Dağın eteklerinde orman –çam, sedir, ulu çınarlar…Birbirini seyrediyor aynasında denizin.Çamlar pürleriyle suskun,sedirlerin gözleri uzakta,“Ölünceye kadar seninim,” diyor denizekendi gölgesinde yanan bir çınar. Cevat Çapan
Şubat 2021 archive
Şub 23
tâ, sîn, mîm
Şub 23
İmroz’da Alageyik Çığlığı
bu boşluk sizin mi bayan LenaDereköy’de taş evin avlusunda dalıp gitmiştiniz, daldığınız kıyılarda bulduk sizi kulaç kulaç ıraklaşırken ada sahillerinden gözleriniz bu yüzden mi ovaların ötesinde boşluğa tanıdık geldi, adını sordum bir ağaca yanındaki söğüte, yolda madama sordum ağaç sallandı ışıltılarla, söylemediler yol unutmuş yürüyeni, şimdi evler konuşuyor evler, adını unutmuş ağaçlar gibi rüzgârda duvarı …
Şub 23
Cigarayı Attım Denize
Şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüyoruzGökyüzünün o meşhur maviliğindeUzun saçlı iri memeli kadınlarıylaBir akdeniz şehri çıkabilir içindeAlıp yaracak olsa yüreğiniŞimdi bir güvercinin Şimdi sen tam çağındasın yanına varılacakÖnünde durulacak tam elinden tutulacakHangi bir elinden güzelim hangi bir Bir elinde kızlığın duruyor garip huysuzÖbür elinde yetişkin bir günışığıDaha öbür elinde de kilometrelerce hürlükÇalışan insanlar için akşamlara kadarToz …
Şub 23
Yeryüzü Aşk İçindir
Kum. Çöl kendine döndü. çağın kalbindeki dinamitken aşiret ve feodal dediler parlayan yüzünde yıldızlar şavkırken; ah, dili titrek, ey fırtınası olmayan deniz kentleri!Deprem. Özlemi aşıyor içinde deniz geçen kentlerde yaşamak. Ne çöl kalacak… ne o yalanlar. Fabrikası kapatılmış işçinin direnişi. Tüfeğini kırmış gerilla. Aşkını bağışlamış yeryüzlü yürek. Ne kıskanç, ne acılı. Dimdik şarkılar söylüyor yeniden …
Şub 23
Bir Coğrafyanın Tetik Boşluğunda
1/ HECELERKEN ÖMRÜMÜ Ömrümün hangi hecesine baksam Uzadıkça uzayan bozkır yalnızlığı Ve duman rengi kasabalar ki sen Okunaksız mektuplar da diyebilirsin Sesini yitirmiş bu gergin coğrafyaya Sözlerin eksilip eskidiği bu gri atlas Karanlık bir vadiye akıyor, bütün Işıkları söndürülürken belleğimin Ve sen kurtarabilirsin beni ancak Unutmanın bu vahşi saldırısından Alnımı okşa dağıt alışkanlığımı Belki sümbül …
Şub 23
Kar
kar yağıyor oynak bir havayı kollayarakömrümüze tanık bütün zamanlarına dünyanın sesimizin bembeyaz bir sayfasına/ sonsuzluğa akan günlerimizin çocuksu yalnızlığına gri bir gökyüzünden ışıltılar sağılıyor ardımızdaki ağıdın kilitli kapılarına. çiçeğini özleyen kirazın yapraksız dalına bir kuşu salıyor rüzgarı uçacağı yön belirsiz iki göz/ çarpan bir yürek/ camlardan akan bakışlar uzun yolculuğa çıkan trenlere sefer eyliyor kar …
Şub 23
Lanet Gemi
sular duruldu! bunu dört kez söyledim kendimeyüksek sesle gemiler çarptı kara parçalarına dört kez söyledim; üçü yalandı birini de yanlış kullandım cümle içinde cümle; herkesin bildiği bir delilik anıydı sürtünmek gibi, cızırtı gibi frenin patlaması, dört yanı tıkalı delik gibi. kıllarını papatya suyuyla sarartan yeniyetme kızlar gibi… ben sevişirken hem de tempolu, tırışkadan ya da …
Şub 23
Lethe
ruhum bir kapı, orasıyla burası arasındaiçinden sana bakan bir su akar. bir ormana gireriz sanki usulca bir gölge oradan suya dalar, ağaç onu almak için eğilir kıyıya çekilen beden artık o değildir. toprağa çevirdim yüzümü, ellerinin sırından dökülen kırlara doğru yüzünü aradığım aynalarda beliren soru, uzandım boşluğuna tepelerin dağıldım bir kuş kanadı gibi senin aşkınla …
Şub 23
Atlar Gibi
atlar gibi, diyor yaşlı adam ne şahlandım ben de bir zaman yaşam ki heves uçurur seni durur birden esen rüzgârın o kalıyor bir de toprakla Sevişirken o tadı yağmurun anılar gibi kuruyor tende şimdi gidiyor oldum benden önce gidenlere sözünüz varsa deyin ölüler bir şey bekler o yerde Mahmut Temizyürek





