Şubat 2021 archive

Tecelli

Nedir bu benim çilemHesap bilmemMuhasebede memurumEn sevdiğim yemek imam bayıldıDokunurBir kız tanırım çilliBen onu severimO beni sevmez Oktay Rıfat Horozcu

Kadeh

Burası dalyan kahvesiOrtalık süt mavisiApostol bu ne biçim meyhaneTabağımda bir bulutKadehimde gökyüzü Oktay Rıfat Horozcu

Her Şey Yerli Yerinde

Hiçbir şey değişmeyecek o günGöçüvereceksin bu insan kalabalığındanGelmemiş gibi olacaksın dünyayaSanki bu odada sen oturmadınSen giymedin bu elbiseyiAğlamadınGülmedinYemedin bu ağacın meyvasınıBütün maceranBir varmışBir yokmuş Nahit Ulvi Akgün

Dalgınlık

Bir pencere açıldı kitabımın sayfasındaEl sallayarak sen göründün,Satırlar takım takım evinin önündeNe güzel bu küçük askerler…Fakat kayboluyorsun penceredenŞimdi ağlıyor bütün harfler… Sonra birden beliriyorsunElinde nakışlı mendilin, gülümsüyorsunVe başlıyorsun konuşmağaSesin ağlamaklı,Sesin yumuşak,Anlattıklarına karışıyor kitabın anlattıkları.. Nahit Ulvi Akgün

Bir Misafirliğe Gitsem

Bir misafirliğe gitsemBana temiz bir yatak yapsalarHer şeyi, adımı bile unutup, Uyusam…Kalktığımda yatağım hâlâ lavanta koksaKekikli zeytinli bir kahvaltı hazırlasalarNerede olduğumu hatırlamasamHatta adımı bile unutsam… Melih Cevdet Anday  

Vietnam

“Kadın, adın nedir?” “Bilmiyorum.” “Yaşın kaç? Nerelisin?” “Bilmiyorum.”  “Niçin o tüneli kazıyordun?” “Bilmiyorum.”  “Ne zamandır gizleniyorsun?” “Bilmiyorum.”  “Niçin ısırdın parmağımı?” “Bilmiyorum.”  “Bizden sana zarar gelmeyeceğini bilmiyor musun?” “Bilmiyorum.”  “Kimin tarafındansın?” “Bilmiyorum.”   “Bu bir savaş, seçimini yapmalısın?” “Bilmiyorum.”  “Köyün hâlâ yerinde duruyor mu?” “Bilmiyorum.”  “Şunlar senin çocukların mı?” “Evet.” Wislawa Szymborska Çeviri: Tuğrul Asi Balkar

Ah! Günebakan

Ah, zaman yorgunu günebakan,Güneşin adımlarını sayıyorsun.Gezginlerin yolu bitirdiği yerdeO güzelim altın ülkesini arıyorsun: Orada, arzuyla tükenmiş Gençler,Ve solgun Meryem, kardan kefeniyle,Doğrulup mezardan, can atıyorlarGitmek istediğin yere gitmeye. William Blake

Gecikmiş Sevda

Evet, artık karşılık verebilirdim tutkuna senin.Akıl olmaz, diyordu, olur diyordu gönlüm.Senin ateşine yanmam için sanıyorum kiFırtınalarla sürüklenip gideceğim ben. Nerden çıktın böyle yalaz yalazAteş yıldızlarıyla sarmak için dört bir yanımı?Aldırmasan da şimdi ortada ve açık.Çocuğum yerindesin benim,Ya da çocuğum olabilirdin.Aşkın kanatlanıp uçuşu hep birden olur,Ayrım gözetmez, bir araya toplar insanları,Önemi kalmaz yaşın, eşitlenir,Tutkulu, ateşli ve …

Devamını oku

Sessiz Sabırlı Bir ÖrümceK

Sessiz sabırlı bir örümceği,İzledim küçük bir çıkıntının üzerinde duruyordu bir başına,İzledim çevreleyen sonsuz boşluğu keşfederken,İplikçikler fırlattı dışarıya, iplikçikler, iplikçikler, kendinin dışına,Hiç dolaştırmadan onları, hiç usanmadan hızlanarak. Ve sen ey ruhum duruyordun,Çevrilmiş, çözülmüş, uzayın sonsuz okyanuslarında,Durmadan düşünerek, tehlikeye atılarak, fırlayarak, çabalıyorsundünyaları birleştirmeye,Gereksindiğin köprü kurulsun, tutsun saldığın yumuşak demir,Attığın ağın lifleri sarılsın bir yere, ey benim ruhum. …

Devamını oku

“hay’dan gelen hu’ya gider”

Erir gider kulağımdaO uzak sedaNamesi kalır Çileden çıkar hatırladıkçaBir uzun vedaEsamesi kalır 2006 Haziran’ı başladı – 2007 Haziran’ı bitti. Kaan Demirdöven