ …
Şub 23
Sesler ve küller
orada duruyorsun, fırtınalar tanığımdırterkedilmişbeyaz ve nazlı, yorgun bir hallacın attığı yünler gibidokunaklı. git diyorlar gidiyorsunkal diyorlar ne bir sesne bir şarkı. ey saçlarına ak kuşlar üşüştürenyüzünü peçesine saklamış ayın altındaçam dalına asılan gümüşgölgesi göle …