Şubat 2021 archive

Lodos

Uzaklarda çok uzaklardakurbağalarBataklıkların bilinen sesiBir duruyor bir başlıyorYer altından gelir gibi Işıklar oluyor kör kandilÖyle zayıf en uzak yıldızlar utanıyorAlıp dikmek istiyoruz başucumuzaIşıklar büyür mü birleşinceSevgiler gibi Bir yerlerde bir yara durup durup kanıyorDurup durup hatırlıyoruzDaha dün ölmüş oğlumuzu-Mavi gözleriyle nasıl olmuştu da-Ya da bize dün gibi geliyorKar-altı aydınlık mıdırKardelenler başverir son kıştaBembeyaz umut çiçekleri …

Devamını oku

Karıma Mektup

Bir tanem!Son mektubunda:”Başım sızlıyor yüreğim sersem!” diyorsun.”Seni asarlarsa seni kaybedersem;” diyorsun; “yaşayamam!”Yaşarsın karıcığım,kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısıen fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı.Ölümbir ipte sallanan bir ölü.Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm.Fakat emin ol ki sevgili;zavallı bir çingenenin kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer …

Devamını oku

Işığım Söndü

-madencinin son mektubu- Karıcığım hoşçakal, ışığım azalıyor,Yanımda ölü arkadaşlarım.Artık kömür kokulu ekmekler getiremeyeceğim sanırım.Buraya kadarmış çocuklarım, hoşçakalın,Hakkınızı helal edin; anacığım, babacığım.Işığım azalıyor, hoşçakalın.. Üstüme değil içime çöken ocağın sessizliğindeTek tek seslerinizi duyuyorum, yüzlerinizi görüyorum,Işığım azalıyor, soluğum azalıyor, biliyorum,Yavaş yavaş dünyanın kara kalbine gömülüyorum. Işığım söndü, işte gidiyorum..,Ah, en çok da şimdi, bir bilsenizNasıl da bulutları, …

Devamını oku

Mektup

Mermerle bir yazılmışsa tarihiGönderilmeyen mektuplar da gider -anla nereden geldiğini hüznün- Bütün ömrüm ölü bir dilde başlar, ölü bir dilde biter, mektuplar gibidir ömrüm. Adım orda kaldı, bütün adlarım: m e r m e r! Gönderilmeyen mektuplar da gider. Şerif Erginbay

Kalbim Gerçekten Kırık

Kalbim gerçekten kırık ve eylülün ortasıyürüdüm yazmadığım şiirlere basarakyalancı ömrün bilmem bu kaçıncı vartasıher solukta yeniden eksilerek artarak yüzümün sezildiği zamanlar da olmuşturdünya leylak olmuştur akşam duru gün beyazöter ağzın örtükken o ne mene bir kuşturdeğme ezgi insanı bu kadar hırpalamaz. Süleyman Çobanoğlu

Gül İçin İlahi

İnsanlar bir gülü bir senetleDeğiştirmeye alıştılarİnsanlar başka insanların hayatınıBir hezaren sandalye midir hayatDizip kaldırmaya alıştılarİnsanlar yüreği ve onuru, alıştılarYelin üflediği yaprak mıdır onurYürek arsız otlar gibi ayak altındaTanımıyor kimde kimseyiVe kendini tanımak istemiyorİnsan tanımazsa kendini insanNasıl varolabilir Bu yüzden dünya hey koca dünyaDönüyor bir ölüler ülkesineSusanlar şimdilikOyunun dışına düşenlerYalnız onlar doğrulup kalkacaklarGün kıyamete erdiğinde Gülten …

Devamını oku

İki Sünnet Üç Farz

bir, aklın yolunda dinlenme tesisi kalptiruçmağa varsa da uçamaz önce kendinden vazgeçmeyenvicdan tümseğinden geçerken sızlamalıdır beyin amortisörleriarada bir duygu nabzı kontrol edilmesi gereken, kalptir iki, lafın belini doğrultan daima nezakettirkibir kişide durduğu gibi durmaz yürürit ürür kervan yine de caymaz istikametindeninsanı insana ısındıran ve battaniye gibi saran, nezakettir üç, Allah’ın hakkı kimsede kalmaz yorumsuzdurkulun gördüğü …

Devamını oku

Ölü Doğanlar

keskin rüzgarla kulağımı sıyıran bir mermi sesiçok uzaktan geldi, kalbimle gördümsıcak hiçbir şey kalmamış o topraklarda, kan hariçgözlerim hezimete uğradı şaşkınlığım karşısında ilk uyarı: şiir en iyi sırdaştırve fakat ne kadar ortak olabilir bir çocuğunortadoğudaki çığlıklarına… psikopat bir yamyamı bile yola getirebilirince ince, alttan alttan gelen kanun nağmelerikanunlara karşı ölümler hep kıldan inceincelik, annesi ölmüş …

Devamını oku

Sen Bu Şehirden Gidince

Sen bu şehirden gidince ben bir tuhaf oluyorumNe bileyim ellerimi cebime sokup öyle yürüyorum Gülmeyi geçtim tebessüm edemiyorum. Senin ellerini tutmak, Yoksul bir sahaftan alınmış yirmi beş yıllık kitaba dokunmak gibi. Senin gözlerine bakmak, Dört mevsimin tamamını yirmi dört saat içinde yaşamak gibi. Sen bu şehirden gidince ben bir tuhaf oluyorum Ne bileyim trafik lambalarını …

Devamını oku

Bizansa Benziyor Aşkımız

bizans’a benziyor aşkımız,son demlerini yaşıyor.düşünüyorum da,yüzlerindeki parıltıcaddeleri dolduranlarınya da öbek öbek toplananlarınköşebaşlarında ve meydanlardafısır fısır konuşanlarınyüzlerindeki parıltı,bana bakıp dasaçını arkaya atarkenyüzünde görülenparıltıya benziyordur. düşünüyorum da,uzun uzun konuşmamışlardır,konuştukları da havadan sudan,bir şeyler söylemeye çalışıpduraksamışlardır,anlatmayı becerememişlerdirsöylemek istediklerini,yeniden vazgeçerekbirbirlerine bakıpyere indirmişlerdir bakışlarını. çok eski ikonlar meselaböyle parıldaryanan bir kentin alevi gibiveya yaklaşan ölümün ışıltısıgencecik ölenlerin resimlerinde,geride kalanların anılarında …

Devamını oku