Kara kara düşünerek, kafiye avlayarak, lambamın vızıltısıylaUyanığım bütün gece, ürküyorum buz gibi yorganımdan. Yaprak dolu bir avluda, hızlanıyor mutsuz rüzgârGeçerek perdemin üzerinden, batıyor biçare ay Ummuştum ki birlikte olacaktık. Tam tersine: ayrıldık.Fakat, hiçbir şeydir hayatın değişkenliği, bir bilge kalbi için Karanlık koruluğun kuytularında, bir tünekçik ararlarDöne döne, akşamları serçeler figan edip ağlarlar. Yu Hsuan Chi
Şubat 2021 archive
Şub 23
Duygularımı Dışa Vurarak
Gevşe, yapılacak bir şey yok,Tek başıma geziyorum dans eden ışıkta Bulutlar dağılıyor, mehtap sudaBaşıboş, serseri bir kayıkta Hsiao Liang tapınağındaki lavtayı dinliyorumYü Liang’ın kulesindeki şarkıyı Bambu kamışları dostumTaşlar yoldaşım Kırlangıçlar, serçeler takip ediyor beniNe gümüş gerek bana ne altın Köpüklü yeşil şarapla dolduruyorum kadehimi;Ay altında, ince ezgi Parlayan dolunayın etrafında adımlarımÇıkarıyorum saç tokamı ve bırakıyorum …
Şub 23
Hissettiklerimi Söyleyerek
Hüzünlü bir melodi, zincifre ipliklerleNasıl tutabilirim o müziği içimde? Çok küçükken öğrendim, sevgilinin dokunuşunuKibarlaşmadan önce, seçkinleşmeden önce. Parıldayın, parıldayın şeftaliler, eriklerNe beis var, efendiler sizi öyle isterse? Yeşerin, yeşerin çamlar ve tarçınlarDünya ancak o zaman hayran olur sizlere. Berrak ay, yosun tutmuş basamaklar üstündeBir şarkı, bambu kamışlarının derinlerinde. Kapının dışında, kırmızı yapraklar düşmüş yerlereBeklediler gelişini. …
Şub 23
Tzu-An İçin
Ayrıldık, bin kupa şarap bile yok edemez kederiAyrılık yüz düğüm olmuş, ben çözemem ki. Buzların çözülme vakti, orkideler açıyor, dönüyor baharSalkım söğütler keyifli yine memnun kayıklar Kavuştuk ve ayrıldık, birlikte duramayan bulutlar gibi,Öğrendim şimdi aşkın nehre benzediğini Bu bahar buluşmamız mümkün değil yenidenAma çıkmayacağım Yeşim Kulesindeki şaraphaneden. Yu Hsuan Chi
Şub 23
Dilek
Ah! Yarenler! Ilk sevgililer! Ve çiçek tenlerSaçların altın rengi, gök rengi bakışların,Kendiliğinden dogan ürkek okşayışlarınKorkuyla dokunduğu sevgili toy bedenler! Yazık! Uzaklarda mı o kıvançlı, saf günler?Hersey ilkbaharına doğru çılgınlıklarınKanatlanıp uçtu mu? Sonsuz acılarımınHüznümün, kıvancımın kışları birer birer! İşte yapayalnızım ürkek ve yapayalnız,Umutsuz, garip bir öksüz misali ablasız,Daha çok üşüyorum ak saçlı bir adamdan. Sen ey …
Şub 23
Alıştığım Düş
Hayal eder dururum;yüreğimi dağlayanDüşünü bir kadının, sevdiğim, beni seven,Ne tüm özge bir insan, ne kendine benzeyenBilinmedik bir kadın, beni seven, anlayan. Beni anlıyor O, ve yüreğim, ışıldayanYüreğim O’nun için sorun olmaktan çıktı,O’dur solgun alnımın sıcak ıslaklığınıGözyaşlarıyla serinletmek için ağlayan. Bilmem, esmer mi, sarışın mı, kızıl saçlı mı ?Hatırladığıma göre, tatlı bir ismi vardıÖmrün sürgün ettiği …
Şub 23
Hirodiasın Açılışı
Hükümsüz, ve korkunç kanadını boğmuş gözyaşlarıHükümsüz havuzun, ki yansıtır telaşları,Kıpkırmızı mekanı çıplak altınla kırbaçlayarak,Seçti o armalara yaraşır tüyler, seçti bir ŞafakÖlü külleri taşıyan ve kurban veren kulemizi,O ağır mezarı ki, kaçırdı şafakta kimsesiz bir kaprisi,Güzel bir kuşu, nafile tüyleri simsiyah…Ah, düşkün ve kasvetli ülkelerin malikanesi ah!Çalkantısız! Yatışıyor donuk su,Ne tüy konar diye ne unutulmaz kuğu:Su …
Şub 23
El Desdichado
Garibim, yaslıyım, yok derdime çare bulan,Kalesi elden gitmiş Aquitaine’li beyim ben:Bir tek yıldızım söndü, darmadağın sazımdanKarasevda’nın kara güneşidir akseden. O mezar gecesinden, ey tesellim bir zaman,Pausilippe’i, İtalyan denizini ver geri,Ve o çiçeği, dertli gönlüme merhem olan,Çardakta asmalarla sarmaş dolaş gülleri. Phoibos, Amor muyum?… Lusignan mı, Biron mu?Kraliçenin öptüğü alnım hâlâ kırmızı;Mestolmuşum mağarada yüzüyorken su kızı… …
Şub 23
Fantazya
Bir hava bilirim dünyalara değişmemBütün Rossini, Mozart, Weber sizin olsun Çok eski bir hava, ağı, hazin, muhteşem Yalnız ben duyarım onda ne varsa füsun Ne zaman o havayı dinleyecek olsam Ruhum gençleşiverir beden iki asır On üçüncü Louis devridir vakit akşam Batan günle sararmış bir yamaç uzanır Camları kızıla çalan renklerle yanar Tuğlalardan bir şato, …
Şub 23
Gerard de Nerval
Siyahın gezginiyim: Her gün daha derineYanar akşamla caddede vebalı lambalar,Bezgin, sıkıntıyla bakar herkes benzerine;Redingotlarıyla mumya gibi otururlarİş yerlerinde, kahvelerde. Ve akar zaman.-Birden söner uzak bir yıldız gibi yaşaman-Demek isterim, alımlı kadının birine. Çünkü kanar “bir mezarda bırakılan aşklar”:Adrianne! Jenny! Yıllardır bakir bir dulum ben,Avuntu bilmez. Nafileydi tüm yolculuklarO arayış: Kara güneş içimdeydi zaten.Gittim harfin ve …