Yakışmıyor cepheyi terk edişinMert dayanır namert kaçar sevdiğimFazla sürmez hatanı fark edişinHasret eken hüsran biçer sevdiğim Adet ettin aşk dersini asmayıHüner sandın sırra kadem basmayıYetti artık çok denedim susmayıİsyan eden bayrak açar sevdiğim Nice avcı bende silah sınadıGeri tepti sineleri kanadıKırılsa da yüreğimin kanadıYine açar yine uçar sevdiğim Bir resmimiz bile yoksa başbaşaReva mıdır ben …
Şubat 2021 archive
Şub 23
İstanbul Düşman İstilası Altında İken Çamlıca’da
Hey Çamlıca mehtâbı ne olmuş sana öyle?.. Küskün duruyorsun. Bir şey kuruyorsun. Seyrinle ıyan et bana, ilhâm ile söyle: Aksetmede âlâm-ı vatandan mı bu halet?.. Anlat; bu tahavvül neye etmekte delâlet. Vaktiyle ederken bu havâliyi zılâlin Bir sâha-i nilî. Ey neyyir-i leylî, Matem döküyor arza bugün bedr ü hilâlin Bir şeb ki, zîrinde küsûfun, Seyrangehi …
Şub 23
Kar Ve Ben
Esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgar.Söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu?Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar? Yağan beyaz bir sükut, bir mahşerdir sanki kar! Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.Ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu.Ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine; Şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine. Cahit Sıtkı Tarancı
Şub 23
Adam ve
Adam ve…. Kimseye, belli bir mesafeden fazla sokulan bir adam olmadım hiç. Kimseye sokulmadığım gibi, kimsenin de, bana yaklaşmasına izin vermedim.. Hayır , asık suratlı filan değilim. Zaten , insanın, duvar örmek için ,yüzünü asmasına bile gerek yok. Bir tavır, bir söz, bir soruya verdiğin sıradan bir cevap bile, seninle diğer insanlar arasına kalın bir …
Şub 23
Dağdan Onurlu İniş
Gülün, gülün, gülün ne olur!Yüksek sesle, kahkahalarla gülün!Gülün, çünkü gülmeyi kimse yasaklayamaz.Balkonlara, pencerelere çıkın ve gülün!Sokaklara, meydanlara dökülünVe gürül gürül yüksek sesle, katıla katıla gülün! Gülün, çünkü gülmek herkesin anadili,Gülün, çünkü gülmek ve ağlamak, Kandil’den Ankara’ya, Zaho’dan Ankara’ya, Çin’in Sincan’ından Gazze’ye,Gazze’den Arizona’ya kadar herkesin anadili! Dağlardan inin ve inerken gülün!Mağaralardan çıkın Ve çıkarken gülün, kocaman …
Şub 23
Erken Zamanlar
Aile kuluçkamız. Ailenin varlığı bizi çok rahatlatıyor. Doğru ya, anne, baba ve kardeşlerimiz, bizim iyi olmamızı isteyen bize en yakın insanlar. Onların varlığı ne kadar da önemli. Bu zor hayatta onlar olmasa ne yapardık! Ama trajik olarak ilk ciddi yaraları da o kuluçka içinde büyürken alıyoruz. Yakın ilişkilerin sürtünme katsayısı yüksek olduğu için bıraktığı hasar …
Şub 23
Sürgün
Bir ölüyüm ben, dolaşıp duran artık hiçbir yerde kaydım yok bilinmiyorum mülki amirin görev yerinde sayı fazlasıyım altın kentlerde ve yeşeren taşra yörelerinde. Vazgeçilmişim çoktan ve hiçbir şeyle anımsanmamışım. Yalnızca rüzgârla ve zamanla ve sesle ben insanlar arasında yaşayamayan Ben Almanca diliyle çevremde kendime mesken edindiğim bu bulutla bütün dillerde sürüklenmekteyim. Nasıl da kararıyor bulut …
Şub 23
Bademlerden Say Beni
Say bademleri, say acı olanı, uyanık tutanı say, beni de onlara kat: Gözünü arardım hep, gözünü açtığında, sana kimselerin bakmadığı bir anda, örerdim ya o saklı, o gizli ipliği ben, ki onun üzerinde tasarladığın çiy’in testilere doğru kaydığı bir zamanda, yüreğe varamamış öz bir sözle korunan. Ancak böyle varırdın adına, senin olan, o şaşmaz adımlarla …
Şub 23
Beni bağışla, seni seviyorum
Beni bağışla Aşkım – aşkımı hoşgör artıkBeni hoşgör – beni bağışla – Seni seviyorum. Yolsuz yordamsız bir kuş gibi öksendeyim Yüreğim tir tir – örtüsünden kurtulmuş Şimdi yoksul – şimdi çırılçıplak – şimdi soyunuk Acını esirgeme benden – Ko sarınsın yüreğim Ko giyinsin – ko kuşansın – ko örtünsün – Sonra beni bağışla Aşkım – …
Şub 23
seni yalnız seni
seni – yalnız seni der yüreğim yalnız seni – yalnız seni – yalnız seni günümde gecemde nice tutkularım seni der – yalnız seni – yalnız seni bir ışık dileği şavklanır karanlıklarda derininden derininden seslenir bilincin yalnız seni der – yalnız seni – yalnız seni nasıl çarparsa vargücüyle karayel durgunluğa suskunluğu -son- diye öyle çarpar aşkına …