Yağmur damlaları gözlerinin göllerinde derin ve sessiz mercan kayaları balıklar geçer uykularından Ben geçerim senin ıslak kayalarından kuğular geçer Bulutların aşkevi gümüş köprülerinden geçirir beni Uyanmak isteyemem tutup çekersin beni unutuşun saraylarında dudaklarında kışkırtıcı yanılsamalar Gün solar gece senin kollarında doğar boşlukta uçan tüy ürperir Sen yoksun düşlerdir kuran ışık akışı gövdemin pencerelerinden ne acı …
Şubat 2021 archive
Şub 23
Uludere Uludere
Mahir’e ve Merve Ceren’e “Bir ‘Uludere Destanı’ yok mu tezgâhta, ağbi?” diye soruyorlar e-mektuplarında bu iki dostum. Ve uyandırıyorlar, uyuyan közlerimi. Bir ‘Uludere Irmağı’, evet, neden olmasın? Allah’ın ırmaklarından biri, ‘Şiirin ve Cazın Irmakların’dan biri? Diye soruyorum ben de kendime Ve o otuz …
Şub 23
Kadınlar ve biz
Bir kadın, çocuktur aslında. Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister. Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. Ama hiçbir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister. Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz ama asla onu bir çocuk olarak …
Şub 23
Bir Ayrılığın Anatomisi
“İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır”, der Dostoyevski…Veda acısı, kabuğunu soyar insanın; yıldızını kazıyıp çırılçıplak ortaya serer.Birlikteliğin örttüğü tüm kusurları ayrılık sergiler.Bir ayrılık arifesinde helalleşilir ve o an hakiki tabiatlarıyla yüzleşilir. “Ölene kadar” diye söz verilmiştir, ama “ölüm yolunda” başka tercihler belirmiştir.Kararsız prensesin vicdani azap çekerken 7 cücelerin somurtkanı “aklini …
Şub 23
Hazır mısın?
Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak. Evinin, seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin…Sokağa fırlayacaksın…Sokaklar da dar gelecek…Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi…Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü…Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…“Önemli olan sağlık.”“Yasamak güzel.”“Boş ver, her şey unutulur.”Sen hiçbirini …
Şub 23
Bir Dost
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın… ‘Nereden çıktın bu vakitte’ dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı… Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni …
Şub 23
Özleme dair…
Yüreğimi sıkıştıran bu kesif hüzün, belki de terketmişlere özgü gizli bir terkedilme duygusudur. Özledim seni… Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir… Beynimi uyuşturuyor özlemin… Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor. Sabahlara seni okşayarak başlamaları akşamları, …
Şub 23
Keşke
Teypte eski bir Cohen şarkısı: “Yolumu gözleyen bir kadını terk ettim / karşılaştık bir süre sonra / ‘Gözlerinin feri sönmüş’ dedi bana: / ‘Aşkım, ne oldu sana?’/ Böyle gerçeği söyleyince / ben de doğru söylemeye çalıştım ona / ‘Senin güzelliğine ne olduysa’ dedim,/ ‘benim gözlerime de o oldu’. * * * 8-10 dizeye sıkışmış hazin …
Şub 23
Yaralı Bir Yürek
Havana’da Ernest Hemingway’in 7 yıl yaşadığı otel odasını gezmiştim yıllar önce… Hotel Ambos Mundos… 511 numaralı oda… Hemingway, pencereleri körfezin girişine bakan bu küçük odada 1932-1939 yılları arasında yaşamış ve ünlü romanı “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” u orada yazmış. Şimdi müze olan evin salonunda oltaları ve eşyaları duruyor. Camekanlı bir bölmede, Londra’daki yayınevinden gelmiş bir …
Şub 23
Aşk Budur!
Öyle tesadüfler vardır ya: Bir otobüs durağında poşetlerle beklerken, rastlaşırsınız aniden… “Bu o…” diye içiniz titrer. Bir zamanlar yüreğinizi yakan aşık, sarkmış göbeği, ağarmış saçlarıyla karşınızdadır… İki elinde iki çocuk… – Nasılsın? – İyiyim… Ya sen?… – Kızın amma da büyümüş… Benim de var 10 yaşında… – Annen, baban?.. – Babamı kaybettik. Annem hasta… – …