yarım kalmış uzun şiirler değil kısa şarkılar söylemeli…

fesleğenlere de göz değer mi diye soruyor sana yorgun bir karınca
bilemeyeceğin sorular var tabii, nereden bileceksin
nazar diye bir şey var, sulara da dokunur toprağa da
avucuna da dokunur mu nazar, fesleğen kokan avucuna
mavi boncuklu firketeler, kundaklar ve karıncalar
her akşam suya bastığın kalbin, bahar kokan sabunlar
hepsini biliyorsun evet, hepsinden haberin var
peki ya çıkmayan lekelerini kalbin,
kaç ölçek deniz suyuna basarlar
ne tarafa seyirirse bir kalp hayra işaret eder
ya fesleğen mevsiminde kaybettiklerin, ya gidenler
kalplerine pusula koyup gönderdiklerin
dönüş yolunu öğretmediklerin
kendinden büyük yorgun bir soru soruyor sana karınca
bilemezsin tabii, nereden bileceksin…
anlaşılmaktan korkuyorsun biliyorum
bu kadar anlaşılır olma, bu kadar kızarmasın yanakların
kuş diline boya gözlerini, ağlama ki akmasın…
karıncaların bile kalbi olduğuna inanarak
fesleğen kokan cevaplar biriktirebilir misin
iki oda bir salon ferahlığında bir söz söylemelisin
sonra bağlamalısın birkaç yarabandını uçurtma çıtalarına
biliyorum, haklısın, sen hiç uçurtma yapmadın…

Zehra Betül

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.