Döner yine Kenân’a kaybolan Yûsuf, üzülmeÜzüntüler kulübesi gül bahçesi olur bir gün, üzülme İyileşir durumun ey gam çeken gönül kaygılanmaGeçer bu çılgınlığın, sakinleşir başın, üzülme Dönmese de felek bizim arzumuzca iki günBir kararda kalmaz devran her zaman, üzülme Gelirse ömrün baharı, yine çimenler üstündeBaşına gülden şemsiye çekersin ey bülbül, üzülme Ümitsiz olma sakın ha, bilmezsin …
Şubat 2021 archive
Şub 23
İsyan
Dudaklarıma suskunluk kilidi vurmaSöylenmemiş hikayem var gönlümdeAyağımdan ağır bağları çözBu sevdadan dolayı perişan gönlüm Gel ey adam, ey bencil yaratıkGel, aç kafesin kapılarınıBir ömür boyu beni zindana tıktıysan daŞu bir nefes için salıver artık beni Ben o kuşumÇoktan beri kafasında uçma sevdası olan o kuşDaracık göğsümde iniltiye dönüştü şarkımTükendi hasretle günlerim Dudaklarıma suskunluk kilidi vurmaSöylemem …
Şub 23
Sâkî
Döndür kadehi ey sâkî, sun bana ve meclistekilere;Çünkü aşk kolay göründü önceleri, ancak zorluklar çıktı sonradan. Seher yeli bir misk kokusu almak ümidiyle sevgilinin zülfünü açınca,Saçların kıvrımlarından ne kanlara boyandı yürekler?! Pîr-i muğân, sana seccadeyi şaraba boya derse, dediğini yap.Çünkü yolcu/sâlik konakların yolunu yordamını bilir. Sevgilinin konağında, nasıl dinlenebilir, nasıl eğlenilebilirim?“Yükleri bağlayın” diye feryat edip durmakta …
Şub 23
Gidiyor Gönül Elden
Gidiyor gönül elden yardım edin ey gönül sahipleri Allah aşkına!Yazık, yazık aman çıkacak gizli dert açığa! Masaldır, hikayedir on günlük sevgisi feleğin,İyiliği fırsat bil dostlara ey sevgili. Karaya oturmuş gemimiz, es ey uygun rüzgar,Ola ki görürüz yine sevgilinin yüzünü Gül ve şarap meclisinde gül, tatlı öttü dün gece bülbül:Getirin sabah şarabını, uyanın ey sarhoşlar. Ey …
Şub 23
Gönlü yanık kelebek, ateşten korkmaz
Güle sevdalanan, dikenin sataşmasından korkmaz,Sevgilinin yüzüne hayran kalan, başkalarından korkmaz.Kendi başından geçmiş, cesaretli delikanlı,Kan döken hançerden, darağacından korkmaz.Mansûr gibi “Ene’l-Hak” diye haykıran,Sırlardan habersizlerin kınamasından korkmaz.Ey hazine ve mücevher arayan, düşünme yılanı;Hazineyi ve cevheri götürecek olan yılandan korkmaz.Sevgilinin yüzünün ışığına aşığım, korkum yok ateşten,Gönlü yanık kelebek, ateşten korkmaz. İmâduddîn-i Nesîmî Çeviren; Nimet Yıldırım
Şub 23
İntiha
Sen de bilirsin hüznün incelmişliğini,Fırınında değil, mezecilerinde bulunur kalbimizin, Oysa keder, kara ekmek gibi zorunlu nerdeyse…Senin verdiğin hüzün kedere dönüşüyor gitgide.Sabah güneşi vuran doruklardan,Pembe rengi sildim şimdiki halde…Tipiyi çağırdım, göz gözü görmesin yine.Gözlerime ilgisizlik bulutları ardından,Kış güneşi gibi soluk, serin bak.Her zamanki bakışınla muhakkak,Özlem bulutu çözünür, taşkın olur.Sabah güneşi vuran doruklardan,Pembe rengi sildim bugünlerde;Dağdan kereste …
Şub 23
Orman
Kendine esen rüzgarla derinleşen yüzü bir adamın durur ve ormana bakar, bu benim. Damarların ugultusunu duyar bir sarnıçtan gizli bir kente döşenmiş su yollarının Ağaçların sararmış yaprak uçları dalarken gökyüzünün karanlık denizine kökler büyülü bir ışıkla aydınlanır ve toprak yabancı bir mimariye açılır, bana ait olan. Yalnızlık, doğunun bildik çarşısı kendi alışverişiyle canlanır, yeni bir …
Şub 23
İstasyon
Yalnızım bir kompartımanda Bir hızar testerisinin yaz ışığı ufuk hattından Ağır ağır gözlerime geliyor köşede rüzgar Tozla yıkıyor söğüt dalını çocuk Onaltı bağımsız devlet büstünün Sarkan bıyıklarını düzeltiyor zaman Düşündükçe koyu bir renk alıyor Buraya uzun bir yol boyunca Kurulu bir kumpanya çadırlarından Tuğla harmanlarından geldim her ateşin Çemberinde yanarak ve darağacında Kurutarak dikişsiz gömleklerimi …
Şub 23
Ruhi Bey Anlatıyor: Bir Düğün Günü Ve Sonrası
Kısacık bir gündü, bir iki dakikalık bir gündüÇocukların günü gibi bir gündüKahverengi fotoğrafları vardı, bulanıktıHiçbir şey açık seçik görünmüyorduKocaman bir bahçe olmalıydı, orda burdaTavuskuşları olmalıydı, herbiriÖyle bir başına hiç kımıldamadan duruyorduSaniyeler sümbüller gibiydiSaniyeler sümbüller gibiydi dokunsam iki parmağım arasında akıyorduKısacık bir gündü. Bir kişi bile yoktuHayrünnisa ile ben vardımSeylan taşları ile işlenmiş bir iğne vardıYansıyan …
Şub 23
Değişen
sen bana daha az acırbeni daha çok severdin eskidenyıldız düşerdiöpüştüğümüz taraçayayavru ağzı bir sızıbırakırdı dişlerin adını bilmediğimbir çiçeğe benzerdinhani sularda açanuğruna ölünesiakşam akşam ay tozundabulanırdı ellerinçarpıntı kuşlarıydıgöğsünde biryerlerin bulutlar ertelese yağmurlarınısafi karanfil kokardı gecelerbir gözün sevinçten ağlardıbir gözün üzünçtenhüznünde kol kolamandolinli öğrenciler şimdi en sevdiğim tabloduvara dönükmeğer yanarken yürürmüş ormanmeğer unutkan bir kıvılcım kalırmıştalan hızıyla …
